Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2020/1223 E. 2021/7514 K. 22.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1223
KARAR NO : 2021/7514
KARAR TARİHİ : 22.04.2021

(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)

Taksirle ölüme neden olma suçundan meçhul şahıs hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda,… Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09/10/2018 tarihli ve 2017/47802 sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile olay hakkında suç yokluğu sebebiyle… Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen bila tarih ve 2017/47802 soruşturma, 2018/26573 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin… 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07/01/2019 tarihli ve 2018/6026 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu,
Somut olayda, 1946 doğumlu müteveffanın Almanya’da çalışıp emekli olduktan sonra Türkiye’ye geri geldiği, çocukları olan müştekilerin ise Almanya’da ikamet etmeye devam ettikleri sırada müteveffanın 2012 yılında kendisinden 19 yaş küçük… …ile evlilik yaptığı, bu kez üçüncü evliliğini yapan…’nın ilk evliliğinden … … isimli oğlunun bulunduğu, müştekilerin aşamalardaki beyanlarında,… ile oğlu’nun sistematik şekilde babalarının gelir ve kazançlarını üzerine geçirdikleri, öyle ki…’nın bir villa ile bir evi, …’un ise bir arsayı babaları üzerinden tapuda adlarına kayıt ve tescil ettirdiklerini, aynı zamanda ölüme yakın bir zamanda babaları adına bankada bulunan 90.000,00 EURO paranın eksiltilmiş olduğunu, anne… ile oğlu …’un bu malları alabilecek, anılan paraları kazanabilecek bir gelirleri olmadığını, babaları ile görüşmelerine izin vermediklerini, fiilen oturulan adres ile mernis adresinin kasten farklı olduğunu, bu şekilde bir amaç dahilinde hareket eden şahısların bilinçli veya ihmali bir hareket ile ölüme sebebiyet vermiş olabileceklerini iddia etikleri ve yapılan soruşturma neticesinde, Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtias Kurulu’nun 16/07/2018 tarihli kararına göre ölümün kalp damar hastalığı ve gelişen komplikasyonlar nedeniyle meydana geldiği, dolayısıyla doğal ölüm olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verildiği anlaşılmakla;
Müteveffanın tüm hastane kayıtlarının dosya içerisine alınmasından sonra, kullanmakta olduğu insilin ilacının kullandırılmaması ihtimali olduğundan, kan şeker düşüklüğünden ölüm meydana gelip gelmediği hususunda Adli Tıp raporunda bir belirleme yapılmadığı da gözetilerek, bu hususta yeniden rapor alınması,… ile …’un üzerilerine kayıtlı mal ve paraların da tespiti ile iddia hususunda makul şüphe bulunması durumunda şüpheli sıfatı ile ifadelerinin alınması, ölenin kardeşi … Uz’un ve gereğinde diğer tanıkların bilgisine başvurulması, müteveffanın ölümünde kötü yaşam ve yeterli sağlık hizmeti alamamasının veya insilin iğnesinin yapılmaması gibi ihmali davranışların bulunup bulunmadığı ve bu duruma eşi… ile eşinin ilk evliliğinden olma oğlu …’un sebebiyet verip vermediği hususunda kapsamlı bir araştırma yapılması, diğer yandan ölümün meydana geldiği sırada acil servis numarasını arayarak durumu bildiren …’un, telefondaki talimatlara uygun hareket edip etmediğinin ve ölümünde ihmali bir davranışı bulunup bulunmadığının araştırılması ile oluşacak sonuca göre hukuki durumun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına yönelik karara karşı yapılan itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözzetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 12/11/2019 gün ve 94660652-105-38-12520-2019-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile ihbar ve dava evrakı Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 21.01.2020 tarihli ve 2019/13340 esas, 2020/807 karar sayılı görevsizlik kararı ile birlikte gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;

TÜRK MİLLETİ ADINA

Kanun yararına bozma talebine dayanılarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden,… 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07/01/2019 tarihli ve 2018/6026 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22/04/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.