Danıştay Kararı 5. Daire 2019/3988 E. 2021/4492 K. 13.12.2021 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2019/3988 E.  ,  2021/4492 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/3988
Karar No : 2021/4492

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından; mahkeme kararı gereği muvazzaf subay adaylığı görevine başlatılma istemiyle Milli Savunma Bakanlığı’na yapılan başvurunun, muvazzaf subay adaylığı işlemlerinin 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6. maddesi uyarınca sonlandırılmış olması nedeniyle idarece tesis edilebilecek işlem bulunmadığından bahisle reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacının muvazzaf subay adaylık işlemlerinin hakkında yapılan güvenlik soruşturması nedeniyle sonlandırıldığı, söz konusu işleme karşı açılan dava sonucu işlemin iptal edildiği, davacının Mahkeme kararının uygulanması için davalı idareye başvurduğu, davalı idarece bir sonraki eğitim dönemi için planlama aşaması devam ederken 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 29/10/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin 6/1-(a) maddesine göre, Kuvvet Komutanlıkları tarafından temin faaliyeti tamamlanmamış olan subay ve astsubay adayları ile sözleşmeli subay ve astsubay adayları hakkındaki işlemlerin iptal edildiği, davacının muvazzaf subay adayı statüsünde olduğu ve ilgili Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımlandığı tarihte temin faaliyeti tamamlanmamış ve nasıp sürecinin henüz sonuçlanmamış olduğu, davacının muvazzaf subay adaylığından ilişiğinin kesilmesinin 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereği olduğu, yürütme organına bu hususta bir yetki tanınmadığı, idarece bağlı yetki çerçevesinde davacı ile aynı statüde bulunan tüm subay ve astsubay adaylarına aynı şekilde işlem yapıldığı, davacının muvazzaf subay adaylığına kabulünün oluşan fiili ve hukuki imkansızlık nedeniyle mümkün olmadığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının subaylığa nasbedilmemesine ilişkin işlemin kanun niteliğini taşıyan bir hukuki düzenleme olan ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükmü uyarınca tesis edildiği, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamede bu konuda idareye herhangi bir değerlendirme yapma ya da başka yönde işlem tesis etme olanağının tanınmadığı, bu itibarla davacının hukuki durumunu etkileyen idari davaya konu olabilecek bir işlemin varlığından söz edilmesine olanak bulunmadığı, söz konusu uyuşmazlık nedeniyle davanın reddi değil, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-b maddesi uyarınca davanın incelenmeksizin reddi yolunda hüküm kurulması gerekmekte ise de, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının sonucu itibariyle hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; 2015 yılında yapılan sınavlarda başarılı olduğu halde, beraat ettiği ve Yargıtay tarafından onanmak suretiyle kesinleşen özel belgede sahtecilik suçu nedeniyle hakkındaki güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle dış kaynaktan muvazzaf subay adaylığı işlemlerinin sonlandırıldığı, anılan işlemin iptali amacıyla açılan davada verilen yürütmenin durdurulması ve en nihayetinde iptal kararının idare tarafından temyiz edilmesi sonucu Danıştay 12. Dairesinin 25/04/2017 tarih ve E:2016/9910, K:2017/1917 sayılı kararıyla temyiz talebinin reddine karar verilmesi suretiyle kesinleştiği, 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan düzenlemenin amacının FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının sınavlarda yaptıkları usulsüzlükleri ve anılan örgütün Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmasının önlenmesi olduğu, bu nedenle anılan KHK’nın yayım tarihinden önce dış kaynaktan muvazzaf subay veya dış kaynaktan muvazzaf astsubay temini kapsamında eğitim ve öğrenimleri devam edenler ile ilgili tedbir alındığı, kendisinin ise güvenlik soruşturması nedeniyle adaylığına son verildiği, anılan işlemin mahkemece iptal edildiği, iptal kararının dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten önceki hukuki durumun geri getirilmesi sonucunu sağlaması gerektiği, emsallerinin 2016 yılı ilk yarısı içinde temel askerlik ve subaylık anlayışı kazandırma eğitimine tabi tutularak subay olarak göreve başladıkları ve halen göreve devam ettikleri, bu durumda kendisinin 675 sayılı KHK’da yer alan düzenleme kapsamında olmadığı, adaylığının kabul edilerek, iptal kararının davalı idareye tebliğinden itibaren neredeyse yılda 2 veya 3 defa dış kaynaktan muvazzaf subay alımı yapıldığı ve SUTASAK eğitimine tabi tutularak subaylığa nasbedildiği, gerek Anayasa’da gerekse OHAL süresince çıkarılan KHK’larda mahkemece verilen iptal kararlarının uygulanmayacağına dair bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle iptal kararının uygulanmaması ve subay adaylığına alınmaması işleminin kamu hizmetine girme hakkını açıkça ihlal ettiği, dava konusu işlemin uygulanmasına devam edilmesi halinde, emsallerinden 3 yıl gibi uzun bir süre geride kaldığı bu nedenle ileride telafisi imkansız zararlara maruz kalacağı, Anayasa’nın 138. maddesi ile İYUK madde 28 hükümleri uyarınca mahkeme kararlarının yerine getirilmesinin zorunluluk olduğu, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; davacının güvenlik soruşturması nedeniyle adaylığının sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada mahkemece verilen iptal kararının yerine getirilmesi talebiyle idarelerine yaptığı başvurunun, anılan dönemde yürürlüğe giren 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca davacının adaylığının sonlandırıldığından bahisle reddedildiği, Kanun Hükmünde Kararnamelerin fonksiyonel açıdan kanun niteliğine haiz olduğu, subaylığa nasbedilip edilmeme hususunda idareye herhangi bir değerlendirme yapma ya da aksi yönde bir işlem tesis etme hakkı tanınmadığı, bu itibarla dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davalı idare bünyesinde muvazzaf subay adayı olan davacı tarafından, hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle adaylığının sonlandırılması üzerine anılan işlemin iptali istemiyle açılan davada verilen iptal kararının uygulanması talebiyle davalı idareye yaptığı başvurunun, muvazzaf subay adaylık işlemlerinin 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sonlandırıldığı, anılan Kanun Hükmünde Kararname gereği idarece yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığından gerekçesiyle reddine ilişkin Milli Savunma Bakanlığı’nın … tarih ve … sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri Ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, iptal davaları, “idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar” olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun “Kararların sonuçları” başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında ise; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.” hükmü yer almaktadır.
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK’nın anılan toplantısında “demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla” Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
29/10/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 7082 sayılı Kanun ile kabul edilen 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin “İptal edilen geçiş işlemleri” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, “Kuvvet Komutanlıkları tarafından temin faaliyeti tamamlanmamış olan subay ve astsubay adayları ile sözleşmeli subay ve astsubay adayları hakkındaki işlemler iptal edilmiştir.” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin genel gerekçesinde; Kanun Hükmünde Kararname ile terör örgütleri veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan kaynaklanan tehditlere karşı demokrasiyi, temel hak ve hürriyetleri ve kamu düzenini korumak amacıyla olağanüstü hal kapsamında alınması gereken tedbirlerin düzenlendiği, madde gerekçesinde ise; madde ile, nasıp süreci henüz sonuçlanmamış durumda olan subay ve astsubay adayları ile sözleşmeli subay ve astsubay adayları hakkındaki işlemler ile henüz tamamlanmamış durumda olan astsubaylıktan subaylığa ve uzman erbaşlıktan astsubaylığa geçiş işlemlerinin iptal edilmesinin öngörüldüğü hususları yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin genel gerekçesinde de açıklandığı üzere anılan kararnamenin asli amacının terör örgütleri veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan kaynaklanan tehditlere karşı demokrasiyi, temel hak ve hürriyetleri ve kamu düzenini korumak olduğu açıktır.
Bu kapsamda Olağanüstü Hal kapsamında bir dizi tedbir alındığı, nasıp süreci henüz sonuçlanmamış durumda olan subay ve astsubay adayları ile sözleşmeli subay ve astsubay adayları hakkındaki işlemler ile henüz tamamlanmamış durumda olan astsubaylıktan subaylığa ve uzman erbaşlıktan astsubaylığa geçiş işlemlerinin iptal edilmesine ilişkin tedbirin de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin FETÖ/PDY iltisaklı şahıslardan arındırma amacına hizmet ettiğinin kabulü gerekeceği tabiidir.
Dava konusu uyuşmazlıkta, davacının 2015 yılı Dışarıdan Muvazzaf Subay Temin faaliyetleri kapsamında davalı idareye müracaat ettiği, yazlı sınavları geçerek aday olmaya hak kazandığı, ancak davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması neticesinde davacı hakkında “özel belgede sahtecilik suçu kapsamında” yürütülen soruşturma bulunduğundan bahisle alım işleminin iptal edildiği, anılan işlemin iptali istemiyle açılan davada, ilk derece mahkemesince öncelikle 01/04/2016 tarihinde dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, davalı idare tarafından verilen karara karşı yapılan itiraz üzerine Bölge İdare Mahkemesince itirazın reddine karar verildiği, bunun üzerine davalı idarece mahkeme kararının yerine getirilmesi amacıyla 26/05/2016 tarihli yazısı ile davacının Eylül 2016’da yapılması planlanan SUTASAK eğitimine çağırılacağının bildirildiği, ilk derece mahkemesince 14/06/2016 tarihli kararla anılan işlemin iptaline karar verilmesi üzerine davacı tarafından 01/09/2016 tarihli dilekçe ile mahkeme kararının yerine getirilmesi talebiyle idareye yapılan başvuruya cevaben davalı idarenin 13/10/2016 tarihli yazısı ile Eylül 2016 tarihinde yapılması planlanan SUTASAK eğitiminin başlamadığı, müteakip dönemde ilk açılacak SUTASAK eğitimine kaydının yapılacağının bildirildiği, davacıya 04/03/2017 tarihinde gelen bir SMS ile 08-09/03/2017 tarihinde yapılacak SUTASAK eğitimine katılış işlemlerinin yapılacağının bildirilmesi üzerine davacının eğitime katılış amacıyla davalı idareye gittiği, ancak öncelikle dosyasının bulunmadığı, sonrasında ise mahkeme kararı sonucunun beklendiğinin şifahi olarak bildirildiği, bunun üzerine davacı tarafından 14/03/2017 tarihli dilekçe ile yapılan başvuru üzerine, davalı idarece; 11/04/2017 tarihli yazısı ile Eylül 2016’da yapılması planlanan SUTASAK eğitiminin hiç bir aday için başlatılmadığı, 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca yayım tarihinde muvazzaf subay adayı statüsünde olması nedeniyle adaylık işlemlerinin sonlandırıldığının bildirildiği, bu defa, davacı tarafından 02/06/2017 tarihli dilekçesi ile, mahkeme kararı yerine getirilmiş olsaydı temin faaliyetlerinin tamamlanmış ve atamasının yapılmış olacağı, idari işlemin mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle tesis edildiği andan itibaren geçersiz olduğu belirtilerek, mahkeme kararının yerine getirilmesinin talep edildiği, anılan dilekçeye cevaben davalı idarece muvazzaf subay adaylık işlemlerinin 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca sonlandırıldığı, anılan Kanun Hükmünde Kararname gereği idarece yapılacak herhangi bir işlem bulunmadığı gerekçesiyle talebinin dava konusu işlemle reddi üzerine anılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dosyasının incelenmesinden, davacının güvenlik soruşturması neticesinde adaylık statüsünün sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada mahkemece verilen yürütmenin durdurulması kararının uygulanması amacıyla davalı idarece, davacının Eylül 2016 tarihinde yapılması planlanan SUTASAK eğitimine çağırılacağının bildirildiği 26/05/2016 tarihi itibariyle 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin henüz yürürlüğe girmediği, dolayısıyla davacının anılan Kanun Hükmünde Kararname kapsamına girmesinin nedeninin davalı idarece yargı kararının uygulanmasının geciktirilmesinden kaynaklandığı tartışmasızdır.
Bu itibarla, dava konusu uyuşmazlığın Kanun Hükmünde Kararname uyarınca tesis edilen işlemden değil mahkeme kararının uygulanmamasından kaynaklandığı açık olup, Bölge İdare mahkemesince uyuşmazlığın esasına girilmek suretiyle; yargı yerlerince verilen iptal kararlarının dava konusu edilen işlemleri tesis edildiği tarihten itibaren hükümsüz kıldığı, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu uyarınca dış kaynaktan muvazzaf subay alımlarının devam ettiği, mahkemece verilen iptal kararı uyarınca davacının durumunun birlikte sınava girdiği emsallerine göre değerlendirilmesi ve sonucuna göre işlem tesis edilmesi gerektiği hususları birlikte değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken; mahkeme kararının fiili ve hukuki imkansızlık nedeniyle yerine getirilmesinin mümkün olmadığından bahisle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun, dava konusu işlemin Kanun Hükmünde Kararname hükmü uyarınca tesis edildiği, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamede bu konuda idareye herhangi bir değerlendirme yapma ya da başka yönde işlem tesis etme imkanı tanınmadığı, bu itibarla davacının hukuki durumunu etkileyen idari davaya konu olabilecek bir işlemin varlığından söz edilmesine imkan bulunmadığı, ancak mahkeme kararının sonucu itibariyle hukuka ve usule uygun olduğu belirtilerek gerekçeli olarak reddedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 13/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)KARŞI OY :
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerin hiçbirine uymadığından, istemin reddi ile temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.