Danıştay Kararı 7. Daire 2019/105 E. 2021/5254 K. 01.12.2021 T.

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2019/105 E.  ,  2021/5254 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/105
Karar No : 2021/5254

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü) …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Otomobil Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Motorlu araç alım satımıyla uğraşan davacı hakkında, ithal ettiği 5 adet araç için beyan edilen özel tüketim vergisi matrahının, ithalat beyannamesinde yer alan katma değer vergisi matrahının altında olduğunun vergi tekniği ve inceleme raporları ile tespit edildiğinden bahisle 2010 yılının Kasım ve Aralık dönemleri için re’sen tarh edilen özel tüketim vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezalarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla, ödeme emrine konu vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergilerinin iptali istemiyle açılan davanın … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin 5. fıkrası gereğince kararın idareye tebliğinden sonra bu karara göre tespit edilecek vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarının 2 nolu ihbarnameyle davacıya bildirilmediği, dolayısıyla tahakkuk eden fakat henüz vadesi gelmeyen ödeme emrine konu vergi ve cezaların usulüne uygun bir şekilde tahsil edilebilir safhaya geldiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘İN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği tarih itibariyle vergi ziyaı cezalı tarhiyatlar hakkında ortada henüz mahkemece verilmiş bir karar ve kesinleşmiş bir alacak bulunmadığı açık olup, ödeme emrinin bu gerekçeyle iptali gerekirken, yukarıda açıklanan gerekçeyle iptal eden mahkeme kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin kararda sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmadığı, bu nedenle temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Motorlu araç alım satımıyla uğraşan davacı hakkında, ithal ettiği 5 adet araç için beyan edilen özel tüketim vergisi matrahının, ithalat beyannamesinde yer alan katma değer vergisi matrahının altında olduğunun vergi tekniği ve inceleme raporları ile tespit edildiğinden bahisle 2010 yılının Kasım ve Aralık dönemleri için re’sen tarh edilen özel tüketim vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezalarının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 20. maddesinde, verginin tarhının, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden, vergi dairesi tarafından hesaplanarak, bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari bir işlem olduğu; 22. maddesinde, verginin tahakkukunun, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi olduğu; 34. maddesinde, ikmalen ve re’sen tarh edilen vergilerin, içeriği 35. maddede gösterilen “ihbarname” ile ilgililere tebliğ olunacağı hükmü yer almış, 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayrı, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yoluyla tebliğ edileceği, 377. maddesinde, mükelleflerin ve kendilerine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilecekleri belirtilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Cebren tahsil ve şekilleri” başlıklı 54. maddesinde, ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının, tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı; 55. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şeklinde, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, (7) gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödendiği ya da zaman aşımına uğradığı iddialarıyla, tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dosyanın UYAP kayıtlarıyla birlikte incelenmesinden, dava konusu ödeme emrine konu 2010 yılının Kasım ve Aralık dönemlerine ait vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergilerinin iptali istemiyle açılan davada … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile davanın reddine hükmedilmesi üzerine iki nolu ihbarname düzenlendiği, ödeme yapılmaması üzerine de borcun tahsili amacıyla düzenlenen 08/08/2016 tarihli ödeme emrinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda değinilen hükümlere göre, davacı adına düzenlenen ödeme emrinin hukuka uygunluk denetimi ödeme emrinin düzenlendiği tarihteki koşullara göre yapılmalıdır.
Bu itibarla, ödeme emrinin düzenlendiği tarih itibariyle cezalı tarhiyatlar hakkında ortada henüz mahkemece verilmiş bir karar ve kesinleşmiş bir alacak bulunmadığı açık olduğundan, ödeme emrinin bu gerekçeyle iptali gerekirken, yukarıda açıklanan gerekçeyle verilen kararda sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 01/12/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY:

Motorlu araç alım satımıyla uğraşan davacı hakkında, ithal ettiği 4 adet araç için beyan edilen özel tüketim vergisi matrahının, ithalat beyannamesinde yer alan katma değer vergisi matrahının altında olduğunun vergi tekniği ve inceleme raporları ile tespit edildiğinden bahisle 2010 yılının Kasım ile Aralık dönemleri için re’sen tarh edilen özel tüketim vergileri ile kesilen vergi ziyaı cezalarının iptali istemiyle … Vergi Mahkemesinde açılan davada 20/06/2017 tarihinde davanın reddine yönelik verilen kararın 06/09/2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, karar gereği davalı idare tarafından iki nolu ihbarname düzenlendiği ve 17/09/2017 tarihinde davacıya elden tebliğ edildiği, ödeme yapılmaması nedeniyle düzenlenen ödeme emrinin ise 23/10/2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşılmaktadır.
Mahkemece, dava konusu edilen ödeme emrinin, mahkeme karar tarihinden önce düzenlendiği gerekçesi ile iptal kararı verilmiştir. Oysa, bizatihi ödeme emri tarihinin işlemi sakatlayan bir unsur olmayacağı, zira işlem sırasına bakıldığında tebliğ tarihlerinin ve içeriklerinin mahkeme kararıyla uyuşup uyuşmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Olayda, iki nolu ihbarname içeriğinde yer alan vergi ve cezalar ile ödeme emrinin birbiriyle uyumlu olduğu görüldüğünden, düzenleme tarihinin maddi hata kapsamında nitelendirilebilecek işlemi sakatlayacak esaslı bir hata olmadığı ve yürütmeyi durdurma kararı verilmediği sürece, mahkeme kararının kesinleşmesi beklenmeden 2577 sayılı Kanun’un 52. maddesi gereği tahsilat işlemleri yapılabileceğinden, davaya konu ödeme emrini iptal eden mahkeme kararına yönelik istinaf talebinin reddine ilişkin kararın bozulması gerektiği oyu ile, Dairemiz kararına katılmıyorum.