YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12608
KARAR NO : 2022/25
KARAR TARİHİ : 10.01.2022
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Basit yaralama suçundan katılan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 29/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 20.11.2018 tarihli ve 2018/335 Esas, 2018/640 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 10.08.2021 tarihli ve 2021/8924 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.09.2021 tarihli ve 2021/101879 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 Esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, sanığın sabıka kaydında daha önceden … Sulh Ceza Mahkemesinin 09.04.2014 tarihli ve 2013/173 Esas, 2014/274 sayılı kararı ile verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar bulunduğunun ve bu kararın 21/05/2014 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 231/8 maddesinde belirtilen ”…Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez…” koşulun olayda gerçekleşmemesi sebebiyle 25/10/2016 tarihinde işlediği suç dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddesine, 28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanması geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki hüküm sanık aleyhine olduğundan ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabilir.
Sanığın suç tarihi itibarıyla adli sicil kaydında yer alan ve 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce 21.05.2014 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyecektir.
Bununla birlikte, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2012 tarihli ve 2011/842 Esas, 2012/100 Karar sayılı, 10.04.2012 tarihli 2011/479 Esas, 2012/145 Karar sayılı ve 08.05.2012 tarihli 2011/449 Esas ve 2012/186 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; sanığın katılana yönelik eylemi neticesinde katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına neden olduğu, bununla ilgili katılan tarafından sarfedilen en azından hastaneye gidiş geliş masraflarının ödenmesi yönünde herhangi bir girişimde bulunmadığı, katılanın şikayetinin devam ettiği, sanık tarafından katılanın zararlarının giderildiğine dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığından sanık 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından olduğu kabul edilen suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi şartının yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 tarihli, 2014/14-102 Esas ve 2014/128 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.10.2009 tarihli 2009/4-169 Esas ve 2009/223 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir hüküm değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar 5271 sayılı CMK’nin 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların kanun yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir.
Sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231/6-c maddesindeki düzenlemeye göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi mümkün olmadığından kararın kanun yararına bozulmasına ve müteakip işlemlerin yerel mahkemece yapılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden; … Asliye Ceza Mahkemesinin 20.11.2018 tarihli ve 2018/335 Esas, 2018/640 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.01.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.
SS./TH.(E.Y.)