Danıştay Kararı 4. Daire 2021/6927 E. 2021/6864 K. 17.11.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2021/6927 E.  ,  2021/6864 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2021/6927
Karar No : 2021/6864

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğu ileri sürülerek tesis edilen vergi mükellefiyetinin iptali ve vergi inceleme raporu uyarınca, 2009 yılı için re’sen tarh edilen gelir vergisi, kesilen vergi ziyaı cezası ve özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitleri, davacı tarafından ikrazatçılık faaliyetinde bulunulduğu hususunu somut olarak tespite yeterli olmadığı anlaşıldığından, dava konusu vergi ziyaı cezalı gelir vergisi, özel usulsüzlük cezaları ve tefecilik faaliyeti nedeniyle tesis edilen vergi mükellefiyeti işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı adına yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ve Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan temyiz istemi Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 09/06/2021 tarih ve E:2021/515, K:2021/948 sayılı ısrar kararı ile bozma kararına uygunluk yönünden reddedilerek, kararın diğer hükümlerine ilişkin temyiz incelemesinin sonuçlandırılması için Kurulca Dairemize gönderilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı ve iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu kurala bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde, gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu, gelirin, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olduğu, 37. maddesinde de, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
Uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 30/09/1983 tarih ve 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/a bendinde, ikrazatçı, ”Devamlı ve mutad meslek halinde, faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden ve kendilerine faaliyet izni verilen gerçek kişiler” olarak tanımlandıktan sonra; 9. maddesinde ise tefecilik, “İkrazatçılık yapmak üzere izin alınmadan, faiz veya her ne ad altında olursa olsun, bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle ödünç para verme işlemlerinin yapılması veya bu işlerin meslek ittihaz edilmesi ve Kanun Hükmünde Kararname uyarınca alınan ikrazatçılık izni iptal edildiği halde, ödünç para verme işlerine devam edilmesi“ şeklinde tarif edilmiş, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarında ise, yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında önemli miktarlardaki paraların günün ekonomik koşullarında karşılıksız olarak alınıp verilemeyeceği, bir yılda birden çok kişiye veya aynı kişiye birden çok yılda borç para verilmesinin ikrazatçılık olduğu kabul edilmiş, borç para verme işlemlerinde faizin peşin alındığı, alacağın senet veya ipotek tesisi suretiyle güvenceye bağlanmasının da faiz alındığına delil teşkil edeceği belirtilmiştir.
Davacı şirket adına ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğundan bahisle düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu’nda; 1980 ila1986 tarihleri arasında Adana ili, Seyhan ilçesinde manifatura toptan satışında bulunduğu ve mükellefiyetin terk gözüktüğü, mükellefin ortak ya da temsilcisi olduğu herhangi bir şirketin bulunmadığı, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı yazısında, mükellefin … Bankası A.Ş. … -İstanbul Şubesi nezdindeki hesabında yüksek tutarlarda parasal işlemler gerçekleştiği, beş adet toplam 1.049.280,00 TL tutarındaki çekin banka şubesine tahsile verildiğinin belirtilmesi üzerine 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin hesap ve işlemlerin incelenmeye alındığı, MASAK Başkanlığı tarafından gönderilen veriler ile 2008 yılına ait hesap hareketlerini gösteren liste incelendiğinde Özel … Bilgi Sis. A.Ş. tarafından farklı tarihlerde olmak üzere toplam 53.697,50 TL tutarında havale yapıldığı, ayrıca toplamı 1.049.280,00 TL tutarında olan 5 adet çekin yine aynı şirket tarafından keşide edildiğinin tespit edildiği, banka hesapları incelendiğinde de mükellef hesabına Özel … Bilgi Sis. A.Ş. tarafından 2008 yılında toplam 94.667,50 TL, 2009 yılında ise toplam 904.488,00 TL tutarlarda havale/eft yapıldığı, söz konusu havalelerin/eftlerin kaynağının sorulması üzerine mükellefin ifadesinde, Özel Bilgi … Sis. A.Ş. ile herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığı, şirket yetkililerinin tanındığı ve çok yakın arkadaş oldukları, şirketin finansal yönden sıkıntıları bulunması nedeniyle şirkete ödünç para verildiği beyanında bulunduğu, 2009 yılında şirket yönetim kurulu üyesi … tarafından mükellefin hesabına 500.000,00 TL gönderildiği, söz konusu paranın gönderilme nedenine ilişkin mükellef tarafından, şirketin ortakları olan … ve …’in tanındığı, kendileri ile ticari bir ilişkisinin olmadığı ve gönderilen tutarların arkadaşlık ilişkisi çerçevesinde alınıp verildiğinin ifade edildiği, yine aynı yılda mükellef tarafından şirkete ait 581.750,00 TL tutarındaki çeklerin tahsil için bankaya verildiğinin tespit edilmesi üzerine çeklerin kaynağının borç ilişkisinden kaynaklandığının beyan edildiği, mükellef hesabından anılan şirket hesabına yine 2009 yılında 858.000,00 TL havale yapıldığının tespit edildiği, havalelerin nedenine ilişkin olarak arkadaş ilişkisi çerçevesinde ödünç olarak verildiği, kimi zamanda ödünç verme işleminin nakit olarak gerçekleştirildiğinin beyan edildiği, mükellefe Özel … Bil. Sis. A.Ş.’ye ödünç olarak verilen paranın toplam tutarı ve vadesinin ne olduğu ile verilen tutarlar karşılığında faiz/kar vb. bir gelir elde edilip edilmediği sorulduğunda, banka kayıtlarında yer alan tutarlar kadar borç para verildiğinin, arkadaş ilişkisi nedeniyle vade konulmadığının, şirketin hesap durumunun müsaitliğine göre ortalama 1 ila 3 ay arasında banka kanalı veya elden kendisine ödeme yapıldığının ifade edildiği, mükellef hesabına gönderilen havaleler ile yüksek tutarlı çeklerin kaynağının tespit edilmesi amacıyla Özel … Bil. Sis. A.Ş. nezdinde de araştırmalar yapıldığı, bu kapsamda şirketin iş yeri adresine ve şirket yönetim kurulu başkanının bilinen ikametgah adresine bilgi isteme yazısının gönderildiği ancak tebliğ edilemediği, yönetim kurulu üyesi … ‘ya bilgi isteme yazısının gönderildiği, yazı üzerine söz konusu şirketle bir ilgisinin olmadığının, şirketin ortağı ve yöneticisi olduğunun ise yeni öğrenildiğinin, bu nedenle de yetkili mahkemede dava açıldığının beyan edildiği, şirketin devirden önceki ortağı ve yönetim kurulu üyesi … ‘in ikametgah adresine gönderilen bilgi isteme yazısının ise, nakil almadan adresin terk edilmesi ve yeni adresin bilinememesi nedeniyle tebliğ edilemediği, sonuç olarak Özel … Bil. Sis. A.Ş.’nin, eski ve yeni ortak ve yöneticilerine ulaşılamadığından havaleler ve düzenlenen çekler nedeni ile şirket nezdinde herhangi bir tespit yapılamadığından mükellefin ifadeleri doğru kabul edilerek, bu ifadeler ile tespit edilen hususlar doğrultusunda, mükellefin borç para verme işini mutad bir meslek halinde yaptığı, yapılan bu işin ikrazaatçılık olduğu ancak izinsiz olarak yapıldığından fiilin tefecilik kapsamında bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden, her ne kadar davacı tarafından, ödünç verilen tutarlar karşılığında herhangi bir ücret veya komisyon alınmadığı iddia edilmiş ise de; günün ekonomik koşullarında, aralarında yakın akrabalık veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında karşılıksız borç para verilmesinin hayatın olağan akışına ve ticari icaplara aykırı olduğu ve davacı tarafından ödünç verilen tutarların da arkadaşlık ilişkisinin kabul edilemeyeceği tutarlarda bulunması, ayrıca 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B. maddesi uyarınca aksini ispat külfeti kendisine ait olan davacının da dosyaya aksini ispatlayıcı nitelikte herhangi bir bilgi veya belge sunamadığı dikkate alındığında, davacının hem birden fazla yılda tek şirkete, hem de bir yılda birden çok defa aynı şirkete ödünç para vermek suretiyle ikraz işiyle devamlı ve mutad meslek halinde uğraştığı ve dava konusu dönemde de ticari kazanç elde etmek maksadıyla ikrazatçılık faaliyeti gösterdiği sonucuna varıldığından, dava konusu vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık, aksi yönde verilen Vergi Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, Mahkemece yeniden verilecek kararda, özel usulsüzlük cezaları yönünden de yeniden değerlendirme yapılacağı tabiidir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 17/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.