Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/4812 E. 2021/8100 K. 17.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4812
KARAR NO : 2021/8100
KARAR TARİHİ : 17.05.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın yokluğunda 24.09.2014 tarihinde verilen kararın, sanığın mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 16. maddesi gereğince sanık ile birlikte aynı konutta kalan arkadaşı Ekin Bal’a 27.10.2014 tarihinde tebliğ edilmek suretiyle kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinde yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenlemeye göre öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın 24.01.2013 tarihli oturumda beyan ettiği, bilinen son adresi olan “Bahçeleriçi Mah. Samet Sok. Gümüş Ap B Blk No:1 Merkez/Amasya” adresine tebligat çıkarılmadan doğrudan mernis adresine yapılan tebliğin usulsüz olması nedeniyle sanığın 03.01.2020 tarihli dilekçesinin süresinde verilmiş temyiz dilekçesi olarak kabul edilerek yapılan incelemede;

Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine; ancak,
1) Kemik kırığına neden olan yaralanma eylemlerinde; 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesine göre belirlenen temel cezanın, TCK’nin 87/3. maddesine göre kemik kırığının hayati fonksiyonlara etkisi nazara alınarak temel cezanın yarısına kadar artırılabileceğine dair düzenleme karşısında, mağdurda meydana gelen kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1.) derece olmasına rağmen temel ceza üzerinden TCK’nin 87/3. maddesine göre TCK’nin 3. maddesi gereği işlenen fiilin ağırlığı ile orantılılık ilkesine aykırı şekilde cezanın (1/4) oranında artırılarak sanık hakkında fazla cezaya hükmedilmesi,
2) Sanık hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptal edilmiş olması ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin 3. fıkrasının 1. cümlesine “ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen” ibarelerinin gözetilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.05.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.

.