YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11575
KARAR NO : 2021/13758
KARAR TARİHİ : 01.11.2021
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Kasten yaralama suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Çorlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.12.2020 tarihli ve 2019/631 Esas, 2020/501 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 29.06.2021 tarihli ve 2021/10421 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.09.2021 tarihli ve 2021/89727 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, adı geçen sanığın diğer sanıklarla birlikte katılan …’i basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı iddiasıyla açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonucunda yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmiş ise de, tüm sanıkların alınan ifadelerinde atılı suçlamayı kabul etmedikleri, katılan ile amcası sanık …’in müşterek mülkiyetinde olan arsanın devri hususunda konuşma yapılırken katılanın sinir krizi geçirerek kendisini yere attığını beyan ettikleri, tanık …’in de sanıkların savunmalarını doğruladığı, katılanın aşamalarda alınan beyanlarının birbiriyle çelişkili olduğu, katılanın soruşturma aşamasındaki 04.10.2017 tarihli ilk ifadesinde sanıklar Hacı Şimşek ve …’in kendisine tokat attıkları, diğer sanıkların kendisini tuttuğu şeklindeki beyanıyla, 09.10.2017 tarihli ek ifadesinde sanık Hacı’nın kolunu ve boğazını sıktığını, diğer sanıkların da gitmesine engel oldukları yönündeki beyanı arasındaki çelişki ile yine katılanın 25.06.2020 tarihli 2. celsede mahkeme huzurunda ki beyanında yer alan, “… arsa sözleşmesi uzatarak imzalamamı istedi, ben de imzalamak istemedim, gitmeye çalışınca kolumdan tuttu, ben apar topar aşağıya indim, orada benim … …ve … tuttular, bana vurdular ve boğazımı sıktılar, ben beşinin arasında kaldım, ancak hangisi vurdu boğazımı sıktı hatırlamıyorum” şeklindeki ifadesi ile önceki beyanları arasında meydana gelen çelişki hep birlikte nazara alındığında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, müştekinin birbiri ile çelişkili soyut beyanına itibar edilerek yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hakim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir.
Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hakimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.)
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; sanık … hakkında, mahkemece yargılama yapılarak deliller usulünce değerlendirilerek katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralama eyleminden 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 62, 52/2. maddeleri uyarınca 2.000,00 TL. adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, kanun yararına bozmaya konu edilen mahkumiyet kararındaki ileri sürülen hukuka aykırılığın 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesindeki hallere dahil olmayıp hakimin takdir hakkına ilişkin olduğu, mahkemenin de olayda delilleri değerlendirerek sanığı cezalandırdığı ve takdir hakkını bu yönde kullandığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamedeki kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.