Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2009/105 E. 2011/539 K. 08.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/105
KARAR NO : 2011/539
KARAR TARİHİ : 08.02.2011

TEBLİĞNAME : 1-B/2008/230027
Mahkemesi:(ORDU) Ağır Ceza Mahkemesi
Tarih Esas Karar:24/06/2008-47/146
Suç:Kasten öldürmek

H.. S..’ı kasten öldürmekten sanık G.. S..’ın yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne, işbu suça iştirakten sanık H.. S..’ın beraatine ilişkin (ORDU) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 24/06/2008 gün ve 47/146 sayılı hüküm re’sen temyize tabi olmakla beraber Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii ile müdahil vekili taraflarından da istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Temyiz kapsamına göre, sanık Güllü hakkında kasten insan öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile sanık Hüseyin hakkında kasten insan öldürmeye azmettirme suçundan kurulan beraat hükmünün incelenmesinde;
1) Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 20/10/2009 gün ve 2009/1-85/242 sayılı kararında açıklandığı üzere, sanıklardan birisinin savunulmasının diğer sanık yönünden savunmada zaafiyet yarattığı durumlarda sanıklar arasında menfaat uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerektiğinden; aynı öldürme olayının failleri olarak yargılanan hükümden sonra verdiği dilekçesinde eşi ve vekili tarafından yanlış yönlendirildiğini söyleyen sanık Güllü ve sanık Hüseyin arasında menfaat uyuşmazlığı bulunduğu anlaşıldığı halde, sanıkların ayrı ayrı müdafiiler yerine savunmalarının aynı müdafii tarafından yaptırılması suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 38 ve 5271 sayılı CMK.nun 152.maddesine aykırı davranılması,
2) Sanık Güllü’nün karar tarihinden sonra cezaevinden gönderdiği, maktulün öldürülmesinde kullanılan tabancanın ve maktule ait eşyaların yerini gösterebileceğine, maktulün öldürülmesine ilişkin bilgiler içeren 11/09/2008, 16/10/2008 ve 10/02/2010 tarihli dilekçeler dikkate alınarak Cumhuriyet Savcılığına suç ihbarında bulunulması, soruşturma sonucunun beklenmesi ve kamu davası açılması durumunda dosyaların birleştirilerek delillerin birlikte değerlendirilmesi, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup sanık Güllü müdafii ile katılan Hayriye vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair cihetleri incelenmeksizin öncelikle bu nedenler ile sanıklar Güllü ve Hüseyin hakkında kurulan hükümlerin tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak (BOZULMASINA), 08/02/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.