Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/1087 E. , 2021/5537 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/1087
Karar No : 2021/5537
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Davacı tarafından 31/12/2009 tarihinde faaliyetine son verilmesine rağmen belgesiz olarak satın alınan akaryakıtın, POS cihazları kullanılmak suretiyle kredi kartı ile satmaya devam edilerek özel tüketim vergisinin ziyaa uğratıldığından bahisle, davacı adına, 2012 yılının Şubat ayının (2.) dönemine ait özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; davacı adına yapılan tarhiyata ait ihbarname davacının adresinde tebliğ edilemediğinden, ilanen tebligat yoluna gidildiği , söz konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyata karşı mükellef tarafından dava açma hakkının kullanılmadığı, ihbarname içeriğindeki borçların ödenmemesi üzerine de davacı adına ödeme emri düzenlendiği dikkate alındığında, vergi borçlarının ödeme emriyle istenebilir bir safhaya gelmesi için tarh, tebliğ, tahakkuk aşamalarının kanunda öngörülen usule uygun olarak tamamlandığı ve ödeme emri muhteviyatı amme alacaklarının kesinleştiği anlaşıldığından, anılan alacakların davacıdan tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dosyanın incelenmesinden, davacı adına düzenlenen vergi/ceza ihbarnamesine ilişkin tebliğ evrakında, davacının bilinen adreslerinde bulunamadığı hususunun 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102. maddesinin son fıkrasında sayılan komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru nezdinde ve imzasıyla tespit edilerek tutanak haline getirilmediği ve bilinen adrese hangi evrakın teslimi için gidildiğinin belirtilmediği, öte yandan tebliğ evrakı ile ilişkilendirilmeksizin tutulan adres tespit tutanağının ise posta yolu ile tebliğe ilişkin 213 sayılı Kanun hükümlerine uygun olmaması nedeniyle, ilanen tebligat koşullarının gerçekleşmediği açık olup; alacağın vadesinde ödenmediğinden ve dolayısıyla kesinleştiğinden söz edilmeyeceğinin anlaşılması karşısında, davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü suretiyle mahkeme kararının kaldırılmasından sonra dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı adına düzenlenen ihbarnamenin dayanağını oluşturan belgelerin, davacının talebi üzerine 04/08/2016 tarihinde vergi dairesinde tebliğ edildiği ve söz konusu ihbarnamenin davacının iş yeri ve ikametgah adresine müteaddit defalar gidilmesine rağmen tebliğ edilemediği, bu durumun adres tespit tutanağı ile tespit edilerek yapılan ilanen tebligatın usulüne uygun olduğundan, dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘NİN DÜŞÜNCESİ: Davacının bilinen adreslerinde tebliğ imkansızlığının tebliğ mazbataları ve muhtar nezdinde düzenlenen adres tespit tutanağı ile saptandığı, olayda, ilanen tebliğ koşullarının gerçekleştiği sonucuna varıldığından, ilanen tebliğin 213 sayılı Kanun’un 104. maddesine uygun olarak yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi suretiyle ve bu koşulların oluştuğu sonucuna ulaşılması halinde de işin esası hakkında inceleme yapılarak karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından 31/12/2009 tarihinde faaliyetine son verilmesine rağmen belgesiz olarak satın alınan akaryakıtın, POS cihazları kullanılmak suretiyle kredi kartı ile satmaya devam edilerek özel tüketim vergisinin ziyaa uğratıldığından bahisle, davacı adına, 2012 yılının Şubat ayının (2.) dönemine ait özel tüketim vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emri muhteviyatı kamu alacağına ilişkin ihbarnamenin ilanen tebligatına ilişkin koşulların gerçekleşmediği ve bu suretle kamu alacağının kesinleşmediği gerekçesiyle dava konusu ödeme emrini iptal eden karar temyiz edilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 93. maddesinde; tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceğinin belirtildiği, 101. maddesinde; bilinen adreslerin sayıldığı, 102. maddesinde; muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı, aynı maddenin son fıkrasında da adreste bulunamama halininin, komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz’edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tespit olunarak merciine iade olunacağı, 103. maddesinde; tebliğin, ilan yoluyla yapılabilmesi için muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, yanlış veya değişmiş olması ve bu yüzden mektubun geri gelmesi, posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması gerektiği, 104. maddesinde ise; ilan yazısının tebliğ yapan dairenin ilan koymaya mahsus mahalline asılacağı ve bir suretinin mükellefin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderileceği hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 101. maddesinin ilk fıkrasında, bu Kanuna göre bilinen adreslerin neler olduğu açıklandıktan sonra, son fıkrasında da, mektupların gönderilmesinde, bu adreslerden, tarih itibarıyla, tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanının dikkate alınacağı hüküm altına alınmış; aynı Kanun’un 103. maddesinde, tebliğin hangi hallerde ilanla yapılacağı düzenlenirken; 104. maddesinde, ilanın şeklinin nasıl olacağı kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği ve inceleme raporlarına dayanılarak, davacı adına 2012 yılının Şubat ayının (2.) dönemi için tarh edilen vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisine ilişkin ihbarnamenin davacının bilinen adreslerine gidilerek “muhatap adresten soruldu, ismen tanınmıyor, iade” ve ”muhatap gösterilen adresten taşınmış olup, yeni adresi bilinmiyor, iade” şerhleri düşülerek posta memurunun imzası ile tebliğ evrakının iade edilmesinin ardından, 08/11/2016 tarihli muhtar nezdinde düzenlenen adres tespit tutanağı ile “yükümlünün her nekadar mernis adresinin belirtilen adres olduğu halde bu adreste ikamet etmediği, adresini terk ettiği ve kesin adresin bilinmediği” şerhinin düşülmesi üzerine, 16/11/2017 ve 17/11/2017 tarihlerinde ilanen tebliğ yoluna gidilerek, ihbarname muhteviyatı borçların ödenmediğinden bahisle davacı adına ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, temyize konu karar ile, davacı adına tanzim edilen ödeme emri içeriği vergi ve cezaya ilişkin ihbarnamenin tebliğ alındılarında,tebliğ evrakının davacının bilinen adreslerinde bulunamaması nedeniyle teslim edilemediği hususunun komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memurunun imzasına yer verilerek tespit edilmediği ve bilinen adrese hangi evrakın teslimi için gidildiğinin belirtilmediği, tebliğ evrakı ile ilişkilendirilmeksizin tutulan adres tespit tutanağının ise posta yolu ile tebliğe ilişkin 213 sayılı Kanun hükümlerine uygun olmaması nedeniyle ilanen tebliğin şartları oluşmadığından tebligatın usulsüz olduğu ve dolayısıyla amme alacağının kesinleştiğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiş ise de; davacının bilinen adreslerinde tebliğ imkansızlığı bulunduğunun tebliğ mazbataları ve muhtar nezdinde düzenlenen adres tespit tutanağı ile saptandığı, olayda, ilanen tebliğ koşullarının gerçekleştiği sonucuna varıldığından, ilanen tebliğin 213 sayılı Kanun’un 104. maddesine uygun olarak yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi ve bu koşulların oluştuğu sonucuna ulaşılması halinde de işin esasının incelenmesi suretiyle karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 09/12/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X)- KARŞI OY :
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan istinaf kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ve temyize konu kararın onanması gerektiği oyu ile, Daire kararına katılmıyorum.