Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/11555 E. 2021/13591 K. 25.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11555
KARAR NO : 2021/13591
KARAR TARİHİ : 25.10.2021

(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)

İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine sebebiyet verecek şekilde silahla kasten yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e ve 87/2-a maddeleri gereğince 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2019 tarihli ve 2018/942 Esas, 2019/436 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 22.06.2021 tarihli ve 2021/6626 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.07.2021 tarihli ve 2021/84218 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1) Kasten yaralama eyleminin, mağdurun iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine sebep olup olmadığına dair Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden alınacak sağlık kurulu raporu ile tespiti gerekirken … Devlet Hastanesinden alınan yetersiz ve hüküm kurmaya elverişsiz tek hekim raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesinde,
2) Kabulüne göre de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında yer alan, “(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanığın üzerine atılı iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine sebebiyet verecek şekilde silahla kasten yaralama suçunun cezasının alt sınırı itibariyle zorunlu müdafii tayinini gerektirdiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA

5271 sayılı CMK’nin “Müdafiin görevlendirilmesi” başlıklı 150. maddesinde; “(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.”” hükümleri yer almaktadır.
İncelemeye konu dosyada; sanık …’ın hayati tehlikeye neden olacak şekilde silahla yaralama suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davasının açıldığı, dosyada mevcut adli rapora göre eylemin 5237 sayılı TCK’nin 87/2-a maddesi kapsamında kaldığının kabul edildiği, hükmün sanığın yüzüne tefhim edildiği, o yer Cumhuriyet savcısının süresinde sonraki istinaf başvurusunun reddedildiği, böylece kararın kesinleştiği, yargılama sırasında sanığa müdafii atanmadığı anlaşılmıştır.
Bununla birlikte; mağdurun adli raporlarındaki “sol uyluk ön yüz dizden 20 cm yukarıda 2 cm delici kesici yara, sağ uyluk medialde 2 cm delici kesici alet, sağ alt ekstremitede kronik derin vern trombozu gelişmesine neden olmuştur” şeklinde tarif edilen yaralanmanın ne şekilde mağdurun iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine sebep olduğuna dair mağdurun tüm tedavi evrakları ve adli raporlarının Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek yeniden adli raporunun alınmasının ardından sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekir.
Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2019 tarihli ve 2018/942 Esas, 2019/436 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.