Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2020/3184 E. 2021/9676 K. 02.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3184
KARAR NO : 2021/9676
KARAR TARİHİ : 02.06.2021

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ :Kasten öldürme
HÜKÜMLER :1)Sanık hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan TCK 81,29, 62, 53 maddeleri uygulanmak suretiyle 12 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkumiyetine dair İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28/05/2019 tarih, 2018/395 (E) ve 2019/169 Karar sayılı kararı
2)Bu karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’nin, 07/02/2020 gün ve 2019/1589 E. 2020/179 K. sayılı kararı
TEMYİZ EDENLER :Sanık … ve müdafii, katılanlar vekili

TÜRK MİLLETİ ADINA

Sanık müdafii Av. …’e, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 07/02/2020 gün ve 2019/1589 E. 2020/179 K. sayılı kararı, 19.02.2020 tarihinde elektronik tebligat yolu ile, usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine karşın, sanık müdafiinin temyiz dilekçesini 09.03.2020 tarihinde sunmuş olduğu gözetilerek, yasal süresinden sonra yapılan temyiz isteminin, CMK’nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilerek; sanık ve katılanlar vekilinin 5271 sayılı CMK’nin 291. maddesinde belirtilen süre içinde yapmış oldukları temyiz talepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemede;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın 04.03.2020 tarihli temyiz dilekçesinde 5271 sayılı CMK’nin 294/2. maddesine göre hükmün hukuki yönüne ilişkin temyiz nedeni bildirilmediği anlaşıldığından; temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nin 298/1. maddesi gereğince sayın üyeler … ve …’in karşı oyu ve oy çokluğu ile REDDİNE,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, sanık hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan, dosya üzerinden inceleme yapmak suretiyle verdiği 07/02/2020 gün ve 2019/1589 E. 2020/179 K sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararında düzeltme nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olup, adli sicil kaydına göre tekerrüre esas sabıkası olan sanık hakkında TCK 58 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi
Bozmayı gerekirdiğinden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’nin, 07/02/2020 tarih, 2019/1589 Esas ve 2020/179 karar sayılı kararının CMK’nin 302/2 maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı CMK’nin 303. maddesi gereğince hükme, “Sanığın adli sicil kaydında görülen, Muradiye Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2018 kesinleşme tarihli, 2011/319 Esas ve 2013/264 Karar sayılı ilamı ile 4733 sayılı kanuna muhalefet suçundan verilen 2 yıl 1 ay hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün tekerrüre esas alınmasına, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, TEMYİZ İSTEMİNİN DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA,
Dosyanın, 28.02.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 304/1. maddesi gereğince ” İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesine”, kararın bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02/06/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.

KARŞI OY:

Sanığın yasal süre içerisinde verdiği temyiz dilekçesinin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.03.2021 tarihli kararında da belirtildiği gerekçelerle yeterli ve geçerli bir temyiz dilekçesi olduğundan Dairemiz çoğunluğunca temyizin sebepsiz olduğundan reddine dair Daire çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Şöyle ki ilgili Ceza Genel Kurulu kararında,
A) Süresi içinde verdikleri temyiz dilekçelerinde gerekçeli kararın tebliğini talep
eden sanık ve müdafiine, 5271 sayılı CMK’nın 295. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (7) gün içerisinde verilmesi gerektiğinin bildirilmesinin zorunlu olup olmadığının değerlendirilmesi:
Söz konusu ön sorun, Ceza Genel Kurulunun 17.03.2021 tarihli ve 495-116 sayılı kararında yer verilen açıklamalar nazara alınarak değerlendirildiğinde;
Süresi içinde vermiş olduğu dilekçeyle sebep göstermeksizin hükmü temyiz eden tarafın, kararın kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde sunacağı dilekçeyle sebep bildirmesi gerekmektedir. Bu sürenin “hak düşürücü” veya “düzenleyici” nitelikte olduğu uygulamada ve doktrinde tartışmalıdır. Hukuki bir konuda kesin çizgilerle ayrışmış bir tartışma varsa ve yargı organları aynı konuda farklı sonuçlara varıyorlarsa taraflar açısından yasanın öngörülebilirliği ilkesinde sorun olduğu sonucuna ulaşılabilecektir. Nitekim 1412 sayılı CMUK’nın yürürlükte olduğu dönemde Yargıtay tarafından sebep içermeyen temyiz taleplerinin incelenmesine ilişkin yerleşik uygulama, sistemde değişiklik yapan ve istinaf mahkemelerini faaliyete geçiren 5271 sayılı CMK’nın uygulandığı ilk dönemlerde yanılgı hâli olarak makul görülebilecektir.
Hukuk devleti olmanın sorumluluğu bağlamında verilen kararlar ile kurulan hükümlere karşı yasa yolları, şekli, süreleri ve sonuçlarının ilgililere açıkça bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi hâlinde, yasal sürelerin tebligat tarihinden itibaren değil ancak öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, öğrenme tarihi kesin olarak belirlenebilen hâller dışında taraf beyanının esas alınması gerekliliğinden hareketle, usulüne uygun sebep içeren dilekçe var ise bu kapsamda temyiz incelemesinin yapılması, aksi hâlde ilgiliye yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak meşruhatlı tebligatla 7 günlük süre içinde yasal düzenlemeye uygun sebep bildirmemesi hâlinde sebep yokluğundan dolayı temyiz talebinin reddedileceği ihtar edilmeli, sonucuna göre esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılıp yapılmayacağına karar verilmelidir.
Bu açıklamalara göre, bahsi geçen ihtaratın yapılmamış olduğu belirlenmekle sanığın temyiz nedenlerini sunduğu 01.10.2019 tarihli dilekçesinin süresinde olduğunun kabul edilmesi ve temyiz incelemesinin anılan bu dilekçeye hasren yapılması gerekmekte olduğundan tebliğnamenin bu hususta ret isteyen görüşüne iştirak edilmemiştir, denilmiştir.
Yukarıda belirttiğimiz Ceza Genel Kurulunun kararı doğrultusunda sanığın temyiz talebi doğrultusunda da dosyanın incelenmesi gerekirken temyiz sebebi yokluğundan bahisle temyiz talebinin reddine dair Dairemizin çoğunluk görüşlerine katılmıyoruz.