Danıştay Kararı 8. Daire 2018/2155 E. 2021/6046 K. 08.12.2021 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/2155 E.  ,  2021/6046 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/2155
Karar No : 2021/6046

DAVACI : …

DAVALI : … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun 05/01/2018 günlü kararı ile kabul edilen ve … tarihli ve … duyuru numarası ile tüm Baro Başkanlıklarına gönderilen Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği’nin Uygulanmasına İlişkin Yönergenin 4,13,14,17,19,20. maddelerinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Ankara Barosuna kayıtlı avukat ve Adalet Bakanlığı Arabulucuk Daire Başkanlığı … sicil nosu ile arabulucu olduğu, dava konusu Yönergenin iki mesleğine yönelik olarak zarar doğuracak nitelikte olduğu, dava konusu düzenlemeler ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesi ve bu madde uyarınca yayınlanan yönetmelikte düzenlenmeyen, tamamen davalı idarenin kendi yarattığı “Kolaylaştırıcı Avukat” adıyla yeni bir alternatif uyuşmazlık çözüm kurumu ihdas edildiği, alternatif çözüm yolu yöntemleri ve buna ilişkin düzenlemelerin hukuk devleti ilkesi çerçevesinde ancak yasa ile getirilebileceği, ancak Yönerge ile tamamen arabuluculuk kurumu taklit ederek düzenleme yapıldığı iddia edilmektedir.
Dava konusu Yönergenin 4/c maddesinde kolaylaştırıcı avukatın uzlaşma sağlama faaliyetindeki müzakere aşamasını kolaylaştırmak amacıyla Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki danışman niteliğinde hazır bulundurulan Baro Levhasına kayıtlı avukatı ifade edeceğinin belirtildiği, Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği’nin Yönetmeliğin 14/1-c maddesinde belirtilen danışmanlar kavramının Yönerge ile kolaylaştırıcı avukata dönüştürülerek alternatif uyuşmazlık çözüm kurumu ihdas edildiği, oysa ki Yönetmelikte belirtilen danışmanların uyuşmazlık konusunun uzmanlık ve teknik bilgi gerektirdiği hallerde, uyuşmazlığın çözümüne teknik bilgi yönünden katkı koyabilecek kişiler olarak tanımlandığı, taraflar arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklı çatışmayı, iletişim bozukluğunu giderme amacı ve yetkisi olmadığı, dolayısıyla danışmanlık kavramı ile yönerge ile ihdas edilen kolaylaştırıcı avukat kavramı arasında anlam ve işlevsellik yönünden de farklı kurum ve sorumluluklar olduğu belirtilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI :
Avukatlık mesleğinin niteliği gereği, avukatların meslek örgütü olan barolara ve Türkiye Barolar Birliği’ne özerk görevler yüklendiği, Avukatlık Kanunu bir bütün olarak incelendiğinde, sadece düzenlemesi yönetmeliğe bırakılan hususlar için değil, bir kül olarak avukatlık mesleğinin icrası kapsamında Kanunun uygulanabilmesi için gerekli görülen hususlarda idari tasarruf yetkilerinin bulunduğu ve bu görev ve yetki kapsamında sınırlar içinde düzenleme yapıldığı, Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesinin 2001 yılından beri yürürlükte olduğu, uzlaşma kurumuna işlerlik kazandırmak için 14/04/2017 tarih ve 30008 sayılı Resmi Gazete’de Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği’nin yayımlanarak yürürlüğe girdiği, Avukatlık Kanunu 35/A madde sürecinin yöneticisinin avukatlar olduğu ve uzlaşma sağlama sürecinin tamamen ihtiyari olup, sürecin istenilen noktasında vazgeçilebileceği, arabuluculuktan farkının ise, 35/A uygulamasında avukat asli unsur olarak yer almakta iken, arabuluculuk kurumunun avukatsız da işleyebilecek bir süreç olduğu, kolaylaştırıcı avukatın yalnızca aradaki iletişim engelini bertaraf etme amacına yönelik olup, taraflara hukuki yardımda bulunmama, gizlilik hükümlerine sıkı sıkıya bağlı kalma gibi yükümlülüklerinin olduğu, kolaylaştırıcı avukat unvanı alabilmek yani kütüğe ismini yazdırabilmek için 10 yıl üstü kıdeme sahip olma gerektiği, 5 yıl ve 10 yıl arası kıdemi olanların ise en az 12 saat eğitim aldıklarını belgelendirmeleri gerektiği belirtilerek davanın reddi savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönergenin kolaylaştırıcı avukat ile ilgili düzenlemeler içeren 4. maddesinin (c) bendinin, 14. maddesinin (b) ve (c) bendinin, 17. maddesinin 2. fıkrasının, 19. ve 20. maddelerinin yasal dayanağı olmadığından iptali, Yönergenin kolaylaştırıcı avukata ilişkin düzenleme içermeyen ve uzlaşma kurumuna ilişkin düzenlemeler getiren diğer kısımları yönünden ise davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun 05.01.2018 günlü kararı ile kabul edilen Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliğinin Uygulanmasına İlişkin Yönerge’nin 4,13,14,17,19,20. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35/A. maddesi ile Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliğine dayanılarak hazırlanan dava konusu Yönergenin 1. maddesinde; “bu Yönergenin, 1136 sayılı Kanunun 35/A ve 182. maddelerine dayanılarak çıkarılan Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği’nin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla düzenlendiği” belirtildikten sonra; uzlaşmanın temel ilkeleri, uzlaşma sağlayan avukatların hak ve yükümlülükleri, uzlaşma sağlama sürecine hazırlık, uzlaşma sağlama süreci, Türkiye Barolar Birliği ve Baroların yükümlülükleri ve kolaylaştırıcı avukat v.b. konularda ayrıntılı düzenleme yapılmıştır.
Amacı, kapsamı ve düzenleme alanına yukarıda yer verilen dava konusu Yönergenin hukuka uygun olup olmadığının, idarenin düzenleme yetkisi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlığın çözümü için, genel olarak, idarenin düzenleme yetkisinin kapsamı ve bu bağlamda idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisi üzerinde durulmalıdır. Anayasa’nın 124. maddesinde “Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler.
Hangi yönetmeliklerin Resmi Gazete’de yayımlanacağı kanunda belirtilir.” hükmü, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin Anayasal dayanağını oluşturmaktadır.
İdarenin düzenleme yetkisinin aslında ikincil, türev nitelikte olduğu hususunda bugün için bir duraksama bulunmamaktadır. Anayasa’ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini yasalar çerçevesinde ve yasalara uygun olarak kullanması gereklidir. Yasanın öngördüğü düzenleme yetkisinin yine yasada belirtildiği gibi kullanılması, yasa hükmü bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında, davalı idarenin dava konusu alandaki düzenleme yetkisinin ve bu yetkinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
1136 sayılı Kanun’un “Uzlaşma sağlama” başlıklı 35/A. maddesinde, “Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler. Karşı taraf bu davete icabet eder ve uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma konusunu, yerini, tarihini, karşılıklı yerine getirmeleri gereken hususları içeren tutanak, avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imza altına alınır. Bu tutanaklar 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 38 inci maddesi anlamında ilâm niteliğindedir.” hükmü yer almış; “Yönetmelik” başlıklı 182. maddesinde de “Bu kanunda düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılan hususlar ile Kanunun uygulanabilmesi için yönetmelikte yer alması gereken diğer konuları kapsayan yönetmelikler Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. Yönetmelikler Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay için karar verilmediği takdirde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer. Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı yönetmelikleri bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu yönetmelikler, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer, aksi halde onaylanmamış sayılır ve sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin altıncı ve yedinci fıkraları hükümleri burada da kıyasen uygulanır.
(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/94 md.) Ancak, yönetmelikle veya bir düzenleyici işlemle avukatlık stajına kabulde, staj döneminde ve avukatlık mesleğine kabulde sınav veya benzeri bir rejim öngörülemez.” düzenlemesine yer verilmek suretiyle, 1136 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılacak yönetmeliklerin yürürlüğe konulması konusunda özel bir yöntem getirilmiştir.
Bahsi geçen Kanun hükümlerinin birlikte incelenip değerlendirilmesinden; davalı idarenin uzlaşma sağlama konusunu, çıkaracağı yönetmelikle düzenlenmesi gerekmektedir.
Nitekim, 1136 sayılı Kanun’un 35/A. ve 182. maddesine dayanılarak hazırlanan “Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği”, 14/04/2017 günlü, 3008 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu durumda; amacı, kapsamı ve düzenleme alanı göz önünde bulundurulduğunda davalı idarenin bu konudaki düzenleme yetkisini yönetmelik çıkarmak veya mevcut yönetmelikte değişiklik yapmak suretiyle kullanması gerekirken, yönerge şeklinde düzenleme yapmasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliğinin Uygulanmasına İlişkin Yönerge’nin dava konusu maddelerinin iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 7. maddesinde, yasama yetkisinin Türk milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği; 8.maddesinde, yürütme yetkisinin Anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılacağı vurgulanmış; 123. maddesinde, idarenin, kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği hususuna yer verildikten sonra; 124. maddesinde, Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabileceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan, Anayasa’nın 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları, “belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir.” şeklinde tanımlanmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Uzlaşma sağlama” başlıklı 35/A maddesinde; “Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler. Karşı taraf bu davete icabet eder ve uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma konusunu, yerini, tarihini, karşılıklı yerine getirmeleri gereken hususları içeren tutanak, avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imza altına alınır. Bu tutanaklar 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 38 inci maddesi anlamında ilâm niteliğindedir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan Kanunun “Yönetmelik” başlığını taşıyan 182. maddesinde ise; “Bu Kanunda düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılan hususlar ile kanunun uygulanabilmesi için yönetmelikte yer alması gereken diğer konuları kapsayan yönetmelikler Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. Yönetmelikler Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde karar verilmediği veya onaylandığı takdirde kesinleşerek yürürlüğe girer…” hükmüne yer verilmek suretiyle hangi hususlarda Yönetmelik çıkarılması gerektiği ortaya konmuştur.
14/04/2017 tarih ve 30008 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği’nin “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Yönetmelik; taraflar arasında ortaya çıkacak uyuşmazlıkları 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesi hükmüne göre uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden olan uzlaşma yöntemiyle kısa sürede ve en az masrafla çözmek için uygulanacak usul ve esasları belirlemek üzere düzenlenmiştir.” düzenlemesine; “Uzlaşma görüşmeleri” başlıklı 14. maddesinde ise, “(1) Uzlaşma görüşmelerinde aşağıdaki esaslar uygulanır:
a) Taraflarca kararlaştırılan yer ve zamanda görüşmelere başlanır.
b) Görüşmelerde uzlaşma daveti yapan taraf toplantı tutanağını tutmak üzere personel bulundurabilir.
c) Tarafların uygun bulması halinde, uzlaşma konusuyla ilgili olarak teknik personel (serbest muhasebeci mali müşavir, mühendis ve benzeri) veya danışmanlar görüşmelerde hazır bulundurulabilir. Bu kişiler ancak, sorulan sorular hakkında açıklama yapabilirler…” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava konusu Yönergenin 4. maddesinin (c) bendinin, 14. maddesinin (b) ve (c) bendinin, 17. maddesinin 2. fıkrasının, 19. ve 20. maddelerinin iptal isteminin incelenmesi:
Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği’nin Uygulanmasına İlişkin Yönergenin “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Yönerge, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35/A ve 182. maddelerine dayanılarak çıkarılan Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği’nin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla düzenlenmiştir. Bu Yönergenin hükümleri ancak tarafların rıza göstermeleri şartıyla uygulanır. Yönergenin amacı, 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesinin uygulanmasını, tarafların ortak iradesi şartıyla uzlaşma sağlama sürecini kolaylaştırmaktan ibarettir. Yönergenin hiçbir hükmü, 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesine aykırı şekilde yorumlanamaz.” düzenlemesi yer almış, “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin (c) bendinde, “Kolaylaştırıcı Avukat: Uzlaşma sağlama faaliyetindeki müzakere aşamasını kolaylaştırmak amacıyla Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki danışman niteliğinde hazır bulundurulan Baro Levhasına kayıtlı avukatı” ifade edeceği belirtilmiştir.
Aynı Yönergenin “Uzlaşma görüşmeleri” başlıklı 14. maddesinde,
“Uzlaşma görüşmelerinde aşağıdaki esaslar uygulanır:
a) Taraflarca kararlaştırılan yer, tarih ve saatte görüşmelere başlanır ve başlandığına ilişkin tutanak düzenlenir.
b) Taraflar, uzlaşma sağlama görüşmelerini kolaylaştırmak amacıyla kendileri ortak iradeleri ile Baro levhasına kayıtlı avukatlardan kolaylaştırıcı avukat belirleyebilirler bunun mümkün olmaması halinde ilgili yer Barosundan görüşme sırasında hazır bulunmak üzere kolaylaştırıcı avukat talep edebilirler.
c) Barolarca istekli avukatlar arasından Baro sicili sırası esas alınarak kolaylaştırıcı avukat kütüğü oluşturulur. İstem halinde sıra ile görevlendirme yapılır. Bu kütükte yazılı olan avukatların isimleri, Baro ve Türkiye Barolar Birliği (TBB) sicilleri baro internet sitelerinin avukatlara mahsus kısmında ilan edilir.
ç) Görüşmelerde uzlaşma daveti yapan taraf toplantı tutanağını tutmak üzere personel bulundurabilir.
d) Tarafların uygun bulması halinde, uzlaşma konusuyla ilgili olarak teknik personel (serbest muhasebeci mali müşavir, mühendis ve benzeri) veya danışmanlar görüşmelerde hazır bulundurulabilir. Bu kişiler ancak, sorulan sorular hakkında açıklama yapabilirler….” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava konusu Yönergenin “Türkiye Barolar Birliğinin yükümlülükleri” başlıklı 17. maddesinin 2. fıkrasında, “Türkiye Barolar Birliği, her yıl Aralık ayında takip eden yıl için Baroların görevlendirdiği kolaylaştırıcı avukat için taraflarca Baroya ödenmesi gereken ücreti belirleyerek Barolara duyurur.” düzenlemesine; 19. maddesinde Baro tarafından Kolaylaştırıcı Avukat Görevlendirilmesi ve Ücreti ile ilgili düzenlemelere, 20. maddesinde Kolaylaştırıcı Avukat kütüğü ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir.
Kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşu olan Türkiye Barolar Birliği’nin, yasa ile kendisine verilen düzenleyici işlem yapma yetkisini, yine yasa ile belirlenen sınırlar çerçevesinde düzenleyici işlemlerin tabi olduğu kurallara uygun olarak kullanması gerekmektedir.
Yasa koyucu düzenleyeceği konularda genel prensipleri belirler ve bunun uygulanmasını yürütmeye, bir başka ifadeyle idarelere bırakır. Bu asli düzenleme yetkisinin yasama organına ait olmasının doğal bir sonucudur. Ancak, idarelerin düzenleyici işlem yapma yetkisi yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere, Kanun, Tüzük gibi üst hukuk normlarına aykırı olmamak kayıt ve şartına bağlı olarak gerçekleşebilir.
Yönetmeliklerin sebep unsurunu yasa veya tüzükler oluşturur. Yasaların düzenlemediği bir alanda yönetmelik çıkarılması olanaksızdır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Uzlaşma sağlama” başlıklı 35/A maddesi ve Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği’ne dayanılarak çıkarılan dava konusu Yönerge bir bütün olarak incelendiğinde, Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği’nin 14/c maddesi ile tarafların uygun bulması halinde, uzlaşma konusuyla ilgili olarak teknik personel veya danışmanların görüşmelerde hazır bulundurulabileceği düzenlemesi kapsamında Yönergede, uzlaşma sağlama faaliyetindeki müzakere aşamasını kolaylaştırmak amacıyla Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki danışman niteliğinde hazır bulundurulan Baro Levhasına kayıtlı avukatı ifade eden kolaylaştırıcı avukat tanımına yer verildiği, Yönergenin 14. maddesinde, uzlaşma sağlama görüşmelerini kolaylaştırmak amacıyla tarafların kendi ortak iradeleri ile Baro levhasına kayıtlı avukatlardan kolaylaştırıcı avukat belirleyebilecekleri ve Barolar tarafından kolaylaştırıcı avukat kütüğü oluşturulacağına ilişkin düzenlemeye yer verildiği, Yönergenin 17 ve devamı maddelerinde ise, kolaylaştırıcı avukat kütüğü ve bu kütüğe kayıt olmak için gerekli niteliklerin belirlendiği, kolaylaştırıcı avukatın görevlendirilme şekli ile kolaylaştırıcı avukat için taraflarca baroya ödenecek ücretin Türkiye Barolar Birliği’nce belirleneceğine ilişkin düzenlemeye yer verildiği, bu suretle Yasada yer almayan kolaylaştırıcı avukat tanımına Yönetmelikte belirtilen danışman ifadesinden yola çıkarak yer verildiği ve dava konusu Yönerge ile kolaylaştırıcı avukata ilişkin ayrıntılı düzenleme yapılarak yeni bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi ihdas edildiği anlaşılmakta olup, Yasada düzenlenmeyen bir alanda, Yönerge ile düzenleme yapılmasında üst hukuk normuna uyarlık olmadığından, konuya ilişkin münhasır yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi 07/06/2012 tarihli 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun bazı maddelerinin iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine verdiği 10/07/2013 tarih ve E:2012/94, K:2013/89 sayılı kararının gerekçesinde, “Anayasa’nın 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı öngörülmüştür. Bu madde uyarınca, yapılacak yargılamanın kişiler yönünden gerçek bir güvence oluşturabilmesi için aranacak nitelikler de 36. maddede belirtilerek “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” denilmiştir. Anayasa’nın 141. maddesine göre davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir. Bu görevin ağır iş yükü altında yerine getirilmesi zorlaştıkça, yargının iş yükünün azaltılması, adalete erişimin kolaylaştırılması ve usul ekonomisi gibi çeşitli nedenlerle yargıya ilişkin anayasal kuralların etkililiğinin sağlanması bakımından gerekli görülmesi durumunda uyuşmazlıkların çözümü için alternatif yöntemlerin yaşama geçirilmesi, yasama organının takdir yetkisi içindedir…” ifadelerine yer vermiştir.
Bu durumda, yasal dayanağı olmayan dava konusu yönerge maddelerinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönergenin 4. maddesinin (c) bendi hariç 4. maddesi, 13. maddesi, 17. maddesinin 1. fıkrasının iptal isteminin incelenmesi:
Dava konusu Yönergenin 4. maddesinde tanımlara; 13. maddesinde uzlaşma daveti ile ilgili düzenlemeye; 14. maddesinde, uzlaşma görüşmelerinde uygulanacak esaslara; 17. maddesinin 1. fıkrasında ise, Türkiye Barolar Birliği’nin 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesi uyarınca yapılacak uzlaşma sağlama işlemleri ile ilgili olarak toplumu ve avukatları bilgilendiren ve özendiren tanıtım çalışmaları ve eğitimler yapacağına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Dava konusu düzenlemeler ile Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesinde verilen yetkiye istinaden düzenlenen Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği’nin tanımlara ilişkin 4. maddesi, daveti kabule ilişkin 13. maddesi, uzlaşma görüşmeleri ile ilgili 14. maddesi ve Türkiye Barolar Birliğinin yükümlülüklerine ilişkin 16. maddesiyle paralel düzenlemeler getirildiği ve yeni bir kural getirmediği görüldüğünden, yasal dayanağı bulunan ve üst hukuk normlarına aykırı düzenlemeler içermeyen dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu Yönergenin 4. maddesinin (c) bendinin, 14. maddesinin (b) ve (c) bendinin, 17. maddesinin 2. fıkrasının, 19. ve 20. maddelerinin oybirliği ile İPTALİNE,
2. Dava konusu Yönergenin 4. maddesinin (c) bendi hariç 4. maddesi, 13. maddesi, 17. maddesinin 1. fıkrası yönünden oybirliği ile DAVANIN REDDİNE,
3. Dava kısmen iptal kısmen retle sonuçlandığından ayrıntısı aşağıda gösterilen …-TL yargılama giderinin yarısı olan …-TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, yargılama giderinin diğer yarısı olan …-TL’nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemleri halinde taraflara iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 08/12/2021 tarihinde karar verildi.