Danıştay Kararı 8. Daire 2017/164 E. 2021/5484 K. 18.11.2021 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2017/164 E.  ,  2021/5484 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/164
Karar No : 2021/5484

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : … Bakanlığı
Vekili : I. Hukuk Müşaviri …
Karşı Taraf (Davalı) : … Merkez İlçe Köylere Hizmet Götürme Birliği
İstemin Özeti : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…. sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Temyizen konu Mahkeme kararının kısmen onanıp, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, …Merkez İlçe Köylere Hizmet Götürme Birliği’nin hesap, iş ve işlemlerini denetleyen Bakanlık Mülkiye Müfettişlerince yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda öngörülen 19.415,11.-TL’den gelir vergisi olarak tahakkuk eden 4.042,73.-TL’lik kısmı düşüldükten sonra kalan 15.372,38.-TL kişi borcunun, Mahalli İdare Birlikleri Kanunu’nun 22. maddesi uyarınca kaldırılmasına ilişkin Zonguldak Merkez İlçe Köylere Hizmet Götürme Birliği Meclisi’nin 29.11.2010 gün ve 9 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; 5355 sayılı Kanunun tüm maddeleri ve madde gerekçeleri birlikte değerlendirildiğinde, köylere hizmet götürme birliklerinin de bu Kanun kapsamında kalan bir mahalli idare birliği niteliğinde olduğu, 17. maddenin 1. fıkrasında genel olarak birlik teşkilatının şeması gösterilirken 2. fıkrasında ülke düzeyinde kurulan birliklerle üye sayısı yüzden fazla olan birlik teşkilatının şemasının gösterildiği, 3. fıkrasında ise birlik genel sekreteri veya diğer üst yönetici kadrosunda kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan memurların görevlendirilebileceği belirtildikten sonra görevlendirme ile memurun, memurlukla ilgili statüsü açıklanarak görevlendirme dolayısıyla ek ödemenin ne şekilde yapılacağı hususunun düzenlendiği, 18. madde hükmüne bakıldığında ise yine bu kanun kapsamındaki birliklerden olan Köylere Hizmet Götürme Birlikleri ile ilgili ayrıksı durumların düzenlendiği, aynı hükmün 4. fıkrasında da yine ayrıksı bir durum olarak bu birliklerde ihtiyaca göre hizmet akdiyle personel istihdam edilebileceği gibi vali ve kaymakamlarca bu hizmetler için kamu kurum ve kuruluşlarında personel görevlendirebileceği belirtilerek bu şekilde görevlendirilen kişilere yapılacak aylık ödeme tutarının hesaplanma şeklinin açıklandığı; bu durumda 5355 sayılı Kanunun 18. maddesinde yer alan düzenlemenin köylere hizmet getirme birliklerine, vali ve kaymakamlar tarafından diğer kamu kurum ve kuruluşlarından görevlendirilen personele ödenecek aylık ödeme tutarının belirlenmesine yönelik olduğu, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta iken üst yönetici olarak görevlendirilen personele yapılacak aylık ödemelere ilişkin herhangi bir hükmü ihtiva etmediği, birliklerde üst yönetici olarak görevlendirilecek kişilere ödenecek aylık ödeme tutarının ne şekilde tespit edileceğinin ise aynı kanun 17/3. maddesinde düzenlendiği, bu nedenle Köylere Hizmet Götürme Birliğinde üst yönetici olarak görevlendirilen personele ödenecek aylık ödeme tutarının da, Kanunun 17/3. maddesi gereğince belirlenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığından, çıkarılan kişi borcunun kaldırılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu’nun 1. maddesinde, “Bu Kanunun amacı; mahallî idare birliklerinin hukukî statüsünü, kuruluşunu, organlarını, yönetimini, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usûl ve esaslarını düzenlemektir.” hükmüne; 17. maddesinde, “Norm kadroya uygun olarak birlik teşkilâtı birlik müdürü, yazı işleri, malî işler birimleriyle birliğin faaliyet alanına göre kurulacak teknik işler biriminden oluşur.
Ülke düzeyinde kurulan birliklerle üye sayısı yüzden fazla olan birliklerde teşkilât, norm kadroya uygun olarak genel sekreter, yazı işleri ve malî işler birimleriyle birliğin faaliyet alanında olmak ve sayısı üçü geçmemek üzere birlik meclisinin kararıyla kurulacak diğer birimlerden oluşur.
Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan memurlar, Belediye Kanununda belirtilen esas ve usûllere göre birlik genel sekreteri veya diğer üst yönetici kadrolarında görevlendirilebilir. Bu tür görevlendirmelerde ilgilinin kendi kurumundan aldığı her türlü malî ve sosyal hakları kesilmez, ancak kurumundan aldığı aylık ve diğer ödemelerin toplam tutarını geçmemek üzere birlik encümeni kararıyla ek ödeme yapılabilir.” hükmüne, 18. maddesinde ise, “İlçelerde, tarım ürünlerinin pazarlanması hariç olmak üzere, yol, su, kanalizasyon ve benzeri altyapı tesisleri ile köylere ait diğer hizmetlerin yürütülmesine yardımcı olmak, bizzat yapmak, yaptırmak ve kırsal kalkınmayı sağlamak üzere, tüm köylerin iştiraki ile o ilçenin adını taşıyan, köylere hizmet götürme birliği kurulabilir.Bakanlar Kurulu, bu konuda genel izin vermeye yetkilidir.
Birlik başkanı merkez ilçelerde vali veya görevlendireceği vali yardımcısı, diğer ilçelerde kaymakamdır. Köylere hizmet götürme birliğinin meclisi, birlik başkanı başkanlığında, birliğe üye köylerin muhtarları ve o ilçeden seçilen il genel meclisi üyelerinden oluşur. Köylere hizmet götürme birliğinin encümeni birlik başkanının başkanlığında, meclisin kendi üyeleri arasından gizli oyla seçeceği iki il genel meclisi üyesi ve iki köy muhtarı olmak üzere beş kişiden oluşur.
(Değişik üçüncü fıkra: 27/4/2008-5793/44 md.) Bakanlıklar ve diğer merkezi idare kuruluşları ile il özel idareleri; köye yönelik hizmetlere ilişkin yapım, bakım ve onarım işleri, bölünmüş yol, elektrifikasyon, köy yolu, içme suyu, sulama suyu ve kanalizasyon yatırımlarını, kendi bütçelerinde bu hizmetler için ayrılan ödenekleri köylere hizmet götürme birliklerine aktarmak suretiyle gerçekleştirebilirler. Aktarma işlemi merkezi idare kuruluşlarında ilgili bakanın, il özel idarelerinde valinin onayıyla yapılır ve bu ödenekler tahsis amacı dışında kullanılamaz. Bu takdirde iş, birliğin tabi olduğu usul ve esaslara göre sonuçlandırılır. Köylere hizmet götürme birlikleri de bütçe imkânları ölçüsünde bu yatırımlara kendi bütçelerinden ödenek aktarabilirler. Bakanlıklar ve diğer merkezi idare kuruluşları ile il özel idareleri tarafından aktarılacak ödeneklerle gerçekleştirilecek yatırımlar, birliğin hizmet ve görev alanı sınırlamasına tabi olmaksızın yapılabilir.
Köylere hizmet götürme birlikleri, ihtiyaca göre hizmet akdiyle personel istihdam edebilir. Ancak, köylere hizmet götürme birliklerinin yıllık toplam personel giderleri, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin Vergi Usul Kanununda belirlenen yeniden değerleme katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın % 10’unu aşamaz. Vali ve kaymakamlar birlik hizmetlerini yürütmek üzere diğer kamu kurum ve kuruluşlarından personel görevlendirebilir. Bu şekilde görevlendirilenlere birlik bütçesinden karşılanmak üzere, (5000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutarda aylık ödeme yapılır. Görevlendirmelerde otuz günden kısa süreler için kıst hesaplama yapılır…” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan Belediye ve Bağılı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik’in 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde; mahalli idare birliklerinin (F) grubunda tasnif edildiği; 6. maddesinde; gruplara ait norm kadro standartlarının Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-2 cetvellerinde gösterildiği ve mahalli idarelerin bu cetvellerde belirlenen standartlara göre kadrolarını belirleyeceği belirleyeceği kurala bağlanmış olup; Ek-2 ‘de; (F) Grubu; Mahalli İdare Birlikleri tasnif cetvelinde Birlikler (F-1) ülke düzeyinde kurulan, (F-2) diğer birlikler olarak belirtilmiş; (F) Grubu Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro Standartları Cetvelinde (F2) türü birlikler için; 1 adet birlik müdürü,1 adet avukat, 2 adet şef, 8 idari, 8 teknik, 3 sağlık, 3 yardımcı hizmet personeli şekilinde norm kadro standartları belirlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davalı birliğin başkanı olan vali tarafından; sözkonusu birliğe, diğer kamu kurumunda çalışanlar arasından, bir birlik müdürü, bir de muhasebe müdürü atandığı; Birlik Encümeni tarafından, müdüre (1300) gösterge; mali işler müdürüne (1100) gösterge rakamından ek ücret ödenmesine karar verilmesi sonrası, bu karar esas alınmak suretiyle ödeme yapıldığı; Zonguldak İli Merkez İlçe Köylere Hizmet Birliği hesap, iş ve işlemlerinin, davacı İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişlerince yapılan teftişi sonucu düzenlenen 06.08.2010 gün ve 173/52, 88/123 sayılı layihası ile; Birlikte 2007 yılından bu yana ikinci görev ücretlerinden Gelir Vergisi Kanunu uyarınca kesilmesi gereken gelir vergisi kesintisi uygulanmadığı ve 5355 sayılı Kanunun 17. maddesinde, ülke düzeyinde kurulan birliklerle üye sayısı yüzden fazla olan birliklerde görevli yönetici konumunda görevlendirilenler için yapılacak ek ödemelerin, 18. maddesinin 4. fıkrasında ise Köylere Hizmet Götürme Birliklerinde çalışanlar için uygulanacak ek ödemelerin düzenlendiği, davacı birlikte görev yapan birlik müdürü ve mali hizmetler müdürü gibi yönetim kadrosunda görevlendirilen kişilere(5000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak ek ödeme tutarının ödenmesi gerekirken birlik encümenince belirlenen ek ödeme esas alınarak fazla ödeme yapıldığı gerekçesiyle birlik müdürüne fazladan ödenen 9.511.18 TL ile mali işler müdürüne fazladan ödenen 5.861,20 TL de dahil olmak üzere toplam 19.415,11.-TL kişi borcu çıkartılarak tahsilinin istenildiği, davalı birlik meclisince; 5355 sayılı Kanunun 18. maddesinin 4. fıkrası uyarınca yapılacak ek ödemelerin yönetim kadrosu dışındaki personeli kapsadığı, birliğin üst yönetiminde göre yapan birlik müdürü ve mali işler sorumlusuna anılan Kanunun 17/3. maddesi uyarınca yapılan ek ödemelerin yerinde olduğu gerekçesiyle, sözkonusu ücret ödemelerinden gelir vergisi olarak tahakkuk eden toplam 4.042,73.-TL düşüldükten sonra (tahsil edilmesi nedeniyle) kalan 15.372,38.-TL kişi borcunun kaldırılmasına karar verildiği, bakılan davada bu kararın iptalinin istenildiği anlaşılmaktadır.
Mahkeme kararının; İşlemin Birlik Müdürüne İlişkin Kısmı Hakkında;
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, kararın bu kısmının onanması gerekmektedir.
Mahkeme Kararının; İşlemin Birliğin Mali İşler Müdürüne İlişkin Kısmı Hakkında;
5355 sayılı Yasanın 17/3. maddesi ile 18/4. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; 5355 sayılı Kanunun 17. maddesinde, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan memurların, birlik genel sekreteri veya diğer üst yönetici kadrolarında görevlendirilebileceğinin ve bu tür görevlendirmelerde ilgiliye kendi kurumundan aldığı aylık ve diğer ödemelerin toplam tutarını geçmemek üzere birlik encümeni kararıyla ek ödeme yapılabileceğinin, diğer yandan anılan Kanunun 18. maddesinin 4. fıkrasında ise, ihtiyaca göre görevlendirme yoluyla personel istihdam edilebileceği, bu şekilde görevlendirilenlere de, (5000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutarda aylık ödeme yapılacağı, ayrıca, görevlendirmelerde otuz günden kısa süreler için kıst hesaplama yapılacağının belirtilmesiyle, üst yönetici kadrolarına yapılacak görevlendirmeler ile devamlılık arz etmeyen, ihtiyaç duyulduğunda yapılacak görevlendirmeler arasında ayrım yapıldığı, (5000) gösterge rakamı üzerinden yapılacak ödemenin devamlılık arz etmeyen görevlendirmeler için öngörüldüğü, üst yönetici kadrolarına yapılacak görevlendirmeleri kapsamadığı, bu kadrolara kendi kurumlarından aldıkları aylık ve diğer ödemelerin toplam tutarını geçmemek üzere bir ek ödeme yapılabileceğinin kurala bağlandığı görülmektedir.
Öte yandan; 18. maddenin yalnız Köylere Hizmet Götürme Birlikleriyle ilgili özel düzenleme getirdiği açık ise de; 17. madde ile Yasanın diğer maddelerinin tüm birliklere ilişkin olup; bu hükümlerin Köylere Hizmet Götürme Birliklerini kapsamadığı şeklinde ayrıksı bir düzenleme de bulunmamaktadır.
Bu itibarla; birliğin üst yönetici kadrosunda görevlendirilen kamu görevlilerine, sınırı üst yönetici görevlendirme esaslarının belirlendiği 17. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen şekilde ek ödeme yapılabileceği; bu şekilde görevlendirilenler için, personele ilişkin üst sınır olan (5000) gösterge rakamının bağlayıcı olmadığı açıktır.
Buna karşın “üst yönetici kadrosunda görevlendirme” yönünden değerlendirme yapılarak hangi kadroların üst yönetici olarak kabulü gerektiğinin ortaya konulması gerekmektedir.
Yukarıda metnine yer verilen 5395 sayılı Yasanın, “Teşkilat’ başlıklı 17. maddesinin 1. fıkrasında norm kadroya uygun olarak, birlik müdürü ile yazı işleri, mali işler ve teknik işler birimlerinin birlik teşkilatını oluşturacağı hükme bağlanmış olup; yine yukarıda yer verilen ve mahalli idarelerin norm kadro ilke ve standartlarını belirleyen yönetmelik eki çizelgede; birlikte yönetici olarak sadece birlik müdürüne yer verildiği görülmektedir.
Bu itibarla; norm kadroya uygun olarak, birlik teşkilatında yalnız birlik müdürü kadrosu için görevlendirme yapılacak olup, diğer birimler için üst yönetici görevlendirmesi yapılamayacak bu birimlere ancak personel görevlendirmesi yapılabilecektir. Bu şekilde görevlendirilen personel için ise,18/4. madde hükmü uygulanarak (5000) gösterge rakamına göre ödeme yapılabilecektir.
Olayda; davalı birlikçe yasa ve yönetmelik hilafına, birlik müdürü dışında, bir de mali işler müdürü görevlendirilerek, bu müdüre üst yöneticilere esas gösterge üzerinden ödeme yapıldığı açık olup; (5000) göstergeyi aşan kısım için fazladan yapılan ödemenin kişi borcu olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Bu durumda mali işler müdürüne fazladan ödendiği tespit edilen 5.861,20 TL’nin davalı birlik meclisince kaldırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmamakta olup; aksi gerekçe ile işlemin bu kısmına ilişkin davayı reddeden mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan; dava konusu işlemin Yasanın 22. maddesi uyarınca, kişi borcu teklifinin görüşülmesine ilişkin olması ve ilgilisinden tahsiline yönelik bir işlem olmaması hasebiyle Danıştayın 1973 tarihli içtihadı birleştirme kararına göre bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Kaldı ki; kamu zararının tahsiline ilişkin özel düzenlemelerin ilgili mevzuatında düzenlendiği açık olmakla ilgilisinden tahsili aşamasında bu özel düzenlemeler uygulanacaktır.
Açıklanan nedenlerle; … İdare Mahkemesinin temyize konu kararının işlemin birlik müdürüne ilişkin kısmının onanmasına, birlik mali işler müdürüne ilişkin kısmının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 18/11/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

(X)- 5355 sayılı Kanunun 18/4. Maddesi köylere hizmet götürme birlikleri açısından özel düzenlemeler içermektedir. Bu itibarla söz konusu hüküm uyarınca, vali ve kaymakamlarca, Köylere Hizmet Götürme Birliği hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla diğer kamu kurum ve kuruluşlarından görevlendirilen kişilere, 5000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutarda aylık ödeme yapılacağının açıkça belirtildiği; bu durumda, Köylere Hizmet Götürme Birliği hizmetinin yürütülmesi amacıyla Birlik Tüzüğü uyarınca görevlendirilen personele 5355 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca 5000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutarda aylık ödeme yapılması gerekirken 1100 ve 1300 gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutarda aylık ödeme yapıldığından Kanuna aykırı olarak yapılan fazla ödemenin tahsil edilmesi gerekirken, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 gün ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde hatalı ödediği meblağı süre şartı aranmaksızın her zaman geri alabileceğinin belirtildiği, bu anlamda Birlik Müdürünün uygulayıcısı olduğu mevzuatı, diğer bir ifadeyle Birlik Müdürü’ne 5355 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca 5000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutarda aylık ödeme yapılması gerektiğini bilmesi gerektiğinden yapılan fazla ödemenin, süre şartı aranmaksızın her zaman geri alabileceğinin de tartışmasız olup, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince de, Birlik Müdürü’ne ve mali işler müdürüne 5355 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca 5.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutarda aylık ödeme yapılması gerektiği açıktır.
Bu durumda, Birlik Müdürü ve muhasebe müdürüne fazladan ödendiği tespit edilen meblağın tahsilinden vazgeçilmesine ilişkin davalı Köylere Hizmet Götürme Birliği Meclisinin … tarih ve … sayılı kararında hukuka uyarlık bulunmadığından işlemin iptali gerekmekte olup, aksı gerekçeyle davayı reddeden mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.

KARŞI OY :

(XX)- 5355 sayılı Kanunun 18/4. Maddesi köylere hizmet götürme birlikleri açısından özel düzenlemeler içermektedir. Bu itibarla söz konusu hüküm uyarınca, vali ve kaymakamlarca, Köylere Hizmet Götürme Birliği hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla diğer kamu kurum ve kuruluşlarından görevlendirilen kişilere, 5000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutarda aylık ödeme yapılacağının açıkça belirtildiği; bu durumda, Köylere Hizmet Götürme Birliği hizmetinin yürütülmesi amacıyla Birlik Tüzüğü uyarınca görevlendirilen personele 5355 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca 5000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutarda aylık ödeme yapılması gerekirken 1100 ve 1300 gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutarda aylık ödeme yapıldığından Kanuna aykırı olarak yapılan fazla ödemenin tahsil edilmesi gerekirken, aksi yönde tesis edilen dava konusu meclis kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Buna karşın; Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarihli ve E:1968/8 K:1973/14 sayılı kararında; idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, bunun dışında kalan hallerde hatalı ödemelerin istirdadının ise, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde olanaklı olduğu ve bu süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği belirtilmiş olup; anılan kararın gerekçesinde iyi niyet kuralı üzerinde de durularak idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemine, idare edilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi neden olmuşsa ya da geri alınan idari işlem yok denilecek kadar sakatlık taşımakta ise, hatalı işlemde idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata bulunmaktaysa ve idareyi bu konuda haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye olanak bulunmadığı ve bu işlemlere dayanılarak yapılan ödemeler için süre düşünülemeyeceği, bu ödemelerin her zaman geri alınabileceği; ancak bunun dışındaki hatalı ödemeler için memurun iyi niyetinin istikrar ve kanunilik kadar önemli bir kural olduğu ve bu nedenle yukarıda belirtilen istisnalar dışındaki hatalı ödemelerin ancak dava süresi içinde geri alınabileceği vurgulanmıştır.
Sözü edilen Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararıyla idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı ödemenin her zaman geri alınabileceği belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin ise ancak hatalı ödemenin yapıldığı ilk tarihten itibaren başlamak üzere dava açma süresi içerisinde geri alınabileceği, bu süre geçtikten sonra geri alınamayacağı kurala bağlanmıştır.
Olayda; yersiz ödeme yapıldığı iddia edilen dönemde ilgililerin fiilen görev yaptığı ve davacıya yersiz ve fazladan yapılan ödemelerin ancak denetim sonucu belirlendiği görüldüğünden, uyuşmazlığa konu yersiz ödemelerin açık hata kapsamında değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmadığı gibi dosyadaki belgelerden, hatalı ödemenin yapılmasında ilgilinin gerçek dışı beyanı ya da hilesinin bulunduğundan da söz edilememektedir.
Bu durum karşısında, yukarıda yer verilen Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararındaki ilkeler ve olayın gelişimi gözetildiğinde, söz konusu ödemenin yapılmasında açık hata bulunmadğı gibi, ilgili birlik müdürü ve mali işler müdürünün herhangi bir gerçek dışı beyanı ve hilesi de bulunmadığı, bu şekilde yapılan ödemenin istirdadının, ancak en son yapılan hatalı ödeme tarihinden geriye doğru dava açma süresi olan 60 gün içinde kalan sürede gerçekleşen yersiz ödemelerle sınırlı olacağı, bu süreyi aşan dönemlerde yapılan ödemelerin geri alınmasının ise mümkün olmadığı sonucuna varılmakla, fazla ve yersiz ödendiği tespit edilerek kişi borcu olarak önerilen meblağın tahsilinden vazgeçilmesine ilişkin işlemin hukuka uygun olduğu görülmekle davanın reddine ilişkin temyize konu kararın belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.