YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/3183
KARAR NO : 2011/5852
KARAR TARİHİ : 10.10.2011
TEBLİĞNAME : 1-B/2010/48511
MAHKEMESİ :(TEKİRDAĞ) Birinci Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NO :01/07/2009 – 516/162
SUÇ :Kasten öldürme
E.. K..’yi kasten öldürmeye teşebbüsten sanık T.. K..’in yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin (TEKİRDAĞ) Birinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 01/07/2009 gün ve 516/162 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; kararda açıklanan nedenle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin cezanın miktarı itibariyle CMUK.nun 318.maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
Ancak;
1) Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu’nun 03/10/2003 tarih ve 6072 sayılı raporunda, mağdurun olay sırasında maruz kaldığı darp sonucunda, sol hemiparazi halinin uzuv zaafı ve konuşma bozukluğunun söz söylemede güçlük netiliğinde olduğu, postkontüzyonel sendromun TCK.nun 456/3.maddesi kapsamında akıl hastalığı niteliğinde olduğunun belirtilmesi karşısında, mağdurun beyanlarına itibar edilip edilmeyeceği konusunda İstanbul Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesi’nden rapor alınması gerektiği düşünülmemesi,
2) Sanık müdafiinin de hazır olduğu 13/05/2003 tarihli celse sonlandırıldığı halde; aynı gün katılanın isteği üzerine tekrar celse açılarak sanık ve müdafiinin yokluğunda katılanın gösterdiği ve anlatımları hükme esas alınan tanıkların dinlenilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
3) Sanığın kardeşi olan tanık Nihat ile 13/05/2003 tarihli celsede dinlenilen katılanın bir kısım tanıkları olan Mustafa ve Muharrem’in sanığın elinde bıçak olduğu halde katılana saldırdığına ilişkin anlatımları ile dosyada bu tanıklar dışındaki ve sanığın katılana saldırdığını görmediklerine ve polis aracının içinde olduğuna dair diğer tüm tanık anlatımlarının bu tanık anlatımları ile çelişkili olması karşısında çelişkinin giderilmesi bakımından tanıklar Nihat,
Mustafa ve Muharrem ile anlatımları saptanan diğer tüm tanıklar yüzleştirilip çelişki giderilmeden hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak (BOZULMASINA), 10/10/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.