Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2011/2011 E. 2011/5084 K. 08.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/2011
KARAR NO : 2011/5084
KARAR TARİHİ : 08.09.2011

TEBLİĞNAME : 1-B/2011/84697
MAHKEMESİ : (ADANA) Beşinci Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ VE NO :09/9/2008 – 203/226
SUÇ :kasten öldürmek

B.. G..’i kasten öldürmekten ve izinsiz silah taşımaktan sanık M.. S.., C.. A..’ı kasten öldürmeye teşebbüsten, İzzet Besleyici’yi olası kastla yaralamaktan ve izinsiz silah taşımaktan sanık A.. S.., K.. Ö..’ı yaralamaktan, işyeri dokunulmazlığını bozmaktan sanık C.. A.., K.. Ö.., M.. S.., M.. S.., H.. S.. ve Uğur Saçır’ı ayrı ayrı yaralamaktan sanık S.. A..’ın yapılan yargılanmaları sonunda: Hükümlülüklerine ilişkin (ADANA) Beşinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 09/9/2008 gün ve 203/226 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafi ile müdahil vekili taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

1- Hükmün 09.09.2008 tarihinde müdahil Uğur vekilinin yüzüne karşı verilerek tefhim edildiği, gerekçeli kararın 07.09.2010 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, 14.09.2010 tarihli dilekçeyle de müdahil vekilinin kararı temyiz ettiği anlaşılmakla; kararda Anayasa’nın 40/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 34/2. maddelerine aykırı şekilde hüküm fıkrasında yasa yoluna başvuru şekli gösterilmemiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 01/02/2011 gün ve 2011/244-14 Esas sayılı kararı doğrultusunda, müdahil vekilinin, yapmış olduğu avukatlık mesleğinin gerektirdiği yasal yükümlülük gereği temyiz başvurusunun şeklini bilmesinin zorunlu olduğu, bu nedenle 5271 sayılı CMK’nun 40.maddesindeki “eski hale getirme” hakkından faydalanamayacağı gözetilerek, CMUK’nun 310.maddesinde düzenlenen bir haftalık yasal süresinden sonra müdahil Uğur vekili tarafından yapılan temyiz talebinin, CMUK’nun 317.maddesi uyarınca tebliğnamedeki düşünce gibi reddine karar verilmiştir.
2- 29.08.2007 tarihli iddianamede; sanık Abdullah’ın maktul Burak’ı tabancayla öldürdüğü iddiasıyla kamu davası açıldığı, kasten yaralama suçundan sevk maddesi belirtilip cezalandırılması istense de iddianame içeriğinden bu suçun hangi mağdura karşı işlendiğinin belirtilmediği, sanık Mahmut’un, mağdur-sanıklar Cumali ve Selçuk’u öldürmeye teşebbüs suçlarından kamu davası açıldığı, mağdur-sanıklar Cumali ve Selçuk hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçundan sevk maddeleri belirtilerek cezalandırılmaları istenmişse de bu suçların eylemsel olarak anlatılmadığı, bunun üzerine Mahkemece talep edilip Cumhuriyet Savcılığınca düzenlenen 30.04.2008 tarihli ek iddianamede tüm eylemler de açıklanarak, sanık Abdullah hakkında mağdur sanık Cumali’yi öldürmeye teşebbüs, mağdur İzzettin’i kasten yaralama suçlarından cezalandırılmasının talep edildiği, olayın anlatımından bu sanıkla ilgili öldürme eyleminden bahsedilmediği, sanık Mahmut hakkında ayrıca kasten öldürme suçundan cezalandırılmasının istendiği, konut dokunulmazlığını ihlal suçlarıyla ilgili eylemlerin açıklandığı, tüm sanıklar hakkında sonradan düzenlenen ek iddianame esas alınarak hükümler kurulduğu, ancak sanıkların, belirtildiği şekilde önceki iddianameden gerek olayların anlatımı, eylemlerin nitelendirilmesi, gerekse sevk maddeleri açısından farklılıklar içeren ek iddianameye karşı yasal hakları hatırlatılmadan sorgularının yapıldığı anlaşılmakla,
Sanıklar Selçuk, Abdullah, Mahmut ve Cumali’ye, 30.04.2008 tarihli ek iddianameye karşı, savunma haklarını kısıtlayacak şekilde, CMK’nun 147. maddesinde düzenlenen yasal hakları hatırlatılmadan sorguları yapılıp, CMK’nun 191/3-c maddesine aykırı davranılması suretiyle yazılı şekilde hükümler kurulması,
Usul ve Kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiş, sanıklar Selçuk, Abdullah, Mahmut ve Cumali müdafiilerinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 08/09/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.