Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/2130 E. , 2021/3980 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/2130
Karar No : 2021/3980
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : … Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta iken … tarih ve … sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Disiplin cezasına konu eylemin işlendiği tarih itibarıyla 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, savunma hakkının kısıtlandığı, daha önce de meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması nedeniyle mükerrer ceza verildiği, eylemlerle ilgili daha önce verilen ve kesinleşen kararların yok sayıldığı, kesinleşmiş yargı kararı bulunan konularda yeniden soruşturma yapılamayacağı ilkesinin ihlal edildiği, hakkındaki iddiaların nasıl sübuta erdirildiği yönünden değerlendirme yapılmadığı ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacının disiplin cezasına konu eylemlerini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi bağlamında hukuk dışı nedenlerle gerçekleştirdiği, sübuta eren fiilleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’ÜN DÜŞÜNCESİ: Dava; davacı tarafından;2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E…. ve K: … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının davacı ile ilgili kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Davacının usule ilşkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esası incelendi.
Anayasa’nın “Hakimlik ve Savcılık Teminatı” başlıklı 139. maddesinde, meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hariç, hakim ve savcıların azlolunamayacağı kurala bağlanarak, hâkimlik ve savcılık mesleğinin teminat altına alındığı, 140. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, hâkim ve savcıların atanmaları, hakları ve ödevleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ile diğer özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 139. ve 140. maddeleri, hâkim ve savcıların, hangi fiilleri nedeniyle veya hangi suçlardan mahkum edildiklerinde meslekten çıkarma cezası verileceği konusunun düzenlemesini kanuna bırakmıştır.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı, güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Kanun koyucu, Anayasa’nın verdiği bu yetkiye dayanarak, hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir suçtan mahkum olma veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilme hâllerini, 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinde düzenlemiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun “Meslekten çıkarma cezası” başlıklı 69. maddesinde;
“Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anayasa’nın “Hakimlik ve Savcılık Teminatı” başlıklı 139. maddesinde, meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hariç, hakim ve savcıların azlolunamayacağı kurala bağlanarak, hâkimlik ve savcılık mesleğinin teminat altına alındığı, 140. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, hâkim ve savcıların atanmaları, hakları ve ödevleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ile diğer özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 139. ve 140. maddeleri, hâkim ve savcıların, hangi fiilleri nedeniyle veya hangi suçlardan mahkum edildiklerinde meslekten çıkarma cezası verileceği konusunun düzenlemesini kanuna bırakmıştır.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı, güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Kanun koyucu, Anayasa’nın verdiği bu yetkiye dayanarak, hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir suçtan mahkum olma veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilme hâllerini, 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinde düzenlemiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun “Meslekten çıkarma cezası” başlıklı 69. maddesinde;
“Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından Adalet Başmüfettişi olarak görev yaptığı dönemde hakkında isnat olunan eylemlere ilişkin; “… FETÖ terör örgütünün saikleriyle görev yapmaları, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte davranmaları nedenleriyle ” gerekçesiyle ilgilinin 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ,davacı tarafından Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararının yeniden incelenmesi istemiyle yaptığı başvurunun, … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği, bu karara karşı yaptığı itirazın ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilerek uyuşmazlığa konu meslekten çıkarma cezasının kesinleştiği anlaşılmış olup,soruşturma dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, davacının yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığı ve “mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu görülmekle, davacı hakkında 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Diğer taraftan;davacının,”Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” iddiasıyla Yargıtay … Ceza Dairesinde yapılan yargılaması neticesinde … tarihli, E:… ve K:… sayılı kararıyla 13 yıl, 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, mahkumiyet kararında “Sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün hiyerarşik yapısı içerisinde çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik kapsamında yer aldığı, örgütün talimatı doğrultusunda ByLock isimli iletişim programını kullandığı, bu iletişim programı vasıtası ile Yargıtay yapılanmasında sistem içerisinde kendi üstlerinden aldığı talimatları sorumluluğundaki mensuplara ilettiğinin anlaşıldığı ve sanığın yüksek yargıya örgüt tarafından seçilen ve bu şekilde mahrem yapı içerisine sokulan kişilerden olduğu tanık beyanları, kendisine ve üçüncü kişilere ait mesaj içeriklerinden açıkça ortaya çıkmaktadır.” şeklinde tespitde davacının anılan örgüt ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğine dair belirleyici ve dava konusu işlemi destekleyici unsur olarak görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Dava dosyasına sunulan soruşturma raporu ile eki bilgi ve belgelere göre; 2007-2008 yıllarında Konya ve çevre illerindeki kamu ihalelerine … A.Ş. şirketi adına katılan ve ihaleleri kazanan N.A. isimli kişiden, dönemin Konya İl Emniyet Müdürü M.S.T.’nin Konyaspor için otobüs, İl Emniyet Müdürlüğü için de araç istediği iddia edilmiş, bu isteğin N.A. tarafından reddedilmesi üzerine Okyanus şirketinin sahibi N.A. ve çalışanları hakkında soruşturma başlatılarak Adana CMK 250. madde ile yetkili Ağır Ceza Mahkemelerince iletişimin dinlenmesi ve teknik takip kararları verilmiştir.
Adana Cumhuriyet Savcısı C.B. tarafından eldeki mevcut delillerin suç örgütünü göstermediği ve dosyanın özel yetkili savcılıkta görülmesini gerektirecek cebir/şiddet unsurunun bulunmadığı gerekçesiyle dosya görevsizlik kararıyla Konya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
Konya İl Emniyet Müdürlüğü tarafından N.A.’nın eski sekreteri Ö.B.’nin aynı gün müşteki sıfatıyla ifadesine başvurulmuş, Ö.B.’nin “N.A.’nın kendisine zorla senet imzalattığını” ifade etmesi üzerine suç örgütünün cebir/şiddet unsurunun tamamlandığı gerekçesiyle Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevsizlik kararı verilerek soruşturma dosyası Adana özel yetkili Cumhuriyet Savcılığına gönderilmiştir.
Suç örgütü kapsamında dinlenilen kişiler hakkında yeterince kanıta ulaşılamadığı ve dinlemenin dinlenilen kişiler tarafından öğrenildiği gerekçesiyle Adana CMK 250. madde ile yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dinleme ve fiziki takibin sona erdirilmesi istenilmiştir.
Bunun üzerine Konya İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü A.A.’nın 27/06/2008 tarihli imzasıyla Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına müzekkere yazılarak, N.A. liderliğindeki suç örgütünün içinde Adana Cumhuriyet Savcısı C.B.’nin de yer aldığı iddia edilmiş ve dinleme kararı alınması talep edilmiştir.
Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan vekili S.A. tarafından, 03/07/2008 tarihinde, suç örgütü ile birlikte hareket ettiği iddia olunan Cumhuriyet Savcısı C.B. ile Adana ve diğer adliyelerdeki hâkim ve Cumhuriyet savcıları yönünden; mahallinde Adalet Müfettişince inceleme yapılması, delil elde edildiğinde ilgililer hakkında soruşturmaya geçilmesi yönünde soruşturma izni talebinde bulunulmuş ve 03/07/2008 tarihinde Adalet Bakanlığından “Olur” alınmıştır.
… Başmüfettişi olarak görev yapan davacı tarafından 04/07/2008 tarihinde, 03/07/2008 tarihli soruşturma olurundan bahisle, Adana Cumhuriyet Başsavcısı İ.E., … Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı S.Ö., … Başsavcı Vekilleri R.Ö. ve M.Ç., … Hâkimi F.Y., … Cumhuriyet Savcısı C.B. ve bunların yanında Final-Okyanus olarak isimlendirilen soruşturmada adı geçen N.A., V.G., R.Y., İ.T., M.M., H.T., A.A., H.A. da dahil edilerek … Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesinden ilgililer hakkında 3 ay süreyle dinleme ve 4 hafta süreyle teknik takip kararları talep edilmiş, … Sulh Ceza Mahkemesi Hâkimi M.K. tarafından dinleme ve teknik takip kararları verilmiş, Final-Okyanus olarak adlandırılan soruşturma, savcılık soruşturması olmaktan çıkarak müfettişlik soruşturmasına dönüşmüştür.
Hakim ve savcılar hakkındaki bu soruşturma, … Başmüfettişi İ.Ö. tarafından devralınmış ve anılan tarih itibarıyla müfettiş M.D. sonradan bu soruşturmada görevlendirilmiştir. Adalet müfettişi olarak görev yapan M.D. tarafından, Konya ve Adana adliyesinde ifadeler alınmış, elde edilen dinleme kayıtları çerçevesinde birkısım hakim ve savcılar hakkında soruşturma raporu düzenlenerek cezalandırma ve kovuşturma talep edilmiştir.
İlgililer hakkında düzenlenen iddianamenin kabul edilmesi ve yargılamanın 2010 yılına kadar devam etmesinin akabinde 27/06/2013 tarihinde M.M.’nin son celse tahliyesine, N.A.’nın ve İ.T.’nin tutukluluk hallerinin devamına karar verilmiştir.
Ancak, daha sonraki süreçte N.A.’nın Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararına atıfla … Ağır Ceza Mahkemesinin … değişik iş sayılı kararı ile tahliye edilmesine karar verilmiştir.
Soruşturmaya konu olay tarihinde Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu başkan yardımcısı olarak görev yapan S.A., Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu başmüfettişi olarak görev yapan … (davacı), Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu başmüfettişi olarak görev yapan İ.Ö. ve Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu müfettişi olarak görev yapan M.D.’nin ise FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı oldukları gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile meslekle kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.
Diğer yandan, Final-Okyanus adı verilen soruşturmanın başlamasını sağlayan kişiler FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yöneticisi veya üyesi olmaktan veya iftira suçundan dolayı cezalandırılmış; anılan kişiler tarafından söz konusu soruşturma kapsamında verilen mahkumiyet kararları ise temyiz incelemesi neticesinde bozularak sanıkların beraatine karar verilmiştir.
Netice itibarıyla, davacının Teftiş Kurulu Başmüfettişi iken … Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesinden … Cumhuriyet Başsavcısı İ.E., … Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı S.Ö., … Başsavcı Vekilleri R.Ö. ve M.Ç., … Hâkimi F.Y., … Cumhuriyet Savcısı C.B. ile …-… olarak isimlendirilen soruşturmada adı geçen N.A., V.G., R.Y., İ.T., M.M., H.T., A.A., H.A. hakkında iki kez iletişimin dinlenmesi ve teknik araçlarla izleme talebinde bulunduğu, bu eylemini yargısal takdir kapsamında değil, FETÖ terör örgütünün amaç ve menfaatleri uğruna, FETÖ terör örgütünün zihniyetine yarayacak bir bilinçten hareket ile yerine getirdiği iddiasıyla hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Anılan soruşturma sonucunda, FETÖ terör örgütünün saikiyle görev yaparak mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte davrandığı gerekçesiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı tarafından bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Dairenin … tarih ve K:… sayılı kararıyla reddedilmiş, anılan karara karşı yapılan itiraz ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilerek uyuşmazlığa konu meslekten çıkarma cezasının kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
B) İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin 1. fıkrasında, “… Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.”; 2. fıkrasında, “Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.”; son fıkrasında ise, “Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.
” hükmüne yer verilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE:
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensuplarının görev aldıkları soruşturma ve kovuşturmalarda örgütün amaçları doğrultusunda ve örgüt yararını gözeterek işlemler tesis ettikleri, kumpas davalarıyla örgüt mensubu olmayanları tasfiye ederek devlette monopol olmaya çalıştıkları, mensuplarının hizmet aidiyetini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından üstün gördükleri ve kendi mensuplarına alan açmak amacıyla örgüt mensubu olmayan kişiler hakkında soruşturma açılmasına imkan sağladıkları birçok somut olayda görülmektedir.
Kararımızın “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” bölümünde ayrıntısıyla belirtildiği üzere, davacının Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığında müfettiş olarak görev yaptığı dönemde … Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesinden … Cumhuriyet Başsavcısı İ.E., … Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı S.Ö., … Başsavcı Vekilleri R.Ö. ve M.Ç., … Hâkimi F.Y., … Cumhuriyet Savcısı C.B. ile …-… olarak isimlendirilen soruşturmada adı geçen N.A., V.G., R.Y., İ.T., M.M., H.T., A.A., H.A. hakkında iki kez iletişimin dinlenmesi ve teknik araçlarla izleme talebinde bulunduğu talep ettiği görülmektedir.
Netice itibarıyla, … olarak isimlendirilen soruşturmanın başlangıcına neden olan iddia ve olaylar zincirine bir bütün olarak bakıldığında, davacının bu eylemini yargısal takdir kapsamında değil, FETÖ terör örgütünün amaç ve menfaatleri uğruna, FETÖ terör örgütünün zihniyetine yarayacak bir bilinçten hareketle yerine getirdiği ve bu yönüyle eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, sosyal ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Dairemizin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile; “… davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği …” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.