YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10335
KARAR NO : 2021/13966
KARAR TARİHİ : 09.11.2021
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza
SUÇ: Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜMLER : 1) İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 08/11/2016 tarih ve 2012/533 Esas – 2016/288 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı TCK’nin 81/1, 35/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkumiyete dair kararı
2) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’nin 09/03/2017 tarih ve 2017/211 Esas 2017/207 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı CMK’nin 280/1-a maddesi gereği esastan reddine dair kararı
TÜRK MİLLETİ ADINA
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 09/03/2017 tarih ve 2017/211 Esas – 2017/207 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından 5271 sayılı CMK’nin 291. maddesinde belirtilen süre içinde temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında ilk derece mahkemesince hükmedilen hapis cezasının 5 yılın üzerinde olması nedeniyle bölge adliye mahkemesince verilen kararın temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’nin 09/03/2017 tarih ve 2017/211 Esas – 2017/207 Karar sayılı “istinaf başvurularının esastan reddine dair” hükmünün tüm dosya kapsamına göre hukuka uygun olduğu anlaşıldığından; sanık müdafiinin olayda öldürme kastı ile hareket edilmediğine, suçun niteliğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK’nin 302/1. maddesi gereğince isteme uygun olarak TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA,
Dosyanın, 28.02.2019 tarihiunde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 304/1. maddesi gereğince “İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.11.2021 gününde Üye …’in sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği yönündeki karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Sanık …’ın müşteki …’ye karşı 22/11/2012 tarihinde işlediği iddia olunan adam öldürmeye teşebbüs olayında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair yada müşteki beyanlarını doğrulamayan olay yeri CD’si ile maddi deliller olduğu halde müştekinin ifadesine üstünlük tanıyarak sanığın mahkumiyetine karar veren yerel mahkeme ve BAM kararını onaylayan dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki;
Cezayir uyruklu olan mağdur … ile … 27.11.2012 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek sanık … ile …’nin kendilerine karşı 20.11.2012’de yağma, 22.11.2012’de silahla yaralama, 24.11.2012’de yağma suçlarını işlediklerine dair şikayetçi olmuşlardır.
Mahkemece;
1)Sanıklar … ve …’nin 20.11.2012 tarihi müşteki …’ye karşı silahla yağma eyleminden her iki sanığın beraatlerine,
2)Sanıklar … ve …’nin 24.11.2012 tarihinde müşteki …’ye karşı silahla yağma eyleminden beraatlerine,
3)Sanık …’ın …’ye karşı, 22.11.2012 tarihinde kasten öldürmeye teşebbüsten ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefetten cezalandırılmasına, sanık …’nin bu olayda sanık …’a yardım ettiği iddiasıyla açılan kamu davasından beraatine karar verilmiştir.
Yerel mahkeme, sanık … hakkında TCK’nin 81, 39, 62. maddeleri gereği 7 yıl 6 ay hapis cezasına hükmederken mahkumiyet gerekçesini ve bu karara dayanak olan delilleri şu şekilde açıklamıştır: “…. Her ne kadar sanık, üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de;
a)Müştekinin ifadesi
b)Müştekinin sanığı teşhis etmesi
c)Olay yerini görüntüleyen CD izlendiğinde sanığın bu savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik savunma beyanı olduğu müşteki …’yi yaralayanın sanık … olduğu anlaşılmıştır.”
Mahkemenin mahkumiyete esas aldığı üç ayrı gerekçe ve dayandığı deliller tarafımızdan değerlendirildiğinde,
a) Müşteki ve sanığın olay öncesi tanıştıkları, aralarında husumet olduğu, müştekinin 27.11.2012’de savcılığa giderek geriye doğru sanık hakkında üç ayrı suç isnadında bulunduğu ancak iki yağma iddiasından beraat ettiği bu iddiası nedeniyle sanığın cezalandırıldığı ancak sanıkla birlikte suu işlediği iddia olunan …’nin ise beraat ettiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında bu olay öncesinde husumet olduğu sabit olup her iki tarafın yabancı uyruklu olduğu bu olayda müştekinin sanık hakkında iki ayrı yağma suçlarını işlediği iddiasında bulunduğu halde bu suçlardan sanığın beraat etmesi sadece müşteki beyanına mahkemece itibar edilmediğini yan delillere de dayanıldığını göstermektedir.
b) Müştekinin yaralanması olayında olay yerine ait CD görüntüleri ve bu görüntülere ait polis memurlarınca düzenlenmiş 28.11.2012 tarihli CD izleme tutanağı vardır. CD’lerin duruşmada mahkeme heyetince izlenmediği dosya kapsamındaki, duruşma tutanaklarından anlaşılmaktadır. Olayla ilgili ilk ifadesinde mağdur …: “Olay gecesi arkadaşı … ile birlikte gezerken önceden tanıdığı … ve …’nin yanlarına geldiğini …’ın …’ye silah doğrulttuğunu ancak kendisi araya girince kendisinin silahla yaralandığını ancak …’nin kaçtığını kendisi yaralanınca da bu kişilerin kaçtığını, …’nin geri dönerek kendisini Haseki hastanesine getirdiğini orada tedavisi devam ederken sanık …’ın telefonla arayıp kendisini tehdit etmesi üzerine hastaneden de kaçtığını söylemiştir.
Müşteki …’nin beyanları dosyadaki olay yerine ait kameranın CD izleme tutanağı içeriği ile örtüşmemektedir. Şöyle ki;
1)Mağdur kendileri ve sanıkların ikişer kişi olduğunu söylediği halde olay yerini gören kamera kayıtlarında eşgali belirlenemeyen bir kişinin yaklaşık 1 metreden ikinci bir kişiye ateş etmesi dışında olay öncesine ait 3 veya 4. kişilerin görüntüsü yoktur (Mağdur ise olay yerinde 4 kişi olduğunu söylemiştir).
2)Mağdur … silahla yaralanıp … tarafından Haseki hastanesine götürüldüğünü söylese de, dosyaya getirtilen ilgili hastane kayıtlarından …’nin 01.12.2014 ve 14/12/2014 tarihlerinde hastaneye giriş kaydı olduğu başkaca kaydının olmadığı bildirilmiştir. (Olay tarihi 22.11.2012’dir.)
3)Mağdur, kendisi hastaneden tedaviye başladıktan sonra kaçtığını söylemiş olup kaçsa bile hastane polisinin adli olayla ilgili evrakı bulunmalıdır. Mağdura ait olay gününe ait hastanede herhangi bir kayıt yoktur.
4)Mağdur, olaydan 5 gün sonra savcılığa şikayete gelmiştir. Halbuki kendi beyanı ve adli rapora göre sol kol ve omzundan iki kez silahla vurulan kişinin resmi mercilere müracaat etmeden 5 gün beklemesi ve sonradan şikayet için savcılığa gelmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Kaldı ki mağdur olayda sanığın yanında …’nin de olduğunu söylese de mahkeme bu suç yönünden …’nin beraatine hükmetmiş ve bu karar kesinleşmiştir.
Sanık bu olayı kendisinin işlemediğini savunmuştur. Sanık ve mağdur arasında olay öncesi sabit olan husumet nedeniyle mağdurun maddi delillerle desteklenen ifadesi olmaksızın dosyadaki maddi deliller ve hayatın olağan akışına uygun olmayan beyanlarına itibar olunması ve mahkumiyet kararı verilmesi doğru değildir.
Şüpheden sanık yararlanmalıdır. Sanığın mağduru yaralamadığını ispat etmek zorunluluğu bu ilkeyi zedelemektedir. Mağdurun yaralandığı olayda silah sıkan kişinin sanık olduğuna dair eşgali belirlenemeyen kişiye ait görüntüler dışında delil yoktur. Dosyaya göre maddi olayla ve hayatın olağan akışına aykırı şekilde husumeti olan sanığa suç isnadında bulunan mağdur beyanına itibar olunamaz. İş bu nedenle sanığın kendisine isnat olunan diğer iki yağma suçu gibi (aynı mağdura karşı) delil yetersizliğinden beraati yerine mahkumiyetine karar veren yerel mahkemenin kararını onaylayan dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.