YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/133
KARAR NO : 2010/3105
KARAR TARİHİ : 28.04.2010
TEBLİĞNAME : 1-B/09/281230
MAHKEMESİ :(ÜSKÜDAR) Birinci Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NO :19.11.2007 – 183/378
SUÇ :Adam öldürme
Adam öldürmek suçundan H.. K.. hakkında verilen hüküm Dairemizce onanarak kesinleşmiş olup 01.06.2005 tarihinde 5237 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi nedeniyle yeniden duruşma açılarak TCK.nun 81/1, 29/1, 62/1, 6136 sayılı Kanunun 13/1, 62/1. Maddeleri gereğince hükümlülüğüne dair (ÜSKÜDAR) Birinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 19.11.2007 gün ve 183/378 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi hükümlü vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1- Kararın hükümlünün yüzüne karşı 19.11.2007 tarihinde verildiği, hükümlü müdafiinin kararı yasal süresinden sonra 04.01.2008 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, süresinden sonra yapılan temyiz talebinin CMUK.nun 317. Maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
2- Re’sen temyize tabi kasten insan öldürme suçu yönünden yapılan incelemede;
Hükümlü H.. K.. hakkında 765 Sayılı TCK.nun 448, 51/1, 59/2. Maddeleri gereğince kurulup, Yargıtay 1. Ceza Dairesince ONANMAK suretiyle kesinleşen hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca yeniden duruşma açılarak yapılan uyarlama sonucu bozma üzerine kurulan hükümde;
a) Alt sınırı 5 yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren kasten insan öldürme suçundan yargılanan hükümlünün, 25.07.2007 günlü duruşmada yapılan sorgusunda, sanık müdafiinin hazır olmadığı, müdafii huzurunda savunmasını yapacağını beyan ettiği anlaşılmakla, CMK.nun 188/1. maddesi uyarınca duruşmaya gelmeyen sanık vekilinin duruşmada hazır bulunarak görevini yapmaya zorlanması, katılmadığı oturumlardaki bilgi, belge ve işlemlere karşı savunma yapmaya davet edilmesi, gerektiğinde CMK.nun 150/3. maddesi uyarınca zorunlu bir müdafii görevlendirilmesi yoluna gidilerek savunmada oluşan boşluk ve kısıtlılığın giderilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
b) Kabule göre de; Uyarlama sonucu kurulan hükümle önceki hüküm tamamen ortadan kalkacağından, yargılama gideri ve zoralım ile ilgili yeniden hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmekle, re’sen temyize tabi bulunan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), 28.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.