Danıştay Kararı 8. Daire 2018/4963 E. 2021/6724 K. 22.12.2021 T.

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/4963 E.  ,  2021/6724 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/4963
Karar No : 2021/6724

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Üniversitesi … Fakültesi Antropoloji Bölümü’nde Yardımcı Doçent kadrosunda görev yapan davacı tarafından; … Üniversitesi Rektörlüğü’nce görev süresinin yenilenmeyerek kadro ile ilişiğinin kesilmesine dair … tarih … sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… kararda; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, 2547 Sayılı Kanunu’nun ilgili hükmü uyarınca belirli süreli görev yapan yardımcı doçent ünvanlı davacının, görev süresinin sona ermesi neticesinde, davacı hakkında isnat edilen eylemin niteliği ve ağırlığı ile hakkında yürütülen adli-idari soruşturmalar dikkate alındığında, bir disiplin cezası niteliğinde olmayıp, aksine bu işlemlere dayanılarak ve takdir hakkı kullanılarak tesis edilen, davacının görev süresinin yenilenmeyerek kadro ile ilişiğinin kesilmesine dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, müvekkilinin görevinde başarılı olup olmadığı veya hizmetine ihtiyaç duyulmadığına ilişkin somut bilgi ve belge bulunmadan sözleşmesinin yenilenmediği, müvekkilinin doğrudan kamu düzenini bozucu bir faaliyeti saptanmadan, görevi ile ilgili herhangi bir başarısızlığı ya da yetersizliği tespit edilmeden hukuken geçerli ve kabul edilebilir bir gerekçe gösterilmeden görev süresinin uzatılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, öte taraftan, dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilen bildiriye imza attığı gerekçesiyle hakkında açılan adli soruşturmanın beraat ile sonuçlandığı belirtilerek dava konusu işlemin gerekçesinin ortadan kalktığı ileri sürülerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; davacının, Olağanüstü Hal Kanunu Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarıldığı, görev süresi uzatılması talebinin ancak kamu görevinde bulunma hakkı olan biri için geçerli olabileceğinden, kamu yararı gözetilerek dava konusu işlemin tesis edildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :
… Üniversitesi … Fakültesi Antropoloji Bölümünde Yardımcı Doçent kadrosunda görev yapan davacı hakkında “Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından … tarih ve … soruşturma emri ile “Terör Örgütü Propagandası Yapmak” suçundan ilgili hakkında soruşturma açıldığı ve disiplin soruşturması açısından gereğinin takdir ve ifası için görevli olduğu birime bildirildiği; Edebiyat Fakültesi Dekanlığı tarafından adı geçen hakkında idari disiplin soruşturması açıldığı ve yapılan soruşturma sonucunda 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-a ve (b) maddelerinde düzenlenen niteliklerde davranışlarda bulunmak disiplin suçlarını işlediğinin anlaşılması üzerine Başbakanlık Makamının 2016/04 sayılı ve ‘Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılar İrtibatlı Kamu Çalışanları Hakkında’ Genelgesinde belirtilen talimatlar çerçevesinde, ‘Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezası’ ile cezalandırılması için Yüksek Disiplin Kuruluna teklifte bulunulduğu” hususları gerekçe gösterilerek 07/03/2016 tarihi itibariyle görev süresinin yenilenmemesi ve kadro ile ilişiğinin kesilmesine karar verilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından, görev süresinin yenilenmemesine ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki haliyle 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun “Yardımcı Doçentliğe Atama” başlıklı 23. maddesinde; “a. Bir üniversite biriminde açık bulunan yardımcı doçentlik, isteklilerin başvurması için rektörlükçe ilan edilir. Fakültelerde ve fakültelere bağlı kuruluşlarda dekan, rektörlüğe bağlı enstitü ve yüksekokullarda müdürler; biri o birimin yöneticisi, biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör veya doçent tespit ederek bunlardan adayların her biri hakkında yazılı mütalaa isterler. Dekan veya ilgili müdür kendi yönetim kurullarının görüşünü de aldıktan sonra önerilerini rektöre sunar. Atama, rektör tarafından yapılır. Yardımcı doçentler bir üniversitede her seferinde ikişer veya üçer yıllık süreler için en çok 12 yıla kadar atanabilirler. “ hükmüne yer verilmiştir.
28/01/1982 günlü, 17588 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği’nin 9. maddesinde; “Yardımcı doçentler, fakültelerde ve fakültelere bağlı kuruluşlarda ilgili dekanın, rektörlüğe bağlı enstitü ve yüksekokullarda ilgili müdürün, bölüm başkanının görüsüne dayanan önerisi ile, bir üniversitede veya yüksek teknoloji enstitüsünde her seferinde ikişer veya üçer yıllık süreler için en çok 12 yıla kadar Rektör tarafından atanabilir. Her atama süresi sonunda görev kendiliğinden sona erer.” kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi kararının dava konusu işlem yönünden incelenmesinde;
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlemin sebebi olarak; imzacısı olduğu basında “Bu suça ortak olmayacağız” başlığıyla yayınlanan bildirinin Devleti katliam yapmakla itham eden ve Devletin varlığı ve bağımsızlığı aleyhine ifadelere yer veren bir bildiri olduğu gerekçesiyle hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E maddesinin (a) ve (b) fıkrası uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasının teklif edilmesi ve ve Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından … tarih ve … sayılı soruşturma emri ile “Terör Örgütü Propagandası Yapmak” suçundan davacı hakkında cezai soruşturmanın açılmış olması gösterilmiştir.
Dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilen bildiriye imza atan ve Anayasa Mahkemesi’nin … tarih, … Başvuru Nolu “… ve Diğerleri” konulu kararında; başvurucuların imzalamış oldukları ve basında “bu suça ortak olmayacağız” başlığıyla yayınlanan bildirinin, nesnel anlamı gözetildiğinde bir bütün olarak PKK terörünün övülmesi, terörizme destek gösterisi, şiddet kullanımına, silahlı direnişe ya da başkaldırıya doğrudan veya dolaylı teşvik olarak nitelendirilmesinin mümkün görünmediği, somut olayın koşullarında başvuruya konu bildirinin internette yayımlanmasının devlet ve toplum hayatında olumsuz sonuçlar doğurduğu, devletin terörle mücadele faaliyetleri üzerinde kayda değer bir etkisi olduğunu göstermediği, hazırlanmasında veya imzalanmasında güdülen diğer amaçlar ne olursa olsun ve hangi dil ve üslup kullanılırsa kullanılsın nihai olarak bildiride o tarihlerde sürmekte olan çatışmaların sona erdirilmesi talebinin baskın olduğu, bildirinin imzalanmasına neden olan operasyonları yürüten kamu gücüne karşı ağır eleştirilerde bulunulabileceğinin öngörülmesi ve demokratik çoğulculuk açısından bunlara daha fazla tahammül edilmesi gerektiği belirtilerek başvurucuların ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığından Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade “özgürlüğünün” ihlal edildiğine karar verilerek başvurucuların başvurusu kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, ilgili kararda özetle dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilen bildirinin hazırlanmasının ve yayınlanmasının Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan “ifade özgürlüğü” kapsamında bulunduğuna oyçokluğuyla karar vermiştir.
Yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında davacı hakkında … Ağır Ceza Mahkemesi’nin E:… sayılı ceza davasında; Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru sonucu verdiği ihlal kararları, soyut ve somut norm denetiminden farklı olarak her ne kadar sadece başvuruda bulunan kişi ve başvuruya konu idari işlem ya da karar açısından geçerli ve bağlayıcı ise de Anayasa Mahkemesi’nin … tarih, … Başvuru sayılı “… ve Diğerleri” konulu kararında, başvuruya konu bildiri ve dava konusu bildirinin aynı olması ve cezalandırılması istenen suç maddesinin de aynı olması sebebiyle dava konusu bildirinin “ifade hürriyeti” kapsamında bulunduğuna ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararı ve Anayasa’nın 153/6 maddesine göre Anayasa Mahkemesi kararlarının, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağladığı yönündeki amir hükmü uyarınca, davacı hakkında terör örgütü propagandası suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılarak … tarih ve K:… sayılı kararıyla CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve kararın istinaf edilmeden kesinleştiği görülmektedir.
Hukuk devleti ilkesi gereğince; idarenin bütün eylem ve işlemleri yargısal denetime açıktır ve bu noktada, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun sağlanmasındaki en etkin araçlardan birinin de “iptal davaları” olduğu kuşkusuzdur. 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1/a bendine göre; iptal davaları, idare tarafından tesis edilen işlemler nedeniyle menfaatleri ihlal edilen kişiler tarafından anılan işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı oldukları iddialarıyla açılan davalardır.
İdari işlemlerde sebep unsuru, idari işlemden önce gelen ve onun dışında yer alan, idareyi bir işlem yapmaya sevkeden hukuki ve fiili etkenlerdir. İptal davalarında, sebep unsuru yönünden hukuki denetim yapılırken idareyi o işlemi yapmaya sevk eden gerekçelerin hukuka uygunluğunun incelemesi yapılmaktadır. Sebep unsurundaki bir sakatlığın işlemi de sakat hale getireceği tartışmasızdır.
Uyuşmazlıkta; üniversitede yardımcı doçent olarak görev yapan ve görev süresinin sona ermesi üzerine, hakkında yürütülen idari soruşturma sonucunda kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılması teklifiyle dosyasının Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na gönderilmesi ve davacı hakkında yürütülen cezai soruşturma gerekçe gösterilerek Rektör oluru ile görev süresinin uzatılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; dava konusu işlemin gerekçesini oluşturan basında “akademisyenler bildirisi” olarak yer alan bildiriyi imzaladığı gerekçesiyle davacı hakkında açılan adli soruşturmanın, … Ağır Ceza Mahkemesi’nce yukarıda alıntısı yapılan Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda; bildiri, ifade hürriyeti kapsamında bulunarak suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle Ceza Muhakemeleri Kanun’un 223-2-a maddesi uyarınca beraat ile sonuçlandığı ve beraat kararının kesinleştiği görüldüğünden, oluşan yeni hukuki durum karşısında, dava konusu işlemin gerekçesinin hukuken ortadan kalktığı ve sebep yönünden hukuka aykırı hale geldiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararının bu kısmı yönünden hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte taraftan; davalı idarece davacının, 07/02/2017 tarih ve 29972 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 686 sayılı KHK’nın 1. maddesi ile kamu görevinden çıkarıldığı, bu sebeple dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmüşse de; idari işlemlerin hukuki denetiminde tesis edildikleri tarihteki duruma göre hukuka aykırı olup olmadığının değerlendirileceği, dava konusu işlemin de davacının görev süresinin uzatılmaması olduğu, davacının kamu görevinden çıkarılması işleminin başka bir davanın konusunu oluşturduğu, görev süresinin uzatılmamasına ilişkin işlemin iptal edilmesinin davacı hakkında tesis edilen kamu görevinden çıkarma işlemini ortadan kaldırmayacağının hukuken kabulü gerekmektedir.
Bölge İdare Mahkemesi’nin davacının işlem nedeniyle parasal haklarının ödenmesi talebinin reddine yönelik kısmı yönünden yapılan incelemede;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Belirli süreli iş sözleşmelerinin yenilenmemesine ilişkin işlemlerin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle idari yargı mercilerince iptal edilmesi durumunda, yetkili idari makam ya da organ tarafından, sözleşmenin yenilenmesi veya yenilenmemesi yönünde yeni bir karar alınması gerekmektedir. Bu aşamada, iptal kararının hukuksal sonucu olarak hukuka aykırı bulunan sözleşmenin yenilenmemesi işlemi ortadan kalmış olmakla birlikte, idare ile ilgili arasındaki belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermiş olması nedeniyle ortada bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır.
Bu durumda; dava konusu işlemin sebep yönünden hukuka aykırı bulunarak iptal edilmesi, davacının görev süresinin başka bir işleme gerek kalmaksızın doğrudan uzayacağı anlamına gelmeyeceği, dolayısıyla davacının görev süresinin uzatılması istemi yönünden idarece yapılacak yeniden değerlendirme sonrası sözleşmesinin uzatılıp uzatılmaması konusunda yeni bir karar verileceğinden; bu aşamada, ilgili bakımından, kesin ve net olarak belirli olmayan parasal ve özlük hak kayıpları hakkında; sözleşmenin yenilendiği varsayımı ile doğrudan bir kabul kararı verilmesi mümkün olmadığından reddi gerekmektedir.
Bu itibarila; Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacının parasal haklarının ödenmesi talebinin reddine yönelik kısmı, sonucu itibariyle hukuka uygun olup bu gerekçeyle onanması gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E…, K:… sayılı kararının; dava konusu işlem yönünden BOZULMASINA, işlem nedeniyle parasal hakların ödenmesi isteminin reddine yönelik kısmı yönünden yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/12/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X)
KARŞI OY :

(X)- Davalar arasında bağlantı bulunması durumunda, davanın aynı maddi veya hukuki sebepten doğması veya biri hakkında verilecek olan kararın diğerini de etkileyecek nitelikte olması gereklidir. Bu durum, davalardan birinde verilecek kararın diğerinin dayanağı olmasından başka, biri hakkında verilecek kararın diğerini herhangi bir şekilde etkileyecek olması, davalardan biri hakkında karar verilmesinin diğerindeki bir takım hususları açıklığa kavuşturacak olması, birindeki kararın diğerinde kanıt oluşturması gibi durumları da kapsamaktadır. Bu yönüyle uyuşmazlıkların adil ve etkili çözümü için, davaların aralarındaki bağlantı gözetilerek incelenip karara bağlanması gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 07/02/2017 tarih ve 29972 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 686 sayılı KHK’nın 1. maddesi ile kamu görevinden çıkarıldığı görüldüğünden, görev süresinin uzatılmamasına ilişkin dava konusu işlem ile aralarındaki ilişki sebebiyle bağlantı kararı verilerek davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptaline yönelik dava ile birlikte incelenip karara bağlanması gerektiği düşüncesiyle oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.