Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2018/8168 E. , 2021/6056 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2018/8168
Karar No : 2021/6056
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı adına, …’e ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, vergilendirmede esas alınacak belge, kayıt, nizam ve matrah tespitinde dikkate alınması gerekli işlemlerin muhasebe usul ve esaslarına, kanunlarda belirtilen düzenlemelere uygunluğunu sağlamaya yönelik sorumluluğu bulunan davacı hakkında, mükellefçe kendisine verilen bilgi ve belgelerden farklı olarak muhasebe kurallarına aykırı biçimde kanuni defterlere kaydettiği veya kendisine verilen bilgi ve belgeleri kaydetmediği, mali tablolara yansıtmadığı, tuttuğu kayıtların davacıya verilen bilgi ve belgelerden farklılık arz ettiği gibi somut tespitler bulunmadığı, … hakkındaki vergi tekniği raporunda, davacının mükellefi şahsen tanımadığı ve iş yerini görmediği beyanından hareketle, kayıtlara geçirilmek üzere kendisine getirilen yüksek tutarlı satış faturaları ile ilgili kuşku duymadığı, faturaların işletmenin faaliyet konusu ve iş hacmiyle mütenasip olmaması ile ilgili olarak üzerine düşen görevi yerine getirmediği kabulü ile müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği sonucuna ulaşılarak, davacı adına ödeme emri düzenlenmiş ise de, davacının mükellefin iş yerini ziyaret etmesi gibi bir zorunluluktan bahsedilemeyeceği, mükellefin fatura tutarlarının iş hacmiyle uyumlu olup olmadığı ancak yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucu ortaya konulabilecek nitelikte olduğu, kaldı ki, davalı idare tarafından yapılan inceleme ve tespitler neticesinde düzenlenen vergi tekniği raporu ile mükellefin sahte fatura düzenleyicisi olduğuna ilişkin rapor düzenlendiği, buna göre, davacı mali müşavir ile ilgili bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmadığı yönünde bir tespitin olmaması ve tüm bu hususların sadece kendisine getirilen faturaların muhasebe kayıtlarını yaptığı yönündeki davacı ifadesiyle de uyum içinde olduğunun anlaşılması sahte belge düzenlendiği hususunu davacının bildiğinin idarece somut olarak ortaya konulamaması karşısında davacı adına müşterek ve müteselsilen sorumluluğundan bahisle düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Sahte fatura düzenleme fiili nedeniyle asıl mükellef hakkında düzenlenen … tarih … sayılı vergi tekniği raporunda, yapılan karşıt inceleme neticesinde mükellefin faaliyet konusu ile ilgili olmayan faturaların da düzenlendiği, mal alış ve satış faturalarının fiktif olduğunun bir muhasebeci tarafından anlaşılabileceği tespitine yer verildiğinden muhasebecinin sorumluluğunun salt vergilendirmede esas alınacak belge, kayıt, nizam ve matrah tespitinde dikkate alınması gerekli işlemlerin muhasebe usul ve esaslarına, kanunlarda belirtilen düzenlemelere uygunluğunu sağlamaya yönelik olduğundan bahsedilemeyeceği, bununla birlikte davacıya tebliğ edilen ödeme emri ile birlikte davacının sorumluluğunun tespit edildiği vergi tekniği raporunun davacıya tebliğ edilmediği anlaşıldığından davanın kabulüne karar veren Vergi Mahkemesi kararı sonucu itibariyle yerinde görülerek açıklanan gerekçeyle istinaf başvurusu reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Serbest muhasebeci ve mali müşavirlerin bilerek kullandıkları veya harici araştırma gerekmeden sahte olduğu anlaşılabilen belgelerden sorumlu oldukları, düzenlediği tüm faturaların sahte olduğu bilinen … ‘in muhasebecilik faaliyetini yürüten davacı hakkında müşterek ve müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin gerekçeli reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı adına, … ‘e ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.” kuralı yer almış; 125′. maddesinde de, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hükme bağlanmıştır.
Anılan Anayasa hükümleri, ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış bulunan ve hukuk devletinin vazgeçilmez ilkelerinden olan “hak arama özgürlüğü”, “adil yargılanma hakkı” ve “mahkemeye başvuru hakkı” ilkeleri ile doğrudan ilgili olup, söz konusu temel haklara anayasal bir değer yüklediği açıktır.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 20. maddesinde verginin tarhının, vergi alacağını kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari muamele olduğu; 21. maddesinde tebliğin, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza muhatabına yazı ile bildirilmesi olduğu; 34. maddesinde, ikmalen ve re’sen tarh edilen vergilerin “ihbarname” ile ilgililere tebliğ olunacağı; 35. maddenin birinci fıkrasında, ihbarnamelerde; sıra numarası ve tanzim tarihi, verginin nev’i, mükellefin soyadı, adı (tüzelkişilerde unvanı) ile açık adresi, vergilendirme dönemi, verginin matrahı, hesabı ve miktarı, kısa ve açık bir ifade ile ikmalen veya re’sen vergi tarhını gerektiren sebepler, vergi mahkemesinde dava açma süresi ve şeklinin yer alması gerektiği düzenlendikten sonra ikinci fıkrasında, takdir komisyonu kararı üzerine tarh edilen vergilerde kararın ve re’sen takdiri gerektiren inceleme raporunun birer suretinin ihbarnameye eklenmesi öngörülmüş, Kanunun 93. maddesinde; tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyle ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yoluyla tebliğ edileceği kuralına yer verilmiştir.
Vergi Usul Kanununun 34. maddesinin, ikmalen ve resen tarh edilen vergilerin ilgilisine ihbarname ile tebliğ edilmesine ilişkin düzenlemesine bağlı olarak, izleyen 35. maddesinin ikinci fıkrasında varsa takdir komisyonu kararı veya inceleme raporunun birer suretinin ihbarnameye eklenmesini öngören düzenlemesi, talep veya dava hakkının gereği gibi kullanılmasını amaçlamaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, davacının muhasebe işlerini yürüttüğü … hakkında düzenlenen … tarih … sayılı vergi tekniği raporunda; mükellefiyet tesis ettirdiği 06/07/2010 tarihinden mükellefiyetin re’sen terk ettirildiği 30/06/2011 tarihine kadar düzenlediği faturaların gerçek bir alım satıma dayanmayan komisyon karşılığı düzenlenen sahte faturalar olduğu, davacının Temmuz 2010-Haziran 2011 tarihleri arasında …’in muhasebe işlemlerini yürüttüğü ve beyannamelerini verdiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 227. maddesi ile 4 sıra no.lu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğ hükümleri uyarınca davacının, müşterek ve müteselsil sorumlu olduğundan bahisle davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, davacı hakkında herhangi bir görüş öneri raporu (sorumluluk raporu) hazırlanmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, denetim elemanlarınca serbest muhasebeci ve mali müşavir olan davacı ile dava konusu ödeme emrine konu vergi borç ve cezaları arasındaki ilişkinin başka bir anlatımla davacının sorumluluğunu doğuracak hususların açık ve somut bir biçimde ortaya konulduğu görüş ve öneri raporu düzenlenmeksizin davacı hakkında düzenlenmeyen ve yeterli araştırmayı içermeyen vergi tekniği raporuna dayanılarak tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Aksi durumun davalı idarece davacının sorumluluğunun ortaya konulamamasının yanısıra davacının kendisine isnat edilen fiili ve sorumlu tutulmasının nedenini ayrıntıları ile öğrenememesi, dolayısıyla karşı iddia ve savunmalarını ileri sürememesi nedeniyle adil yargılanma hakkı ile savunma yapma hakkının elinden alınması sonucunu da doğuracağı açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 02/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.