Danıştay Kararı 9. Daire 2018/2584 E. 2021/5116 K. 02.11.2021 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2018/2584 E.  ,  2021/5116 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2018/2584
Karar No : 2021/5116

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Vergi Dairesi Başkanlığı – …
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVACI) … Ayakkabıcılık San. ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emrinin 20/07/2016 tarihinde düzenlendiği, davacının 28/11/2016 tarihinde 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun’un 2. maddesi kapsamında tüm kesinleşmiş borçlarına ilişkin yapılandırma talebinde bulunduğu, davalı idarece anılan Kanuna göre ödeme tablosu düzenlendiği, söz konusu ödeme tablosunda dava konusu ödeme emri içeriği borçların yer aldığı ve davalı idarece ödeme tablosunda belirtilen vadelerde borcun ödenmediğine ilişkin bir savunma yapılmadığı veya belge sunulmadığı, ortada vadesinde ödemeyen bir borcun olmadığı görüldüğünden davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
DAVALI İDARENİN İDDİALARI: 6736 sayılı Kanun’dan yararlanmanın ön koşulunun, yapılandırma talep edilen vergi borçlarına karşı mükelleflerin hiçbir şekilde dava açmayacaklarını taahhüt etmeleri olduğu, bu nedenle Mahkemenin davayı usulden reddetmesi gerekirken kabul etmesinin ve istinaf başvurularının reddine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğu ve davacının yapılandırmış olduğu borçlarını vadesinde ödemediği iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Şirket tarafından 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılmış bir başvuru bulunmadığı hâlde, Mahkemece bu gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla, kararın bozulması ve gerekçenin düzeltilerek onanması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir. Davalının savunması yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘İN DÜŞÜNCESİ: Davalı temyiz isteminin reddi, davacı temyiz isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahısların böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde vergi mahkemesi nezdinde dava açabilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, 213 saylı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ esasları” başlıklı 93. maddesinde, “Tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilümum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmiyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir.Şu kadar ki, ilgilinin kabul etmesi şartiyle, tebliğin daire veya komisyonda yapılması caizdir.” düzenlemesine, “Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94. maddesinde, “Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır. Tüzel kişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır. Tüzel kişilerin mütaaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılması kafidir. Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir.)” kuralına, “Tebliğ evrakının teslimi” başlıklı 102. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinde, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesi nedeniyle bulunamamış olması hâlinde, posta memurunun durumu zarfın üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği, bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde, keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliğinin tebliğ alındısına yazılarak altının beyanı yapana imzalattırılacağı, imzadan imtina ederse tebliği yapanın bu ciheti şerh ve imza ederek tebliğ edilemeyen evrakın, çıkaran mercie iade olunacağı, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemeyerek iade olunursa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı ve son fıkrasında da yukarıdaki fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmuhaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı düzenlenmesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçlarına ilişkin ihbarnamelerin ilk olarak şirket adresi … Sok. Kapı No:… Daire No:… … adresine tebliğe çıkarıldığı ve 30/03/2016 tarihli adres tespit tutanağında, şirketin anılan adreste bulunmadığı belirtilerek tutanağın, dağıtıcı ve mahalle muhtarı tarafından imzalandığı, daha sonra, şirketin kanuni temsilcisi … ‘nin ikâmet adresi olduğu belirtilen, … Mah. … Sok. K. No:… D. No:… … adresine tebliğe çıkarıldığı ve 31/03/2016 tarihli adres tespit tutanağında, … ‘nin bu adreste ikâmet etmediği belirtilerek tebliğ evrakının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 20 ve 21. maddeleri uyarınca, kanuni temsilci … ‘nin adresinin bağlı bulunduğu … Mahallesi muhtarına teslim edildiği, diğer taraftan, şirketin merkez iş yeri adresindeki binanın kapısına yapıştırıldığı anlaşılmıştır.
Yukarıda alıntısı yapılan mevzuat hükümleri ve dosyanın birlikte değerlendirilmesinden; vergi dairesince vergilendirmeyle ilgili evrakın tebliğinde, 213 sayılı Yasa’nın atıf yapılan hükümlerinin uygulanması gerektiği, dolayısıyla 7201 sayılı Yasa’nın somut olaya tatbik edilemeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, tebliğ memurunca davacının bilinen adresinde mezkûr evrakın tebliğ edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine, tebliğe çıkaran merciye iade edilmesi ve 213 sayılı Yasa hükümleri gereğince ilanen tebliğ yoluna gidilmesi gerekirken, bu yol izlenilmeden yapılan tebligat nedeniyle, amme alacağının vadesinde ödenmediğinden bahisle davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinin iptaline karar veren Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
Davacının temyiz başvurusuna gelince;
Dosyanın incelenmesinden; davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı kabul Vergi Mahkemesi kararının gerekçesine karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığı, davalı idarenin istinaf başvurusunun da Bölge İdare Mahkemesi tarafından, Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu ve kararın kaldırılmasını gerektiren başka bir neden bulunmadığı belirtilerek reddedildiği görüldüğünden, istinaf başvurusunda bulunmayan davacı tarafından yapılan temyiz başvurusunun incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin incelenmeksizin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz isteminde bulunan davacıdan, … -TL maktu harç alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesin teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 02/11/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.