Danıştay Kararı 6. Daire 2020/4578 E. 2021/10402 K. 30.09.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2020/4578 E.  ,  2021/10402 K.
T.C.

D A N I Ş T A Y

ALTINCI DAİRE

Esas No : 2020/4578

Karar No : 2021/10402

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Vakfı

VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) :… Belediye Başkanlığı

VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:.., K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem: İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, … Mahallesi, … Sokak, … pafta, … ada, … parsel, (… kapı) sayılı taşınmaz üzerinde ruhsat alınarak başlatılan inşaatın, çevreye uygunluğunun imar mevzuatı çerçevesinde araştırılacağından bahisle durdurulmasına yönelik tesis edilen … tarihli, … sayılı işlem nedeniyle uğranıldığı öne sürülen 181.083,33-TL kira kaybından kaynaklı zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda, … tarihli, … sayılı işlemle, dava konusu taşınmaza ilişkin inşaatın durdurulduğunun bildirildiği, anılan işlemin iptali istemiyle açılan davada, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verildiği, çevrede yaşayan vatandaşların kaldırımların işgal edildiği, yaya yolunun engellendiği yolunda verilen şikayet dilekçeleri üzerine davalı idarenin denetim görevini yerine getirmekle yükümlü olduğu, ilerde oluşacak daha büyük zararları önlenmesi amacıyla idarenin bahse konu inşaatı geçici olarak durdurduğu, dava konusu işlemle, oluştuğu ileri sürülen zarar arasında doğrudan bağ kuracak şekilde sorumluluğun genişletilmesi halinde idarelerin tazminat ödeme baskısı altında kalacağı, vatandaşların talepleri doğrultusunda ya da re’sen yapacakları denetim görevini hakkıyla yerine getiremeyeceği, davacı tarafından oluştuğu ileri sürülen zarar ile davalı idare arasında tazmin sorumluluğu doğuracak nitelikte bir illiyet bağının bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Temyize konu kararda, davacı tarafından tazmini istenilen zararın doğumuna sebep olduğu iddia edilen idari işlemin yapının henüz inşaa aşamasında tesis edildiği, söz konusu gayrimenkulden kira alınamadığı yolundaki maddi zarar kaleminin, henüz gerçekleşmemiş muhtemel zarar niteliğinde olduğu, bu durumda davacının muhtemel zararının tazmini istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Vakfın gelir kaynağının kira geliri olduğu, idarenin artniyetle inşaatı durdurduğu, durdurma kararının Mahkeme tarafından iptal edildiği, yapının sekiz ay daha geç tamamlandığı ileri sürülmüştür.

SAVUNMALARIN ÖZETİ : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın esasa ilişkin kısmının onanmasına, vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, … Mahallesi, … Sokak, … pafta, … ada, … parsel, (… kapı) sayılı taşınmaz üzerinde ruhsat alınarak başlatılan inşaatın, çevreye uygunluğunun imar mevzuatı çerçevesinde araştırılacağından bahisle durdurulmasına yönelik tesis edilen … tarihli, … sayılı işlem nedeniyle, dava konusu inşaatın 05.07.2014-31.03.2015 tarihleri arasında (8 ay 25 gün) geciktiği ve bu süreçte söz konusu gayrimenkulden kira alınamadığından bahisle oluştuğu ileri sürülen 181.083,33-TL kira kaybının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Kararın esasına ilişkin kısmı yönünden;

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.

Kararın vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden;

Davacı tarafından temyiz dilekçesinde vekalet ücretine ilişkin ayrıca iddiada bulunulmamış ise de, kararın bir bütün olduğu ve davacı tarafından kararın tümünün temyiz edildiği açıktır.

Temyiz istemine konu edilen kararda reddedilen 181.083,33- TL maddi tazminat miktarı üzerinden nispi şekilde hesaplanan 16.810,00- TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine hükmedilmiştir.

Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir…” hükmü bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen, mahkemeye erişim hakkının da bu çerçevede değerlendirilmesi gereklidir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren ya da dava açılmasının davacının dava açtığı konumdan daha da geriye götürülmesi durumlarında mahkemeye erişim hakkının özüne dokunulacak şekilde sınırlandığının kabulü gerekmektedir.

Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekalet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Dolayısıyla, davayı kaybetmesi halinde davacıya yüklenecek olan vekalet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Nitekim bir tam yargı davasında davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin, hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasıyla yapılan bireysel başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesince verilen 07/11/2013 tarihli, Başvuru No:2012/791 sayılı kararda, hak edilen tazminatın 3/4’ünün vekalet ücreti adı altına idareye verilmesinin Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde değerlendirilmiştir.

1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari hadlerini gösteren bir tarifenin hazırlanacağı; 169. maddesinde, yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamayacağı belirtilmiştir.

Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerden açıkça anlaşıldığı üzere, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin amacı, avukatların mesleklerini icra ederken hak edecekleri ücret için belli bir asgari sınır getirmektir. Bir başka ifade ile yapılan hukuki yardımın niteliği veya niceliği ne olursa olsun, avukatın verdiği hukuki hizmetin maddi karşılığının belli bir miktarın altına düşmesini engellemektir.

Öte yandan, yargının kurucu unsurlarından olan savunmayı temsil eden avukatın, Avukatlık Kanununun 164. maddesinde öngörüldüğü üzere, emek ve mesaisinin dikkate alınmasının yanı sıra, kişilerin hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte düzenlemelere avukatlık asgari ücret tarifesinde yer verilmemesi gerekmektedir.

Karar verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesinde; “(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından vekalet ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” ve “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 12. maddesinde ise; ” (1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde

gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Belirlenen bu ücret Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre tespit edilen ücretten az olamaz.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

24.11.2020 tarihli, 31314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 13. maddesinin “(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, işlem tarihinde yürürlükte olan Tarife’de manevi tazminat isteminin tümüyle reddedilmesi durumunda, maktu vekalet ücretine hükmedileceği belirtilirken, maddi tazminat isteminin tümüyle reddi halinde bu yönde özel bir düzenlemeye yer verilmediği, yürürlükte bulunan 24.11.2020 tarihli, 31314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tarife’de ise maddi tazminat istemli davaların reddi durumunda maktu vekalet ücretine hükmedileceği belirtilmiştir.

Öte yandan her ne kadar temyize konu kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife’de maddi tazminat isteminin tümüyle reddi durumunda özel bir düzenlemeye yer verilmemiş olsa da, maddi ve manevi tazminat istemlerinden birinin diğerine göre daha farklı ve daha fazla çaba, gayret ve emek sarf edilmesine gerek göstermemesine karşın, maddi ve manevi tazminat istemleri açısından vekâlet ücretlerinin farklı şekilde belirlenmesi, avukatın harcadığı çaba, gayret ve emeği ile alınacak vekâlet ücreti arasında orantısızlık yaratacağı sonucuna varıldığından, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164. maddesinde tanımlanan avukatlık ücreti kavramı ile bağdaşmamaktadır.

Uyuşmazlıkta, maddi tazminat isteminin tamamı için ret hükmü kurulduğundan maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı idare lehine nispi vekalet ücreti hükmedilmesinde isabet bulunmamaktadır.

Bu itibarla, davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan kısmı yönünden davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, 49. maddesine uygun bulunmayan kısmı yönünden ise davacının temyiz isteminin kısmen reddine,

2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı sayılı kararının esasa ilişkin kısmının ONANMASINA, vekalet ücretine ilişkin kısmının BOZULMASINA,

3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/09/2021 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.