Danıştay Kararı 6. Daire 2017/3125 E. 2021/11226 K. 12.10.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2017/3125 E.  ,  2021/11226 K.

T.C.

D A N I Ş T A Y

ALTINCI DAİRE

Esas No : 2017/3125

Karar No : 2021/11226

KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE

BULUNANLAR (DAVACILAR) : 1- …

2- …

3- …

4- …

5- …

6- …

7- …

8- …

VEKİLLERİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı-…

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı tazminat isteminin kısmen kabulü kısmen davanın reddine ilişkin kararın temyiz edilen kabule ilişkin kısmının bozulmasına dair Danıştay Altıncı Dairesinin 18/10/2016 tarih ve E:2015/3005, K:2016/5815 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Ankara ili, Altındağ ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın imar planında “idari tesis alanı” olarak belirlenmek suretiyle kamulaştırmasız el atıldığından bahisle davacılar için toplam 55.000,00-TL tazminatın … Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın açıldığı 19.10.2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararda, İdare Mahkemesince, … Asliye Hukuk Mahkemesince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan rapor ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, taşınmazdaki mülkiyet hakkı kısıtlandıktan sonraki beş yıllık süre içinde kamulaştırılmamak suretiyle mülkiyet hakkının süresi belirsiz bir zaman diliminde kısıtlanması durumunun davacı açısından gerçekleştiği, taşınmaz malın değerinin hesaplanarak ilgilisine ödenmesi dışında başka bir yolun kalmadığı gerekçesiyle tazminat isteminin kısmen kabulüne, 54.500,00-TL’nin, asliye hukuk mahkemesinde davanın açıldığı 19.10.2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Daire kararının özeti: Davalının tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının temyizi üzerine Danıştay Altıncı Dairesince, temyize konu kararın temyiz edilen kısmı hukuk ve usule aykırı bulunmuş ve kararın temyiz edilen kısmının bozulmasına karar verilmiştir.

KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI : Dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda yapılan ilk imar planının 14.12.2000 tarihli olmadığı, planda değişiklik yapılma tarihinin 14.12.2000 tarihi olduğu, ayrıca mahkeme kararı sonucu belirlenen tazminatın ödendiği ve tapudaki hisselerin davalı idareye devir edildiği bu nedenle idare mahkemesi kararının onanması gerektiği ileri sürülerek Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanunun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Altıncı Dairesinin 18/10/2016 tarih ve E:2015/3005, K:2016/5815 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY : Davaya konu taşınmazın toplam 2.614,00 m2 olduğu, taşınmazın 109,00 m2 lik kısmının davacılara, geriye kalan kısımlarının ise başka hissedarlara ait olduğu, taşınmazın imar planında “İdari tesis alanı” kullanımına ayrıldığı, söz konusu taşınmazın hissedarı olan davacılar tarafından 19.10.2012 tarihinde … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin E:… sayılı esasına kayıtlı olarak açılan davada taşınmazın uygulama imar planında “idari tesis alanı” olarak belirlenmesi sebebiyle mülkiyet haklarının sınırlandırılmış olduğundan bahisle taşınmazın bedeli karşılığının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesinin talep edildiği, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … tarihli, ve E:…, K:… sayılı kararı ile davanın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle görev yönünden reddine karar verildiği, kararın 22.01.2014 tarihinde kesinleşmesi üzerine 18.02.2014 tarihli dilekçe ile bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:

3194 sayılı İmar Kanununun 10. maddesinde: “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur.

İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.” hükmü yer almaktadır.

3194 sayılı İmar Kanununun 04.07.2019 tarihli değişiklikle getirilen “İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler” başlıklı 13. maddesinde; “Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar;

a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak,

b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle,

ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.

Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.

İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir.

Parsel maliklerinin hisselerini idareye hibe etmeleri veya bedelsiz devretmeleri durumunda, idare devir işlemlerini bedel almaksızın gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu işlemler için parsel maliklerinden hiçbir vergi, resim, harç, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.

Kamu kullanımına ait sosyal, kültürel ve teknik altyapı alanlarının, Hazine veya kamu mülkiyetindeki alanlarla trampa yapılması hâlinde, şahıs veya özel hukuk kişilerinden hiçbir vergi, resim, harç, ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir.

” düzenlemesi yer almaktadır.

2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun Ek 1. maddesinde; “Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır.” hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Anayasa Mahkemesinin 15/11/2018 tarihli, Başvuru Numarası:2016/37323 sayılı kararında; İdare Mahkemesince, başvurucuların uyuşmazlık konusu taşınmazları edindikleri tarih itibarıyla taşınmazlar için kısıtlılık durumunun mevcut olduğu, bu bağlamda mülkiyet hakkının geçmişte belirli bir süre engellenmiş olması durumunun eski malikler açısından gerçekleşmiş olmasına rağmen daha sonraki satış işlemleri sonucu taşınmazları edinen başvurucular açısından kısıtlılık halinden kaynaklanan ve tazminatı gerektirir mağduriyetin gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine bulunulan bireysel başvuru sonucunda, başvuruculara ait taşınmazların uygulama imar planında kamu hizmeti alanına ayrıldığı, başvurucuların bu taşınmazları daha sonraki bir tarihte satış yoluyla edinmiş oldukları, taşınmazların maliki oldukları tarihten itibaren beş yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen taşınmazların halen kamulaştırılmadığı ve kendilerine herhangi bir tazminat da ödenmediği dikkate alındığında başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçülü olmadığı sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, davacı tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın açıldığı tarih olan 19.10.2012 tarihinden itibaren davanın devamı sırasında 5 yıllık sürenin dolmuş olması ve taşınmazdaki kısıtlılığın giderildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmaması karşısında davacılar için mülkiyet hakkının belirsiz bir süre ile kısıtlandığı sabit olup, taşınmaz malın değerinin hesaplanarak ilgilisine ödenmesi dışında başka bir yolun kalmadığı gerekçesiyle tazminat isteminin kısmen kabulüne, 54.500,00-TL’nin, asliye hukuk mahkemesinde davanın açıldığı 19.10.2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat istemi yönünden davanın reddi yolundaki temyize konu kararın kabule ilişkin kısmında 2577 sayılı Yasanın 49/1. maddesinde sayılan nedenlerinden hiçbirisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,

2. … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararın kabule ilişkin kısmının 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca ONANMASINA,

3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 12/10/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :Davacı tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın açıldığı tarih olan 19.10.2012 tarihinden itibaren davanın devamı sırasında 5 yıllık sürenin dolmuş olması ve taşınmazdaki kısıtlılığın giderildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmaması karşısında, davacıya tazminat ödeneceği açıktır.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planının onaylı örneğinin bulunmadığı, adli yargıda açılan davada gayrimenkul değerleme uzmanı olmayan bilirkişiler tarafından hesaplanan bedele göre İdare Mahkemesince hüküm kurulduğu görülmüştür.

Bu durumda aralarında gayrimenkul değerleme uzmanının da bulunduğu bir bilirkişi kurulunca, taşınmazın adli yargıda açılan dava tarihindeki cins ve nevi, yüzölçümü, kıymetini etkileyecek bütün nitelik ve unsurları, her unsurun ayrı ayrı değeri, varsa vergi beyanı, varsa resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirleri, taşınmazın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri, özel amacı olmayan emsal (uyuşmazlığa konu taşınmazın çevresinin imar planındaki kullanım biçimi, yapılaşma koşulları ve konumları açısından benzer özellikleri olan taşınmazlar arasından seçilmeli, davaya konu taşınmaz kadastro parseli ise; emsal alınacak taşınmaz da kadastro parseli olmalı ya da emsal parsel imar parseli ise, emsal taşınmazda kesilen düzenleme ortaklık payı oranı ölçüsünde davaya konu taşınmaz bedeli düşülerek taşınmazın gerçek bedeli belirlenmeli) satışlara göre satış değeri, bedele etki eden tüm kanuni veriler, imar verileri, taşınmazın özgün nitelik ve kullanım şekli, değeri etkileyen hak ve yükümlülükleri, gayrimenkul üzerinde ayni ve şahsi irtifak hakları ve gayrimenkul mükellefiyetleri vb. bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçülerin belirlenmesi suretiyle taşınmaz bedeli tespit edilerek uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.

Diğer taraftan davacılar tarafından karar düzeltme dilekçesinde, mahkeme kararı ile belirlenen tazminatın davalı idare tarafından ödendiği ve tapuda hisse devrinin yapıldığı ifade edilmiş ise de, buna ilişkin belgelerin dosyaya sunulmadığı görülmüştür. Uyuşmazlık konusu taşınmazda davacılara ait hisseler davalı idareye devir edilmiş ise bu durum dikkate alınarak karar verileceği tabidir.

Bu itibarla idare mahkemesi kararının tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyu ile Dairemiz kararına katılmıyoruz.