YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5590
KARAR NO : 2021/13926
KARAR TARİHİ : 08.11.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten Öldürme
HÜKÜMLER : 1) Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/01/2018
gün ve 2017/313 Esas, 2018/14 Karar sayılı kararı
ile; sanık … hakkında maktul …’a yönelik
olası kastla öldürme suçundan; 5237 sayılı TCK’nin
81, 21/2, 29, 62, 53. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis
cezasıyla cezalandırılmasına, karar verildiği,
2) Kararın sanık müdafii ve katılanlar vekilinin yasal
süresi içinde istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye
Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 21.06.2018 tarih ve
2018/277 Esas, 2018/788 Karar sayılı kararı ile
CMK’nin 280/1-a maddesi uyarınca istinaf
başvurusunun esastan reddine, karar verildiği,
3) Kararın temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza
Dairesinin 11/09/2019 tarih ve 2019/1946 Esas,
2019/3704 Karar sayılı ilamı ile kararın
bozulmasına karar verildiği,
4) Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/10/2020
tarih ve 2019/558 Esas, 2020/382 Karar sayılı ilamı
ile; sanık Erkan hakkında maktul …’a yönelik
kasten öldürme suçundan; 5237 sayılı TCK’nin 81,
62, 53. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezasıyla
cezalandırılmasına, dair kararı.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda verilen Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/10/2020 tarih ve 2019/558 Esas, 2020/382 Karar sayılı kararının sanık … müdafii, katılanlar … ve … vekili ile katılan … vekili tarafından 5271 sayılı CMK’nin 291. maddesinde belirtilen süre içerisinde temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
7079 sayılı Kanun’un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 299. maddesi uyarınca sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin takdiren REDDİNE karar verilmiştir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının sanık … hakkında maktul …’ı kasten öldürme suçundan açılan kamu davasına katılma ve kurulan hükmü temyiz etmeye yetkisi bulunmadığından; Bakanlık vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nin 298. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmiştir.
Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/01/2018 gün ve 2017/313 Esas, 2018/14 Karar sayılı kararı ile; sanık … hakkında maktul …’a yönelik olası kastla öldürme suçundan 5237 sayılı TCK’nin 81, 21/2, 29, 62, 53. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık müdafii ve katılanlar vekilinin yasal süresi içinde istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 21.06.2018 tarih ve 2018/277 Esas, 2018/788 Karar sayılı kararı ile CMK’nin 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 11/09/2019 tarih ve 2019/1946 Esas, 2019/3704 Karar sayılı ilamı ile kararın bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin yapmış olduğu yargılama sonucunda sanık … hakkında maktul …’a yönelik kasten öldürme suçundan; 5237 sayılı TCK’nin 81, 62, 53. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, dair kurulan hükmün tüm dosya kapsamına göre hukuka uygun olduğu anlaşıldığından; sanık … müdafiinin; suç vasfına, katılanlar vekilinin; suç vasfının hatalı olduğuna, sanık hakkında TCK’nin 62. maddesinin uygulanmasının hatalı olduğuna, yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle; 5271 sayılı CMK’nin 302/1. maddesi uyarınca isteme uygun olarak, TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA,
Dosyanın, 28.02.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 304/4. maddesi gereğince “Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, sayın Üye … ve sayın Üye …’in; sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği yönündeki karşı oyları ve oy çokluğu ile 08/11/2021 gününde karar verildi.
KARŞI OY:
Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 2020/5590 E. 2021/13926 K. sayılı kararının çoğunluk görüşüne, sanık … hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükümde TCK’nin 29. maddesi uyarınca haksız tahrik hükümlerinin uygulanması, hükmün bu nedenle BOZULMASINA karar verilmesi gerektiğinden bahisle katılmamaktayız.
5237 sayılı TCK’nin “Haksız Tahrik” başlıklı 29. maddesinde yer alan; “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.” şeklindeki düzenleme ile kişiye haksız fiilin etkisi altında işlediği suçtan dolayı verilecek cezadan belli bir oranda indirim yapılması öngörülmüştür.
Yargıtay Ceza Kurulunun istikrarlı kararlarına göre, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik; kişinin haksız bir fiilin kendisinde yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ederek bir suç işlemesini ifade eder. Bu halde fail, haksız tahrikin yarattığı öfke veya elemin etkisi altında, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısında yarattığı karışıklığın sonucu olarak suç işlemeye yönelmektedir.
Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için;
a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil olmalı,
b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumun tepkisi olmalı,
d) Haksız tahrik teşkil eden fiil, mağdurdan sadır olmalıdır.
Mahkemenin kabulüne göre; sanık … ve maktul …’ın önceden birbirlerini tanımadıkları, olay günü gece saat 00.20 sıralarında aşırı alkollü olan maktulün kullandığı araç ile sanık …’in kullandığı içinde annesi, babası ve kardeşinin bulunduğu aracın yolda aksi istikametlerden birbirlerine doğru yaklaştıkları, …’in yolun sağındaki bisikleti geçtiği anda, yolu ortalaması nedeniyle araçların bir anda karşı karşıya geldikleri, maktulün bu duruma aşırı tepki göstererek hakaret içeren sözler sarf ettiği, bunun üzerine sanık … ve yakınlarının maktulün aracını önce yaya olarak kovalayarak tekmeledikleri, ardından takiplerine araçlarıyla devam ettikleri, gerek maktulün kullandığı aracın gerekse sanıkların bulunduğu aracın süratli olduğu, bir süre sonra maktulün izini kaybettirmesine rağmen tekrar karşılaştıkları, burada araçtan inen sanık …’in kardeşi … ve babası …’ün, maktulü yine yaya olarak takip etmeye başladıkları, sanık …’in ise ısrarla araçla olan takibine devam ettiği, tüm takip boyunca maktule bir kaç kez çarpma girişiminde bulunan …’in, nihayet yetişip maktulün aracına şiddetli bir biçimde çarptığı, bu çarpma üzerine aracı devrilen maktulün, genel beden travmasına bağlı iç organ ve büyük damar yaralanması sonucu öldüğü anlaşılmaktadır.
Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, sanığın suçu haksız söz ve davranışın doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Maktulden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hallerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir. Somut olayda, sanık …’in aracını tekmelediği maktulü ısrarla takip edip onu öldürmesi eylemi, kendisine annesinin yanında küfür eden maktulden kaynaklanan haksız söz ve davranışın doğurduğu öfke nedeniyle gerçekleştirilmiştir. Suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suçun işlendiği zaman ve yer, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı haksız tahrik değerlendirilirken değil TCK’nin 61/1. maddesi çerçevesinde eylemin haksızlık içeriği belirlenirken dikkate alınmalıdır.
Tüm bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu olayda; Mahkemece, “sanık …’in taksirli davranışı üzerine, maktulün hakaret ederek ilk haksız hareketi gerçekleştirdiği, ancak tüm sanıkların maktulü ısrarla takip ederek aracı tekmelemeleri, araca zarar vermeleri, akabinde takibine tek başına aracıyla devam eden sanık …’in eylemi gerçekleştirmesi” tahrikte dengeyi değiştirmeyip eylemin haksızlık boyutunu artırmaktadır. Belirtilen gerekçeyle sanık hakkında TCK’nin 29. maddesinin uygulanmaması yasal bir zeminde olmayıp, yukarıda sıralanan haksız tahrik değerlendirmesine esas tüm koşullar/unsurlar gerçekleşmiştir. Bu nedenle sanık …
hakkında tayin edilen cezada haksız tahrik nedeniyle indirim yapılması gerekirken, yasal olmayan gerekçeyle TCK’nin 29. maddesi uygulanmaması yasal değildir.
08/11/2021 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı …’ın huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafii Avukat …’nun yokluğunda 11/11/2021 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.