YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/9984
KARAR NO : 2010/2168
KARAR TARİHİ : 07.04.2010
TEBLİĞNAME : 1-B/ 2009/264094
MAHKEMESİ : (OLTU) Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NO :05/02/2009 – 14/6
SUÇ :Adam öldürmeye teşebbüs
Adam öldürmeye teşebbüs suçundan Y.. E.. hakkında verilen hüküm Dairemizce onanarak kesinleşmiş olup 01.06.2005 tarihinde 5237 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi nedeniyle yeniden duruşma açılarak TCK.nun 81/1,266/1,35/2,29/1,62/1. maddeleri gereğince hükümlülüğüne dair (OLTU) Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 05/02/2009 gün ve 14/6 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi hükümlü müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hükümlü Y.. E.. hakkında 765 Sayılı TCK.nun 448, 62, 281, 51/1, 59.maddeleri gereğince kurulup, Yargıtay 1. Ceza Dairesince ONANMAK suretiyle kesinleşen hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK.nun 7 ve 5252 sayılı TCK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca yeniden duruşma açılarak bozma kararına uyulup yapılan uyarlama sonucu kurulan hükümde bozma nedenleri dışında kanuna aykırı cihet görülmediğinden, hükümlü müdafiinin tahrik nedeniyle yapılan indirimin az, teşebbüs nedeniyle yapılan indirimin ise çok olduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine;
Ancak; sanığın, askerlik görevini yaptığı yerde sivil memur olarak çalışan mağdurla arşivden dosya getirilmesi nedeni ile tartıştıktan sonra, zimmetine teslim edilen piyade tüfeğini getirerek ve “vuracağım ulan seni” diyerek 10 el ateş edip, mağduru sol arka koltuk altı hizasından, sağ uyluktan ve sol femur kısmından vurduğu, femurda açık parçalı kırık oluşan mağdurun 120 gün alışılmış uğraştan geri kaldığı, mağdurun olay esnasında kendini çalışma masasının altına attığı, tanıkların olaya müdahale ederek sanığı engellediği olayda;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu’nun 20/06/2006 tarih ve 10-124/165 sayılı kararı uyarınca, hükümlü hakkında verilen ve kesinleşen karardan sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun lehe olması nedeniyle yapılan uyarlama yargılamasında, hükümlünün aleyhe bozma yasağından yaralanması söz konusu olmayıp, ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkının bulunmayacağı gözetilerek;
1) 9 ila 15 yıl aralığında hapis cezası öneren 5237 sayılı TCK.nun 35.maddesinin uygulanması sırasında meydana gelen zararın ve tehlikenin ağırlığına göre üst sınıra yaklaşılması gerekirken, yazılı şekilde 12 yıl hapis cezası verilmesi,
2) 5237 sayılı TCK.nun 266.maddesinin, aynı yasanın 35.maddesinden sonra uygulanması gerektiği düşünülmeden, yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayini,
Yasaya aykırı olup, hükmün kısmen değişik gerekçe ile tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), 07/04/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.