Danıştay Kararı 6. Daire 2019/17278 E. 2021/10751 K. 06.10.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/17278 E.  ,  2021/10751 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/17278
Karar No : 2021/10751

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Üniversitesi Rektörlüğü
VEKİLİ : Av. …
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
3- …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN ÖZETİ : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ::İstanbul İli, Fatih İlçesi, … ( …) Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın kullanım amacını “İstanbul Üniversitesi alanı” olarak öngören 30.12.2011 tarihli 1/5000 ölçekli Fatih Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 04.10.2012 tarihli 1/1000 ölçekli Fatih Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının, anılan yerin kamulaştırılması amacıyla İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulunca alınan … tarihli, … sayılı kamu yararı kararının ve kamulaştırma işleminin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararda;yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarının konunun tüm yönleriyle değerlendirilmesi bakımından yeterli olmadığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu adada yer alan diğer parsel malikleri tarafından açılan davalarda yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemeleri sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarındaki tespitler ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirmesinden; üniversite alanı fonksiyon kararının özellikle Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 23. maddesinde belirtilen, plan hazırlama sürecinde “mevcut arazi kullanımı, yapılaşma durumu ve mülkiyet yapısı”nın dikkate alınması gerektiği ilkesi uyarınca, Yüksek Öğretim Tesis Alanı (İstanbul Üniversitesi Alanı) sınırlarının belirlenmesi sürecinde alandaki yapılaşma durumuna dikkat edilmesi ve mümkün olduğunca yapılaşmanın korunması gerektiği halde, dava konusu planların hazırlanma sürecinde bu yönde bir yaklaşım geliştirilmediği, planların diğer hususlar bakımından da koruma mevzuatı ve planlama esaslarına ve tekniklerine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, dava konusu planların hukuka aykırı bulunması ve taşınmazın kamulaştırmaya dayanak olarak gösterilen mevcut binaların artan öğrenci sayısını karşılamadığı iddiasının, yıllara göre kontenjan sayıları dikkate alındığında yerinde olmaması karşısında İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünün … tarih ve … karar sayılı kamulaştırma işleminde de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; dava konusu parsele imar planlarında verilen üniversite alanı işlevinin üst plana uygun olduğu, davaya konu nazım imar planı ile uygulama imar planının da birbiriyle uyumlu olduğu, alanda bulunan ilahiyat fakültesinin, öğrenci ihtiyacını karşılayamaması üzerine ilave alana ihtiyaç duyulması sonrasında kamu yararı doğrultusunda planlama yapıldığı, planların sosyal donatıyı arttırıcı nitelik taşıdığı, davacıların talebinin yoğunluk doğuracağı, planın çevresiyle birlikte bütünlük arzettiği, fiili kullanımın tek başına plan kararlarını belirlememesi gerektiği, ihtiyaçlar doğrultusunda parsellerin plandaki işlevlerinin değişebileceği, çevresel etkiler yönünden de, gerek üst ölçekli plan kararları gerekse dava konusu taşınmazın tarihsel çevre ile fiziksel uyumu bağlamında uyumlu olduğu, kamu yararı kararı ile kamulaştırma işleminin uygulama imar planı doğrultusunda mevzuata uygun şekilde yapıldığının tespit edildiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mahkeme kararının usul ve hukuka aykırı olduğu, bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ… ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Duruşma istemi yerinde görülmedi.

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
30.12.2011 tarihli 1/5000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında, davacıların hissedarı olduğu dava konusu parsel, kısmen yükseköğretim tesisleri alanı, kısmen yol alanı kullanımda bırakılmıştır.
Söz konusu plana dayanılarak hazırlanan ve 04.10.2012 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında ise, anılan parsel, kısmen yükseköğretim tesisleri alanı(İstanbul Üniversitesi), kısmen yol alanı olarak belirlenmiştir.
Anılan 04.10.2012 tarihli 1/1000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı dayanak alınarak, İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulunun … tarihli, … sayılı kararıyla, dava konusu parselin de yer aldığı bazı taşınmazların kamulaştırılmasına karar verilmiş ve uzlaşmaya yanaşmayan davacıların hisselerinin kamulaştırılması için açılan bedel tespit ve tescil davası üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, nazım imar planı; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların  yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin 8. alt bendinde, “Koruma amaçlı imar plânı: bu Kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlardır.” hükmü yer almaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin 1. fıkrasında, “İdareler, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler.”; 6. maddesinde, “Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır.”; 7. maddesinde ise, “Kamulaştırmayı yapacak idare, kamulaştırma veya kamulaştırma yolu ile üzerinde irtifak hakkı kurulacak taşınmaz malların veya kaynakların sınırını, yüzölçümünü ve cinsini gösterir ölçekli planını yapar veya yaptırır; kamulaştırılan taşınmaz malın sahiplerini, tapu kaydı yoksa zilyetlerini ve bunların adreslerini, tapu, vergi ve nüfus kayıtları üzerinden veya ayrıca haricen yaptıracağı araştırma ile belgelere bağlamak suretiyle tespit ettirir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Kamulaştırma Kanununun “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” başlıklı 10. maddesinde; kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idarenin 7. maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8’inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat edeceği ve kamulaştırma bedelinin peşin veya Kamulaştırma Kanununun 3’üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında idare adına tesciline karar verilmesini isteyeceği, mahkemenin, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın malikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılan araştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 28. maddesi gereğince ilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağıracağı hükme bağlanmış; aynı Kanunun “Dava hakkı” başlıklı 14. maddesinde ise; kamulaştırmaya konu taşınmaz malın maliki tarafından 10. madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden, kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemece gazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli yargıda düzeltim davası açılabileceği kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
30.12.2011 tarihli 1/5000 ölçekli Fatih Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 04.10.2012 tarihli 1/1000 ölçekli Fatih Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında 936 adanın yükseköğretim tesisleri alanı olarak belirlenmesi ve imar planındaki fonksiyonunun uygulanması için alınan kamulaştırma kararlarına karşı parsel malikleri tarafından muhtelif dosyalarda ayrı ayrı davalar açıldığı, farklı mahkemeler tarafından bakılan davalarda, bir kısım dosyalarda farklı bilirkişi heyetleri aracılığıyla mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle, bir kısım dosyalarda ise keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince davanın reddine yönelik mahkeme kararlarının istinaf talebinin reddine, dava konusu işlemlerin iptaline yönelik kararlara karşı yapılan istinaf isteminin kabulü ile davanın reddine karar verildiği, bu kararların davacılar tarafından temyiz edildiği görülmüştür.
Aynı işlemlerin iptali talebiyle aynı yapı adasında yer alan … parsel sayılı taşınmazın hissedarları tarafından … İdare Mahkemesinin E:…. esasına kayıtlı dosyası kapsamında alınan 15.11.2017 havale tarihli bilirikişi raporunda özetle;
-Dava konusu taşınmazın İstanbul Üniversitesinin de içinde bulunduğu yapı adası içerisinde yer aldığı, taşınmazın 30.12.2011 onay tarihli 1/5000 ölçekli Fatih Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ve 04.10.2012 onay tarihli 1/1000 ölçekli Fatih Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı kapsamında yüksek öğretim tesisleri alanı lejantında kaldığı, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların birbiri ile uyumlu oldukları, plan kararları doğrultusunda yapı adası içinde kalan özel mülkiyetteki parsellerin yüksek öğretim tesisi olarak kullanılması ve bu durumun gerçekleşmesi için uygulama aracı olarak kamulaştırma işleminin yapılması gerektiği belirtilmiştir.
… İdare Mahkemesince, 08/03/2018 tarihli ara kararı ile davacı tarafça bilirkişi raporuna yapılan itirazlar ile dosyada da bulunan … İdare Mahkemesinin E:… esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda belirtilen hususların değerlendirilmesi için ek rapor istenildiği, 07/06/2018 tarihli ek bilirkişi raporunda ise rapora atıflar yapıldığı ve yeni bir değerlendirmenin yapılmadığı, özellikle dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin tarihi dokusu ve planların mevcut yapılaşmalara etkisi itibarıyla dava konusu işlemler hakkında bir kanaat belirtilmediği görülmüştür.
Aynı işlemlerin iptali talebiyle aynı yapı adasında yer alan … parsel sayılı taşınmazın hissedarları tarafından … İdere Mahkemesinin E:… esasına kayıtlı dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda ise özetle;
-Dava konusu taşınmazın 1990 tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planında konut alanında kalmaktayken, dava konusu planlarla yüksek öğretim tesis alanına dönüştürüldüğü, bu alandaki yapılaşmada Taks:0,40 yapı yükseklikleri 4 kat ile sınırlandığı, dava konusu taşınmazın 1/100,000 ölçekli çevre düzeni planında “meskun alan” fonksiyonuna ayrıldığı, anılan 100,000 ölçekli plan ile dava konusu planlar arasında işlevsel olarak farklılıklar ortaya çıktığı, alt ölçekli planlarda dava konusu parselin yükseköğretim tesis alanı olarak belirlenmesinin olanaklı olduğu, bu yönüyle dava konusu planların plan kademelenmesi ilkesine göre hem kendi içinde hem de 1/100,000 ölçekli çevre düzeni planıyla bir aykırılık oluşturmadığı, dava konusu taşınmazın konut kullanımından yükseköğretim tesis alanına dönüştürülmesinin temel tartışma konusunu oluşturduğu, söz konusu alanda dava konusu taşınmaz ile 2,53, ve 54 sayılı parsellerin günümüzde konut olarak kullanıldığı, … Caddesinin diğer cephesinde de benzer kullanımların geliştiği, caddenin her iki tarafında gerçekleşmiş olan söz konusu yapılaşmanın bitişik düzende bir süreklilik gösterdiği ve Horhor Caddesi ile bütünlük oluşturduğu, söz konusu alandaki konut yapılaşmasının bozulmasının, alandaki uzun yıllar boyunca oluşmuş olan sürekliliği bozacağı ve bütünlüğü zedeleyeceği,
– Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 23. maddesinde belirtilen, plan hazırlama sürecinde mevcut arazi kullanımı, yapılaşma durumu ve mülkiyet yapısının dikkate alınması gerektiği ilkesi göz önünde bulundurulduğunda, yüksek öğretim tesis alanı (İstanbul Üniversitesi alanı) sınırlarının belirlenmesi sürecinde alandaki yapılaşma durumuna dikkat edilmesi ve mümkün olduğunca yapılaşmanın korunması gerekmekte iken dava konusu alanda bu yönde bir yaklaşım geliştirilmediği,
– Tüm bu hususlar çerçevesinde dava konusu planların dava konusu taşınmazın konut kullanımından yükseköğretim tesis alanına dönüştürülmesi sebebiyle, planlama ilkelerine ve şehircilik esasları ile kamu yararına uygun olmadığı yolunda görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Aynı işlemlerin iptali talebiyle aynı yapı adasında yer alan 54 parsel sayılı taşınmazın hissedarları tarafından … İdere Mahkemesinin E:… esasına kayıtlı dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda da özetle;
– Yüksek öğretim tesisleri kamu hizmetine yönelik tesisler olup, bölgesel düzeyde hizmete yönelik sosyal donatı alanlarıdır. Bölgesel donatı alanları, plan bütününde plan projeksiyon nüfusuna göre belirlenen ilk basamak donatı alanları olmadığından mevzuatta kişi başına herhangi bir alansal büyüklük tanımlanmamıştır. Bu alanların daha çok barındırdıkları eğitim birimleri, öğrenci kapasiteleri, kent ve bölge düzeyinde araştırma ve geliştirme yönünde yapacakları katkı çerçevesinde bünyelerinde yer alabilecek araştırma, eğitim ve eğitime yönelik servis birimleri için gerekli alan hesabı ile yer ayrılması ve gelişmesine imkan tanıyacak şekilde rezerv alanı ile birilikte planlanmasının önem arz ettiği,
-İstanbul il bütününde vakıf ve devlet üniversitesi kampüs alanlarının her birinin mevcut alanının dışında kent içinde farklı alanları bünyesine katarak farklı mekanlara sıçramalı bir gelişme gösterdiği, bu durumun kentin fiziksel ve sosyal örüntüsünü değiştirdiği, fiziki mekanda geleneksel arazi kullanımı ticaret ve hizmet, konaklama-konut yönünde değişim gösterirken, sosyal örüntüde de meskun geleneksel mahalle dokusunun kaybı, geçici konaklama sürelerinden dolayı yalnızlaşma, mekan kullanıcılarının periyodik aralıklar ile değişimi mekanın sahiplenilmesini ve geleceğe aktarımının zorlaştırıcı unsurlar olarak görülebileceği,
-Merkezi bir konumda bulunması, yakın çevresinde sosyal donatı alanları ile üniversite yapılarının bulunmasının kent içi yüksek öğretim tesisleri yönünden tercih sebepleri arasında anılabileceği, ancak bu noktada kent içi yükseköğretim /üniversite alanları için öngörülen yerlerin kentsel bütün içindeki yeri ile sosyolojik ve kültürel kimliğe olan etkisinin ve gelecekte olası gelişme ve büyüme taleplerine karşı yeterli olup olmadığının irdelenmesi gerektiği,
-Söz konusu alan üzerinde kısmen üniversiteye bağlı tesisler bulunmakla birlikte, alanın tamamının geçmişte üniversite alanı olarak düzenlenmediği, yerleşik kentsel doku içinde karma bir kullanıma sahip olduğu, ayrıca söz konusu alanının üniversite alanı için yeter büyüklükte olmadığı, ada üzerindeki tescilli yapılar da dahil olmak üzere yaklaşık 1.ha olduğu, bu alansal büyüklüğün de mevzuatta ilk ve orta öğretim tesis alanlarına karşılık geldiği,
-Taşınmazı kapsayan yapı adasının “Tarihi Yarımada Kentsel Sit Alanı” sınırında ve “2. Derece Koruma Bölge Sınırı” içinde yer aldığı, kuzey yönünde arkeolojik park alanı, doğu yönünde yine park alanı ile batı yönünde konut alanları ile çevrili olduğu, sosyolojik olarak geleneksel mahalle ilişkilerinin hakim olduğu bir konumda yer aldığı, yapı adası üzerinde tescilli yapılar ile sonraki dönem kentsel gelişme izlerini birlikte taşıyan ruhsatlı konut yapıları ve İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi eğitim tesislerinin (Z+3 katlı betonarme blok ile daha yüksek betonarme yapılar) yer aldığı, söz konusu üniversite yapılarının, yapı adasının kuzey-doğu ve batı cephelerini sararken, güney yönüne bakan Kırık Tulumba Sokağına açılan yüzünde yer alan taşınmazların üzerinin boş olduğu ve eğitim yapısına giriş-çıkış alanı, araç park yeri olarak kullanıldığı (yapı adasının morfolojik olarak tamamı dolu olmayan yarı avlulu bir yapı sergilemekte olduğu)
-Taşınmazı kapsayan yapı adasının tarihi İstanbul Sigorta Haritalarında yapı adasının batı yönünde … Caddesine bakan kısmında günümüzde kuzeyde Haydariler Haziresinin ulaşan tarihi yapıları dışında kısmen konut yapılarının olduğu, güney ve doğu yönünde ise geniş bir alanın (içinde tek bir konak yapısı dışında) büyük bir kısmının bostan kullanımında olduğu,
-Taşınmazı kapsayan yapı adasının kuzey batı ucundaki Haydariler Haziresi ve Cami dışında güneyde Kırık Tulumba, batıda … Caddesi, kuzeyde … Sokak ve doğuda … Sokaklar ile çevrili yaklaşık 1 hektarlık yapı adasının günümüze kadar kısmen ada orta ve güneyi açık alan olarak gelmiş olduğu, sokak ve kentsel dokunun da yapı yükseklikleri dışında yapı adası ve ada içindeki parsel morfolojisinin kısmen korunmuş olduğu,
-Yapı adasının güney yönünde aynı sokağa cepheli iş hanı binasının (toplumsal bellekte yer edinmiş antika eşya alım-satım dükkanlarının) yer aldığı, söz konusu yapı adasının batısı “Horhor” Caddesinden cephe almakta olup, söz konusu yol (plan raporuna göre UKOME ana arter niteliğinde olmayan) ile bu yolla cephe verilen taşınmazlar üzerinde kuzeybatı ucunda Haydariler Haziresi ile tescilli kültürel varlıklar; güney batı ucunda tescili eski eser çeşme yapısının bulunduğu, caddenin her iki yüzünde kısmen zemin katlar dükkan kullanımında olan bitişik nizam 6-7 katlı konut yapılarının yer aldığı, … Caddesi ve ona güney yönünde bağlanan Kırık Tulumba Sokağın söz konusu taşınmazın cephe aldığı ve daha çok yaya kullanımına dönük kentsel dokunun önemli bir parçası olduğu,
-Koruma amaçlı imar planlarında; yapı adası 2. derece koruma alanı sınırı içinde yer almakta olup, 2863 sayılı Kanun ve koruma amaçlı imar planlarının yapımına dair yönetmelikler ile imar mevzuatına göre sit alanları içinde sokak ve yapı adası ve parsel morfolojilerinin özgün hallerine yakın korunmaları aynı zamanda bu alanlarda yaşayan hane halklarının sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri geliştirilmesinin gerektiği,
-Davaya konu taşınmaz koruma amaçlı uygulama imar planı plan hükümlerinde tanımlan 2.derece koruma alanları kapsamında olduğundan ilgili plan hükmünde belirtilen şekilde korunmasının sürdürülebilmesi için, 936 ada 54 sayılı taşınmazı da kapsayan yapı adası bütününde karma kullanımdan uzaklaştıracak tekli bir fonksiyon alanı şeklindeki değişikliğin kentsel doku ve morfoloji üzerinde olduğu kadar, sosyolojik ve demografik yapı üzerinde de değiştirici etkilerinin olacağı, günümüze ulaşmış olan yapının korunabilmesi ve geleceğe aktarılabilmesi için koruma imar planının dava konusu taşınmaz yönünden getirmiş olduğu üniversite alanı fonksiyon kararının koruma mevzuatı ve planlama esasları ve tekniklerine uygun olmadığı görüş ve kanaatlerinin vurgulandığı görülmektedir.
Aynı işlemlerin iptali talebiyle aynı yapı adasında yer alan … parsel sayılı taşınmazın hissedarları tarafından … İdere Mahkemesinin E:… sayılı dosyası kapsamında alınan 06/11/2017 havale tarihli bilirkişi raporunda;
– Dava konusu İstanbul İli, Fatih İlçesi, İskenderpaşa Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın, 1/5.000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı kapsamında yer almakta olup bu plan kararları uyarınca öngörülen mekânsal ve işlevsel kullanım kararlarına tabi olduğu,
-Dava konusu taşınmazın 1/5.000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı kapsamında “Ü” kodu ile yükseköğretim tesis alanı (üniversite) olarak tanımlandığı, 1/1.000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı kapsamında ise nazım imar planı dayanak olmak üzere dava konusu taşınmazın tamamına üniversite alanı kullanım kararının getirildiği, TAKS=0,40 ve Yençok=4 Kat yapılaşma koşulları esas olmak üzere yükseköğretim alanı olarak belirlendiği,
-Dava konusu taşınmaz ve yakın çevresinin fiili durumda mevcut/fiili durumu itibarıyla görsel algı esas olmak üzere 7 katlı konut olarak kullanıldığı, komşu taşınmazlar ile bitişik durumda olduğu, güneyinde 7 katlı konut yapısı, kuzeyinde tescilli yapı statüsünde Abdullatif Suphi Paşa Konağının bulunduğu, bu çerçevede, 1/5.000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 1/1.000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı kapsamında yükseköğretim alanı işlevinde olduğu, bu yönüyle, davacı talebinin kentsel eğitim donatı alanını azaltıcı nitelik taşıdığı ve konut kullanımı bağlamında yoğunluk artışı oluşturacağı için plan bütünlüğü bakımından uygun olmayacağı,
-1/5.000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 1/1.000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı kapsamında dava konusu taşınmazın yükseköğretim alanı olarak belirlenmesinin, gerek nazım imar planı–uygulama imar planının uyumu, bütünlüğü açısından tutarlı olduğu, nazım imar planı–uygulama imar planı ile üst ölçekli plan niteliğindeki 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı arasındaki ilişki bakımından ise çevre düzeni planı plan açıklama raporu içeriğinde meskûn alan için “…sosyal altyapı donatı alanları…” ile “…ihtiyaç duyulan kamuya ait donatı alanları gibi kullanımların yer alabileceği…” biçimindeki plan notları esas alındığında planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun bulunduğu,
-Dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda gerçekleştirilen 1/5000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı ile getirilen yükseköğretim alanı kullanım kararının, arazi kullanım deseni ve ulaşım sistemi kararları bağlamında üst ölçekli plan niteliğindeki 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı kararları açısından uygun olduğu, yoğunluk kararları esas olmak üzere yapı ve nüfus yoğunluğu kararlarına olumlu/olumsuz etkisinin olmayacağı, buna karşılık, donatı dengesi için olumlu katkısının olacağı, çevresel etkiler açısından ise gerek üst ölçekli plan kararları gerekse dava konusu taşınmazın tarihsel çevre ile fiziksel uyumsuzluğu bağlamında uyumlu–tutarlı olduğu,
-1/5000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı kapsamında dava konusu taşınmaz yükseköğretim alanı olarak belirlenerek, TAKS=0,40, Yençok= 4 kat yapılaşma koşullarına tabi kılınmasının, özellikle Tarihi Yarımada sit alanı statüsü esas olmak üzere gerek tarihsel çevre koruma odaklı yapılaşma koşulları ve işlevsel kullanımlar bağlamında mekânsal–işlevsel bütünlük–süreklilik ilkesi bakımından uygun olduğu, ulusal–bölgesel ve yerel ölçekte eğitim hizmeti içerikli kentsel sosyal donatı alanı niteliği esas olmak üzere sosyal donatı dengesi açısından eğitim hizmet kapasite ve hizmet kalitesinin artmasına dayalı olarak hizmet sunumunda katma değer yaratılacağı, bu yönleri ile ilgili mevzuat dayanak Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin “Genel planlama esasları” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ifade edilen “…planlar, kamu yararı amacıyla yapılır…” hükmü esas olmak üzere hizmet gereğinin karşılanması ilkesi ve kamu yararı açısından uygun–tutarlı olduğu yolunda görüşlere yer verilmiştir.
Aynı yapı adasında yer alan ve aynı fonksiyonda kalan taşınmazlara yönelik açılan davalarda anılan bilirkişi raporlarında farklı ve çelişkili değerlendirmelere yer verildiği, idare mahkemelerince yukarıda yer verilen raporların karara gerekçeli olarak esas alındığı veya yine esas alınmayarak karar verildiği, istinaf aşamasında davaların ret ile sonuçlandığı, ancak Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi tarafından bir gerekçe gösterilmeksizin bilirkişi raporlarının esas alınmadığı, farklı sonuçlanan mahkeme kararlarının çelişkili bilirkişi raporlarına rağmen davanın reddi yolunda karar verilmek suretiyle söz konusu çelişkilierin giderilmeye çalışıldığı görülmüştür.
Bu itibarla, uzman olan bilirkişilerden (öncelikle üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilerek) oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyeti vasıtasıyla, yükseköğretim kurum alanlarına ilişkin mevzuatta asgari değerlerin belirlenmediği, uygulamada fakülte ve yüksek okul sayısı, öğrenci kapasitesi gibi değişkenlere göre yükseköğretim alanlarının belirlendiği hususları gözetilerek ve planlanan yörenin nüfus, çevre, ulaşım, trafik gibi ilişkilerinin kapsamlı bir biçimde incelenmesi suretiyle plan bütünlüğü, sürekliliği, üst ölçek plan ana kararları, ilkeleri, stratejileri göz önüne alınarak dava konusu imar planlarının şehircilik ilkeleri, planlama esasları, imar mevzuatı ve kamu yararına uygun olup olmadığının, kamulaştırma işleminin mevzuat hükümleri ve dayanağı imar planlarına uygunluğunun, kamu yararının varlığının, kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün olmasının ve orantılılık noktasında adil dengenin sağlanıp sağlanmadığı değerlendirildikten sonra yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 06/10/2021 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY (X):İstanbul İli, Fatih İlçesi, … (…) Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın kallanım amacını “İstanbul Üniversitesi alanı” olarak öngören 30.12.2011 tarihli 1/5000 ölçekli Fatih Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 04.10.2012 tarihli 1/1000 ölçekli Fatih Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının, anılan yerin kamulaştırılması amacıyla İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulunca alınan … tarihli, … sayılı kamu yararı kararının ve kamulaştırma işleminin iptali istenilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu‘nun 5. maddesinde nazım imar planı; “Varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu çeşitli yerleşme alanlarının gelişme ve büyüklükleri ile ilkelerini ulaşım sistemlerini ve hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır” şeklinde, uygulama imar planı ise; “Tasdikli Halihazır haritalar üzerine varsa kadastral bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk düzenini yollarını ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bölgeleri ayrıntıları ile gösteren plandır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla üretilmiş birer belge niteliğinde olan imar planları mevzuatta ve yargı içtihatlarında yöre halkının sağlığını ve çevreyi korumak, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını, iyi yaşama düzenini, çalışma koşullarını ve güvenliğini sağlamak amacıyla, ülke, bölge ve şehir verilerine göre oturma, çalışma, dinlenme ve ulaşım gibi kentsel fonksiyonlar arasında mevcut ve sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak için varsa kadastro durumu da işlenmiş, onaylı haritaların kopyaları üzerine nazım plan ve uygulama planı olarak düzenlenip onaylanmış metinler olarak tanımlanmaktadır.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yapı adası yapılan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve uygulama imar planı ile yükseköğretim tesis alanı olarak belirlenmiş olup dava konusu taşınmaza bu fonksiyon dışında bir kullanım kararı getirilmesinin yapı adasındaki bütünlüğü bozacaktır.
Kamulaştırma işlemi ve kamu yararı kararı yönünden, imar planında taşınmazın kamusal alana ayrılması sebebiyle kamulaştırma yapılırken ayrıca kamu yararı kararı alınmasına gerek olmadığı gibi dava konusu taşınmazın imar planındaki kullanım amacı yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından imar planına istinaden yapılacak kamulaştırma işlemi de hukuka uygun olacaktır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu kararın onanması gerektiği oyu ile bozulması yolundaki Dairemiz kararına katılmıyorum.