Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2020/5300 E. 2021/9130 K. 26.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5300
KARAR NO : 2021/9130
KARAR TARİHİ : 26.05.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

TÜRK MİLLETİ ADINA
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Katılanlar vekilinin temyiz talebinin tüm sanıklar hakkında kurulan tüm hükümlere; sanık … müdafiinin temyiz talebinin ise sanık hakkında katılan …’a karşı “kasten yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik olduğunun tespiti ile yapılan incelemede;
1) Sanıklar …, …, …, … ve … haklarında, katılan …’a karşı “kasten yaralama” suçundan verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararlarına yönelik katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 2009/13-12 sayılı Kararı ile aynı Kanun’un 231/12. maddesi gereği itirazları kabil olup temyizlerinin mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, temyizen incelenmeyen hükümlerin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2) Sanıklar …, …, … ve … haklarında, katılan …’a karşı “kasten öldürmeye teşebbüs” suçundan verilen “beraat” kararlarına karşı katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, “beraat” kararlarının kanuni dayanağı olan 5271 sayılı CMK’nin 223/2-e maddesinin, uygulama maddesi olarak gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/6. maddesine aykırı davranılması, mahallinde telafisi mümkün eksiklik olarak görüldüğünden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Toplanan delillerin karar yerinde incelenmesiyle, sanıklar hakkında yargılama konusu suçtan mahkumiyete yeter nitelik ve derecede bulunmadıkları gerekçe gösterilerek belirtilen kabul ve takdir üzerine 5271 sayılı CMK’nin 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat hükümlerinde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, katılan vekilinin, sanık …’ın eylemini diğer sanıkların yardımıyla gerçekleştirdiği, diğer sanıkların …’a yardım ettikleri, cezalandırılmaları gerekirken beraat etmiş olmalarının usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelen ve
yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
3) Sanık … hakkında, katılan …’a karşı “kasten yaralama” suçundan; sanık … hakkında, katılanlar … ve …’a karşı “hakaret” ve “tehdit” suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanık … müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
A) Sanık … yönünden;
Toplanan delillerin karar yerinde incelenmesiyle, suç vasfının tayininde, suçun sübutunun kabulünde, takdiri indirim sebeplerine dayalı cezayı azaltıcı nedenlerin nitelik ve derecelerinin takdiriyle ulaşılan vicdani kanaatin dosya kapsamına uygun şekilde gerekçelendirilmesi suretiyle kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin, kararın birçok eksiklik içerdiğine, oluşa uygun düşmeyen kanun hükümleri ile ceza tayinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, tanıkların sanık …’ın eylemi gerçekleştirdiğine dair açık beyanlarının bulunmadığına, sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, olaydan sonra beyanda bulunan …’un verdiği eşgal bilgilerine uygun olmayan sanığı, şikayetçi tarafın aralarında anlaşarak fail olarak göstermeye çalışıp teşhis ettiklerine, meydana gelen zararın ağırlığı gerekçe gösterilerek temel cezanın teşditli belirlendiğine, meydana gelen zararın ağırlığı nedeniyle zaten TCK 87/1-d madde gereğince artırım yapıldığı gözetilmeyerek aynı gerekçe ile birden fazla ceza artırımı yoluna gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna; katılan vekilinin, suça oranla eksik ceza verildiğine, kararın yanlış niteleme ürünü olduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14/(1) maddesinde; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, hakkında mahkumiyet kararı verilen sanık aleyhine, kendisini vekille temsil ettiren katılan … lehine vekalet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule ve uygulamaya göre de;
b) Sanık hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, hükümden sonra, 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrasının 1. cümlesine “ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen” ibarelerinin eklenmiş olması gözetilerek, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
B) Sanık … yönünden;
a) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 125/1. maddesi kapsamında kalan “hakaret” ve aynı Kanun’un 106/1-1. cümlesi kapsamında yer alan “tehdit” suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nin 253/3-2. cümlesinde yer verilen “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzelneme gereği, “hakaret” suçu ile “tehdit” suçunun birlikte işlenmesi nedeniyle sanığın üzerine atılı her iki suç yönünden uzlaştırma hükümlerinin uygulanamadığı anlaşılmış ise de; sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK’nin 106/1-1. cümlesi kapsamında yer alan “tehdit” suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253/1-b-3. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı, bu nedenle 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı ve yargılama konusu “hakaret” ve “tehdit” suçlarının uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; sanık … ile katılanlar Barbaros ve Soner arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
b) Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14/(1) maddesinde; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, hakkında mahkumiyet kararı verilen sanık aleyhine, kendilerini vekille temsil ettiren katılanlar Soner ve Barbaros lehine vekalet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule ve uygulamaya göre de;
c) Güncel adli sicil kaydına göre sanığın, … 1. Asliye Ceza Mahkemesine ait 01/12/1998 tarihli, 1998/627 Esas ve 1998/863 Karar sayılı ilamı ile “6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçundan, 1 yıl 1 gün hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, bahse konu ilamın 08/11/2000 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla; 5237 sayılı TCK’nin 51/1-a bendinde yer verilen “Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,” şeklindeki hüküm karşısında sanık hakkında “erteleme” hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi suretiyle, sanık hakkında “hakaret” ve “tehdit” suçlarından hükmedilen kısa süreli netice hapis cezalarının, 5237 sayılı TCK’nin 51. maddesi uyarınca ayrı ayrı ertelenmesine karar verilmesi,
d) Hükmolunan hapis cezaları, 5237 sayılı TCK’nin 51. maddesi uyarınca
ertelenen sanık hakkında, TCK’nin 51/7. maddesi gereği, “denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine” ve TCK’nin 51/8. maddesi uyarınca, “denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılacağına” karar verilmesi gerekliliğinin gözetilmemesi,
e) Hakaret suçundan hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 125/1. ve 125/4. maddelerinin tatbiki ile belirlenen “3 ay 15 gün” hapis cezası üzerinden, eylemin zincirleme şekilde işlenmesi sebebiyle aynı Kanun’un 43/2. maddesi uyarınca (¼) oranında artırım uygulanması suretiyle belirlenmesi gereken ceza miktarı, “4 ay 11” hapis cezası iken hesap hatası neticesinde yazılı şekilde “3 ay 41” gün hapis cezası olarak tespiti suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 26/05/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.