Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/6239 E. 2021/7920 K. 29.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6239
KARAR NO : 2021/7920
KARAR TARİHİ : 29.04.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, silahla tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık …’in yargılama konusu eylemi, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin ise de, aynı dosyada temyize konu sanık … hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 2015/2617 numaralı iddianame ile TCK’nin 106/2-a,43 maddeleri gereğince, sanık … hakkında TCK’nin 86/1-3-e,87/1.son maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle dava açıldığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesinin “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükmü karşısında, sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanamayacağından; tebliğnamenin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanık …’in mağdur …’ı kasten yaralama suçu ile ilgili aldırılan raporda; adli tıp kriterlerine göre yaralanmanın yüzde sabit ize neden olup olmadığının olaydan en az altı ay sonra değerlendirilmesinin gerektiği, mağdur …’ın olayın üzerinden en az altı ay geçtikten sonra, mevcut raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek, yüz bölgesinde tespit edilen yaralanmasının yüzde sabit ize neden olup olmadığı hususunda rapor aldırılması gerektiği gözetilmeden, olayın üzerinden 4 ay geçtikten sonra düzenlenen adli rapor hükme esas alınmak suretiyle, eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2) Sanık …’in mağdur …’ı kasten yaralama suçu ile ilgili yapılan yargılamada; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddelerinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
3) Tarafların aşamalardaki beyanları ile sanıkların karşılıklı kavga ettikleri ve yaralandıkları olayda Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22/10/2002 gün ve 2002/4-238 Esas, 2002/367 sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin araştırılması, bu hususun tespit edilememesi durumunda da sanıklar lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.04.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.