DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/446 E. , 2021/2744 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/446
Karar No : 2021/2744
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 29/06/2020 tarih ve E:2017/35, K:2020/2769 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/06/2020 tarih ve E:2017/35, K:2020/2769 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları ve davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 11 yıl 16 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın “ID’yi Kullanan Kullanıcılar” başlığı altında davacının adı ve TC kimlik numarası ile birlikte ID numarasının “…”, kullanıcı adının “…”, şifrenin “…” olduğunun görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüte himmet verdiğine, himmet topladığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine, örgüt içerisinde görev aldığına ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, 2007-2008 yıllarından itibaren FETÖ ile bağlantısı bulunan yargı mensuplarının örgüt talimatı doğrultusunda sistematik bir şekilde üye olduğu YARSAV’a, davacının da aynı süreç dâhilinde … üye numarası ile 26/06/2008 tarihinde üyelik kaydı yaptırdığı, davacının YARSAV Derneğine üyelik şeklinin, FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,
Öte yandan davacının, haklarında FETÖ ile irtibat ve iltisakları olduğundan bahisle işlem yapılan çok sayıda yüksek yargı üyesi ile beraber örgütsel iletişimde gizliliği sağlamak için başvurulan bir yöntem olarak sabit telefon hatlarından ardışık ve periyodik şekilde aranmasının bulunduğu, bu hususun davacının örgüt ile irtibatını ve iltisakını ortaya koyan destekleyici bir unsur olduğu,
Yine davacının ceza yargılamasının yapıldığı … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının gerekçesinde;
“Yüksek Yargıdaki örgüt yapılanmasının baskı kurarak Devlet için bir tehlike gösterdiğinin anlaşılması üzerine, sorunun çıkarılacak bir yasayla çözümü amacıyla arayış içine girildiğinin örgüt tarafından fark edilmesiyle, örgütün de karşı eylemlere başvurduğu, bu bağlamda kamuoyunda algı oluşturmak için Yargıtay ana binası önünde bir basın açıklaması düzenlettirdiği görülmüştür.
… Başkanlığının … tarih ve … sayılı cevabi yazısı ekinde gönderilen tutanağa göre; bir grup Yargıtay ve Danıştay üyesinin 11.07.2016 tarihinde saat 11.30 civarında cübbelerini giymiş oldukları halde Yargıtay Başkanlığı Bulvar kapısı önüne çıkarak basın açıklaması yaptığı ve açıklamayı orada bulunanlara dağıttıkları görülmüştür.” şeklinde tespitlerde bulunulduğunun görüldüğü, örgütsel bir talimat ve motivasyonla gerçekleştirilen Yargıtay önünde basın bildirisi okunması eylemine davacının da katılmış olması hususunun, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet belgesinin incelenmesinden, davacının hakim olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde 24/02/2011 tarihinde Yargıtay üyeliğine atamasının yapıldığı, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Yargıtay üyeliğine atanmasının yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, Anayasa’ya ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’na aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmeden, kişiselleştirme yapılmadan, savunma hakkı tanınmadan dava konusu işlemin tesis edildiği; suç ve cezaların şahsiliği ve geriye yürümezliği ilkesinin, hakimlik teminatının, düşünce, din ve vicdan özgürlüğünün, ölçülülük ilkesinin, kanunilik ilkesinin, masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, dava konusu işlemin gerekçesiz olduğu ve disiplin cezası niteliğinde bir göreve son verme işlemi olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin
temyize konu 29/06/2020 tarih ve E:2017/35, K:2020/2769 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 01/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.