Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2018/692 E. , 2021/5681 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2018/692
Karar No : 2021/5681
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : ….
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … Gayrimenkul Danışmanlık Tekstil Elek. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; asıl borçlu şirket adına düzenlenen vergi ceza ihbarnamelerinin, muhatabın bilinen adresinde bulunamaması nedeniyle, 29/11/2014 ve 28/11/2015 tarihlerinde ilanen tebliğ edildiği, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ise kanuni temsilcinin ikâmet adresinde, dayısına tebliğ edilmesinin usulüne uygun olmaması nedeniyle, asıl borçlu şirkete ait borcun kesinleştiğinden söz edilemeyeceğinden, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyen ve tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu borcunun tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
… Gayrimenkul Danışmanlık Tekstil Elek. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve …. sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahısların böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde vergi mahkemesi nezdinde dava açabilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, 213 saylı Vergi Usul Kanunu’nun “Tebliğ esasları” başlıklı 93. maddesinde, “Tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilümum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmiyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir.Şu kadar ki, ilgilinin kabul etmesi şartiyle, tebliğin daire veya komisyonda yapılması caizdir.” düzenlemesine, “Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94. maddesinde, “Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır. Tüzel kişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır. Tüzel kişilerin mütaaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılması kafidir. Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir.)” kuralına, “Bilinen adresler” başlıklı 101. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinde, bu Kanun’a göre bilinen adreslerin; mükellef tarafından işe başlamada bildirilen adresler, adres değişikliğinde bildirilen adresler, işi bırakmada bildirilen adresler, vergi beyannamelerinde bildirilen adresler, yoklama fişinde tespit edilen adresler, vergi mahkemesinde dava dilekçelerinde ve cevaplarında gösterilen adresler, yetkili memurlarca tutanakla tespit edilen adresler (İlgilinin tutanakta imzası bulunmak şartıyla) ve bina ve arazi vergilerinde komisyonlarca tahrir vesikalarında tespit edilen adresler olduğu düzenlenmesine, 102. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan hâlinde, tebliğ olunacak evrakı muhtevi zarfın posta idaresince muhatabına verileceği ve keyfiyetin muhatap ile posta memuru tarafından taahhüt ilmühaberine tarih ve imza konulmak suretiyle tesbit olunacağı, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde, posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliğinin tebliğ alındısına yazılarak altı beyana yapana imzalatılacağı, imzadan imtina ederse, tebliği yapanın bu ciheti, şerh ve imza edeceği ve tebliğ edilemeyen evrakı çıkaran mercie iade olunacağı, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin edilecek münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemeyerek iade olunursa tebliğin ilan yolu ile yapılacağı, aynı maddenin son fıkrasında da adreste bulunamama halinin komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyetinden biri veyahut bir zabıta huzurunda taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza atılmak suretiyle tespit olunacağı, yine olay tarihinde yürürlükte bulunan 103. maddesinde de; muhatabın adresi hiç bilinmezse, muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse, başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık konusu … ve … sayılı ödeme emirleri yönünden:
Ödeme emirleri içeriği borçlara ilişkin asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve …, … ilâ …, … sayılı, … tarih ve … sayılı, … tarih ve …, … sayılı, … tarih ve … ilâ … sayılı, … tarih ve … ilâ … sayılı, … tarih ve …, … sayılı, … tarih ve …, … sayılı, … tarih ve … sayılı ihbarnamelerin şirket adreslerine tebliğe çıkarıldığı, muhatabın bilinen adresinde bulunamaması nedeniyle tebliğ edilemediğine ilişkin tebliğ alındılarının, bazılarında sadece memurun imzası bulunduğu, bazılarında da komşunun beyanından hareketle sadece memurun imzasının bulunduğu, davalı idarece, söz konusu tebliğ alındılarına istinaden tebliğ imkansızlığının oluştuğu kabul edilerek ihbarnamelerin ilanen tebliğ yoluna gidildiği; … tarih ve … ilâ … sayılı ihbarnamelerin şirketin, …. Hanım Mahallesi, … sokak No:… Karşıyaka/İzmir adresine tebliğe çıkarıldığı ve 31/12/2015 tarihli tespit tutanağında, şirketin adresinde başka mükellefin faaliyet gösterdiği belirtilerek ihbarname ve ekinin mahalle muhtarına bırakıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, adreste bulunmama durumunun, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 102. maddesinin son fıkrasında belirtilen şahıslar huzurunda tespitinin yapılması gerekirken, tebliğ alındısına Yasa’da belirtilen şahıslardan birinin imzası alınmadan veya imzadan imtina ediliyorsa bu cihet şerh düşülmeden tebliğin posta yoluyla yapılamadığı kabul edilerek ilanen tebliğ yoluna gidildiğinden, ilanen tebliğin şartlarının oluşmadığının anlaşılması; mahalle muhtarına yapılan tebligat bakımından ise vergilendirmeyle ilgili evrakın tebliğinde, 213 sayılı Yasa’nın atıf yapılan hükümlerinin uygulanması gerektiği, dolayısıyla 7201 sayılı Yasa’nın somut olaya tatbik edilemeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, tebliğ memurunca davacının bilinen adresinde mezkûr evrakın tebliğ edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine, tebliğe çıkaran merciye iade edilmesi, tebliği çıkaran merci tarafından tayin edilecek münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkarılması gerekirken, bu yol izlenmeden yapılan tebligat nedeniyle, asıl borçlu şirket adına borcun usulüne uygun kesinleştiğinden söz edilemeyecek olması karşısında, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen anılan ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu ödeme emirleri yönünden davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dava konusu … sayılı ödeme emrinin 2010/Ocak dönemine ilişkin …TL’lik vergi ziyaı cezası dışında kalan kısmı ile … sayılı ödeme emri yönünden;
Ödeme emirlerine konu vergi borçlarının, asıl borçlu şirket tarafından verilen beyannamelere istinaden tahakkuk eden ve süresinde ödenmeyen vergilere ilişkin olduğu, bu borçlara ilişkin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 10/05/2012 ve 12/03/2014 tarihlerinde, vergi dairesinde rızaen tebliğ edilmek suretiyle borcun kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, … sayılı ödeme emrinin 2010/Ocak dönemine ilişkin vergi ziyaı cezası dışında kalan kısmı ve … sayılı ödeme emri yönünden, asıl borçlu şirket adına usulüne uygun mal varlığı araştırması yapılıp yapılmadığı, yapılan araştırma sonucunda vergi borcunun şirketin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin ortaya konulup konulmadığı hususlarının araştırılması suretiyle Bölge İdare Mahkemesince, yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Dava konusu … sayılı ödeme emrinin 2010/Ocak dönemine ilişkin 894,19-TL’lik vergi ziyaı cezası yönünden:
Söz konusu borç için şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin, kanuni temsilci …’in ikâmet adresinde, dayısı …’a tebliğ edildiği, Vergi Mahkemesince, kanuni temsilcinin ikâmet adresinde, dayısına yapılan ve şirketi ilgilendiren tebligatın, bu haliyle usulsüz olduğu gerekçesiyle 2 sayılı ödeme emri içeriği vergi ziyaı cezası yönünden verilen kabul kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun da Bölge İdare Mahkemesince reddedildiği anlaşılmaktadır.
Şirket adına yapılacak tebligatların -öncelikle şirketin bilinen adreslerinde tebliğ edilmeye çalışılıp edilememesi hâlinde, keyfiyetin, usulüne uygun olarak tutanak haline getirilmesi şartıyla- kanuni temsilcinin ikâmet adresinde bulunanlardan birine yapılması hukuka aykırılık teşkil etmeyeceğinden, Bölge İdare Mahkemesince, dava konusu … sayılı ödeme emri içeriği borç kaleminin usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği araştırıldıktan sonra, usulüne uygun kesinleştiğinin anlaşılması hâlinde, ödeme emrine karşı ileri sürülebilecek iddialar kapsamında dosyanın yeniden incelenerek karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, … tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.