Danıştay Kararı 5. Daire 2019/6715 E. 2021/4545 K. 14.12.2021 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2019/6715 E.  ,  2021/4545 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/6715
Karar No : 2021/4545

DAVACI : … (vasi …)

DAVALI : … Kurulu / …
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : … Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta iken HSK Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ve anılan karara karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin … tarih ve E:…, K:… sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline; anılan kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Soruşturmaya konu eylemin şikayete tabi olduğu ve dosya kapsamında herhangi bir şikayetçinin bulunmadığı, bu nedenle suçun mağdurlarına “kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” dair kararın tebliğ edilmesinin mümkün olmadığı, anılan kararı FETÖ/PDY’nin amaç ve hedefleri doğrultusunda verdiğine dair bir delilin bulunmadığı, bu karara karşı yapılan itirazın reddedilmiş olmasının hukuka uygun hareket edildiğinin bir göstergesi niteliğinde olduğu, eşitlik ilkesinin ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiği, savunma hakkının kısıtlandığı ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davacının planlı ve sistematik bir şekilde FETÖ/PDY terör örgütünün bir parçası olarak, örgütlü bir şekilde hareket ederek örgütün amaçları doğrultusunda eylemlerde bulunması ve tarafsızlığını yitirmesi nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiği, herhangi bir soruşturma işlemi yapılmadan soyut gerekçelerle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğinin anlaşıldığı, davacının eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna ulaşıldığından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ..’NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının, …Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı döneme ilişkin olarak meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmesine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin …. tarih ve … esas, …. sayılı kararının, bu karara karşı aynı Daire’ye yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının ve Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kuruluna yapılan itirazın reddine ilikin … tarih ve … sayılı kararın iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun “Meslekten çıkarma cezası” başlıklı 69.maddesinin 1. fıkrasında “Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.” hükmü; anılan maddenin son fıkrasında da, “Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesince yapılan incelemede, Ankara Cumhuriyet Savcılığı yaptığı dönemde, … sırasına kayden yürütülen soruşturmada usul ve yasaya aykırı işlemler yaptığı, FETÖ/PDY’nin amaç ve hedefleri doğrultusunda planlı ve sistemli bir biçimde yürütülen organizsayonun parçası olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği tespit edilerek söz konusu fiilin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nufuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğünden … tarihli ve E:… K: … sayılı kararıyla, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı, söz konusu kararın yeniden incelenmesi talebiyle yapılan başvurunun ise, aynı Dairenin … tarihli ve K:… sayılı kararıyla reddedildiği, bu karara karşı yapılan itirazın da Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarihli ve K:… sayılı kararıyla reddedilerek meslekten çıkarma cezasının kesinleşmesi üzerine söz konusu kararın iptali istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 667 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği belirlenmiştir.
Olayda, soruşturma dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, davacının yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığı ve “mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu görülmekle, 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Nitekim, davacı hakkında … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verildiği de tespit edilmiştir.
Diğer taraftan, dava konusu Genel Kurulu kararlarında hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu nedenle meydana geldiğini ileri sürdüğü kayıplarının tazminine de olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra … Sulh Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla …’in (TC Kimlik No: …) davacıya vasi olarak atandığı görüldüğünden davaya vasi ile devam edilmesine karar verilerek işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:

A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
17/02/2011 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü Koruma Daire Başkanlığının …Blok … kattaki …numaralı odasında bulunan Pol-Net ve internet data hatlarının sona erdiği kanallar içerisinde bir ekipman bulunmuştur.
Bu ekipmanın dinleme ve ses aktarabilme özelliğine sahip bir cihaz olduğu yönünde kuşkuların bulunması nedeniyle yaptırılan parmak izi araştırması sonucunda düzenlenen Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığının raporunda herhangi bir parmak izine rastlanmaması nedeniyle ekipmanın kim ya da kimler tarafından konulduğuna ilişkin bir bilgiye ulaşılamamıştır.
Söz konusu ekipman üzerinde bilirkişiler tarafından yapılan inceleme sonucu hazırlanan raporda; ekipmanın kablosuz ses aktarabilecek bir aparat olduğu ve dört adet şarjlı olmayan pille beslendiği, cihazın parçalarının niteliksiz, temininin kolay olduğu, cihazın ses ve görüntü kaydı yapamayacağı, ancak ortamdaki sesi 10-20 metre mesafeye ulaştırabilecek özelliğe sahip bulunduğu, ekipmanın internet data hatlarının bulunduğu kanalların yapılarak teslim edildiği tarih olan 03/08/2007 tarihinden sonraki herhangi bir dönemde konulmuş olmasının muhtemel olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte, Koruma Dairesi Başkanlığının … Blok … katındaki … nolu odanın farklı zamanlarda birçok kişi tarafından kullanılmış olması nedeniyle kim ya da kimlerin dinlenmiş olduğu tespit edilememiştir.
Ancak, söz konusu ekipmanın dinlemeye elverişli bir cihaz olması ve “kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması”nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 133. maddesi uyarınca suç teşkil etmesi nedeniyle anılan madde kapsamında olayla ilgili adli soruşturma başlatılmıştır.
Bu kapsamda, olay tarihinde …Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan ve dosya kendisine tevdi edilen davacı tarafından, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Sor. No:…, Karar No:… sayılı kararı ile; “… Emniyet Genel Müdürlüğü Koruma Dairesi Başkanlığının … Blok … Kat … numaralı odasında Pol-Net ve internet data hatlarının sonlandığı kanallar içerisinde bir ekipman bulunması ve bu ekipmanın UPS data kablolarına bağlı olması sebebiyle Pol-Net ve internet altyapısına zarar verebileceği ve dinleme ve ses aktarabilme özelliğine sahip olabileceği kuşkusuyla yapılan incelemede; ekipmanın ne şekilde ve kimin tarafından yerleştirildiğinin bilinmediği, ekipmanın data hatlarının bulunduğu kanalların yapılarak teslim edildiği tarih olan 03/08/2007 tarihinde sonraki bir dönemde konulmuş olmasının düşünüldüğü, uzman bilirkişilerce yapılan incelemede görüntü ve ses kaydetme özelliğinin olmadığı, pillerinin şarj edilebilir özelliği olmayan her yerden temini mümkün parçalardan meydana gelmiş kısa süreli en fazla 10-20 metre mesafeye kadar ses iletebilecek bir yapıda olduğu, binanın yapısı ve dışarıdan binaya sesin aktarılıp dinlenebilecek mesafede yer bulunmadığı, bu nedenle dışarıdan da bir dinlemenin mümkün olamayacağı, dinleme yapılıp yapılmadığı hususunda bir açıklığın anlaşılamadığı, ekipman bulunan odanın da kullanıcılarının bu süreç içinde devamlı değişip, söz konusu hatlara herhangi bir müdahale edenin görülmediği, durumun bir kez de Cumhuriyet Başsavcılığınca incelenmesi amaçlı olarak evrakın gönderildiği, suç ve suç işlendiğine dair herhangi bir somut durumun elde edilemediği de evrak kapsamından anlaşılmakla …” gerekçesiyle “kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” karar verilmiştir.
Bunun üzerine, davacı hakkında, Emniyet Genel Müdürlüğü Koruma Daire Başkanlığının …Blok … kattaki … numaralı odasında Pol-Net ve internet data hatlarının sona erdiği kanallar içerisinde bulunan ekipmanın daimi aramaya alınmasının gerekmesine karşın Polis Başmüfettişinin yaptığı araştırmalarla yetinerek, (Emniyet Genel Müdürlüğünde 2008-2009 yılları arasında görev yapan ve daha önce adı geçen odayı kullanmış olan şikayetçi M.A. dahil olmak üzere) ekipmanın ele geçirildiği …numaralı odayı kullanan kişilerden hiçbirisinin mağdur/şikayetçi sıfatıyla beyanlarına başvurmaksızın ve evrakın 31/03/2011 tarihinde kendisine havale edilmesinden itibaren 4 gün sonra 04/04/2011 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği, bahse konu bu kararı şikayetçi M.A. dahil hiçbir mağdura tebliğ etmediği, M.A.’nın kendi imkanları ile temin ettiği karara karşı yaptığı itirazı da mağdur konumunda olmadığı için kabul etmediği iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Anılan soruşturma sonucunda, Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, “kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” dair kararın FETÖ/PDY’nin amaç ve hedefleri doğrultusunda, planlı ve sistemli bir biçimde yürütülen organizasyonun parçası olarak verildiği, davacının söz konusu eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmış ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedilmiş, anılan karara karşı yaptığı itiraz ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Davacı tarafından; anılan kararların iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

B) İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin 1. fıkrasında, “… Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.”; 2. fıkrasında, “Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.”; son fıkrasında ise, “Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.
” kuralına yer verilmiştir.
Bununla birlikte, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 160. maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.” hükmüne; ikinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 161. maddesinin 1. fıkrasında ise “Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından söz konusu işlemi yapmasını ister.” kuralına yer verilmiştir.
Diğer yandan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172. maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.” hükmüne; ikinci fıkrasında, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.” kuralına, üçüncü fıkrasında ise, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır. ” hükmüne yer verilmiştir.

C) İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığa konu olayda, Emniyet Genel Müdürlüğü içerisinde dinlemeye elverişli bir ekipmanın bulunmuş olması karşısında, evrakın soruşturma defterine kaydından sonra bu cihazın kim veya kimlerin dinlenmesi için yerleştirilmiş olduğunun odayı kullanan kişilerin “mağdur” sıfatıyla beyanlarına başvurulmak suretiyle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bununla birlikte, böcek olarak tabir edilen ve ortam dinlemeye yarayan elektronik cihaz ve ekipmanına yönelik olarak Polis Başmüfettişinin yaptığı araştırmayla yetinilmeyerek olay mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmektedir.
Oysa, dosya kendisine tevdi edilen davacı tarafından bu yönde bir araştırma yapılmadığı ve evrakın kendisine havale edilmesinden itibaren 4 gün sonra, suç işlendiğine dair herhangi bir somut durumun elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür. Anılan karar, gerçekte mağdur olduğu anlaşılan M.A. dahil olmak üzere ekipmanın bulunduğu odayı kullanan kişilerden hiçbirisine tebliğ edilmediği gibi, M.A.’nın kendi imkanlarıyla temin ettiği bu karara karşı yaptığı itiraz da kabul edilmemiş ve vekili tarafından … Asliye Ceza Mahkemesi aracılığıyla … (…) Ağır Ceza Mahkemesine itiraz dilekçesi gönderilmek zorunda bırakılmıştır.
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün içerisinde bulunan imamın sorumluluğu altındaki örgüt üyeleri ile sohbetlere katılan esnaf, memur vb. listesini, bunların irtibat bilgilerini, anılanlardan ne kadar himmet alındığını, kendilerine bağlılık derecesini, ne iş yaptığını, sohbetlerdeki tutum ve davranışlarını, yeni atanan kamu kurum/kuruluş yetkililerinin tutum davranışlarını takip ettiği, kendilerinden olan ve olmayanları belirlediği, kişisel zaafları dahil şahıslar hakkında biyografik bilgi formları tutarak insanları fişlediği dikkate alındığında, uyuşmazlığa konu olayda, söz konusu “kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” dair kararın, ortam dinlemesi yapan kişileri korumak amacıyla ve FETÖ/PDY terör örgütünün amaçları doğrultusunda verildiği, davacının bu eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açtığı davada, Dairemizin 14/12/2021 tarih ve E:2016/58504, K:2021/4536 sayılı kararı ile; “davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı, bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:…303 sayılı kararı ve anılan karara karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin … tarih ve E:…, K:… sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının anılan kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerekmektedir.

D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ve anılan karara karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin … tarih ve E:…, K:… sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinden davacı tarafından peşin ödenen … TL vekalet harcının davacının üzerinde bırakılmasına, … TL’den … TL vekalet harcının mahsubu sonrasında kalan ve davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.