YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7363
KARAR NO : 2021/13150
KARAR TARİHİ : 07.10.2021
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 23/10/2020 tarih, 2020/272 (E) ve 2020/1232 (K) sayılı kararının, sanık müdafi tarafından 5271 sayılı CMK’nin 291. maddesinde belirtilen süre içinde temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının 5 yılın üzerinde olması nedeniyle bölge adliye mahkemesince verilen kararın temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 23/10/2020 tarih, 2020/272 (E) ve 2020/1232 (K) sayılı “istinaf başvurusunun esastan reddine dair” hükmünün tüm dosya kapsamına göre hukuka uygun olduğu anlaşıldığından; sanık müdafinin vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine,Ancak;
Oluşa ve dosya kapsamına göre, katılanın Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim görevlisi olduğu sanığın kızının da aynı fakültede okuduğu bu sebeple tanıştıkları, sanığın kızının katılanın öğretmenliğini yapmış olduğu dersten bütünlemeye kalmış olduğu, bu nedenle sanığın olay günü ve öncesinde katılanı telefon ile bir çok kez aradığı ve husumet beslediği, olay günü olan 27/07/2015 günü sanığın katılanın evine giderek binanın girişine çağırdığı ve yanında bulunan bıçak ile katılana saldırdığı katılanı, bıçakla, sırtta sağ skapula (kürek kemiği) altında 3 cm., sol skapula üzerinde 3 cm., sol omuz üzerinde 3 cm. ve sol femurda (uyluk kemiğinde) 3 cm’lik olmak üzere toplam 4 yerinden, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve yaşamını tehlikeye sokmayacak şekilde yaraladığı olayda,
1) Darbe sayısı ve şiddeti, yaranın niteliği, engel halin olmayışı dikkate alınarak, eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller bulunmayan sanığın “kasten yaralama” suçundan, 1 ile 3 yıl aralığında hapis cezası öngören TCK’nin 86/1. maddesinin uygulanması sırasında, aynı Kanun’un 61. maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimi, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı ve kullanılan silahın etki derecesi göz önünde bulundurularak, sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması yerine, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde “öldürmeye teşebbüs” suçundan cezalandırılması,
2) Dosya kapsamına göre; sanık … hakkında, … Devlet Hastanesi ve Trakya Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Polikliniğince değişik tarihlerde yapılan muayene ve tedavilerde, “Psikotik belirtili ağır depresif nöbet, depresif nöbet, anksiyete bozukluğu, psikotik belirtili ağır depresif nöbet, bipolar duygulanım bozukluğu, şizoaffektif bozukluk” tanıları ile kayıtların bulunduğu, yine Trakya Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezince değişik suçlardan “Bipolar Bozukluk, Psikotik Özellikli Manik Epizod” isimli akıl hastalığı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 32/1. maddesi gereğince ceza sorumluluğunun olmadığına dair sağlık kurulu raporlarının ve … Sultan 1. Murat Devlet Hastanesince Şizoaffektif Bozukluk tanısı nedeniyle verilen TCK’nin 32/1. maddesi kapsamında cezai ehliyeti olmadığına dair rapor bulunduğu, Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinin 06/05/2016 tarihli raporunda, Şizoaffektif Bozukluk denilen akıl hastalığı nedeniyle 27/07/2015 tarihinde işlenen yaralama suçuna karşı ceza sorumluluğunun olmadığının tespit edildiği, aynı şekilde Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinin 19/01/2018 tarihli raporuyla şizoaffektik bozukluk denilen akıl hastalığı nedeniyle 27/07/2015 tarihinde işlenen yaralama suçuna karşı ceza sorumluluğunun olmadığının belirtildiği, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 24/10/2018 tarihli raporunda ise, sanıkta bipolar affektif bozukluk denilen akıl hastalığı bulunmakla birlikte, bu suçu işlediği esnada herhangi bir akli arıza içerisinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu veya emareye rastlanmadığının ve söz konusu suçu bu akıl hastalığının ceza ehliyetini etkilemeyen serbest ara devresi içerisinde işlemiş bulunduğunun tıbbi kanaatine varıldığı belirtilerek, sanık …’nun 27/07/2015 tarihinde sanığı bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmakla, dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi bakımından, tüm adli raporlar, tedavi belgeleri ve dava dosyasının Adli Tıp Üst Kuruluna gönderilerek suç tarihi itibariyle ve halen akıl hastalığı olup olmadığı ve cezai ehliyeti konusunda 5237 sayılı TCK’nin 32. maddesi kapsamında rapor alındıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirdiğinden, sanık müdafinin temyiz talebinin kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 23/10/2020 tarih, 2020/272 (E) ve 2020/1232 (K) sayılı kararının CMK’nin 302/2. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre göz önüne alındığında, sanık müdafinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dosyanın, 28/02/2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 304/2. maddesi bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek “… 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07/10/2021 gününde Üye …’ın eylemin TCK’nin 82/1-g maddesine uyan suçu oluşturduğu şeklindeki karşı oyu nedeniyle oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Tüm dosya kapsamına göre;
Katılanın Trakya Üniversitesinde öğretim görevlisi olduğu, sanığın kızının da aynı fakültede öğrenci olduğu ve katılanın girdiği dersten bütünlemeye kaldığı, sanığın katılana giderek kızını geçirmesini istediği, katılanın “hak etmezse geçirmem” diyerek talebini ret etmesi ve sanığın telefonlarına cevap vermemesi üzerine sanığın katılana husumet beslemeye başladığı, olay günü sabah erken saatte yanına aldığı bıçakla katılanın oturduğu sitenin önüne geldiği, site görevlisine başbakanlıktan geldiğini söyleyerek katılanı çağırmasını istediği, site görevlisinin haber vermesi üzerine katılanın giyinerek aşağıya indiğinde sanık ile karşılaştığı, sanığın katılana “Hoca hadi arabaya bin gidiyoruz” dediği, katılanın arabanın anahtarını almadım demesi üzerine sanığın “üç gündür telefonla arıyorum açmıyorsun, peşindeyim canını almaya geldim, kızımı da bütünlemeye bıraktın” diyerek çıkardığı bıçağı katılanın sırtına saplamaya başladığı, katılanın site görevlisi tanık …’ya seslenerek yardım istediği, bu arada sanığın kensidisine daha fazla zarar vermemesi için sanığa direndiği, site görevlisinin katılana “Hocam kaç, hocam kaç” diye bağırması üzerine katılanın fırsatını bulup sanıktan kaçtığı, sanığın mağduru bıçaklarken “sen hala ölmedin mi” diye söylendiği, sanığın kaçan mağduru elinde bıçakla kovaladığı, ancak katılanın motosiklet ile oradan geçmekte olan tanık Vokan Biçer’in arkasına binerek saldırıdan kurtulduğu ve tanığın götürdüğü hastanede tedavi gördüğü olayda,
Her ne kadar sayın çoğunluk eylemin kasten yaralama olduğuna karar vermiş ise de bu karara katılmıyorum.
Şöyle ki, sanığın kızının bütünlemeye kalması nedeniyle katılandan kızını geçirmesini istediği, katılanın yasal olmayan bu talebe olumsuz yanıt vermesi nedeniyle katılana husumet beslediği, yaptığı plan doğrultusunda evini bildiği katılanı dışarı çıkartmak için kendisini site görevlisine başbakanlık görevlisi olarak tanıttığı, aşağı inen katılanın alttan alması ve katılanı ikna etmeye çalışmasına rağmen sanığın yanında getirdiği öldürmeye elverişli vasıta olan bıçak ile katılanın hayati bölgesine defalarca vurduğu, bıçak darbelerinin dördünün katılanın ikisi sırt biri omuz ve biri uyluk bölgesine isabet ettiği, katılanın sanıkla mücadele etmesi nedeniyle diğer darbelerden korunabildiği, sanığın eylemine başlarken “senin canını almaya geldim” demesi ve eylemi sırarasında “sen daha ölmedin mi” şeklinde sarf ettiği sözlerle kastını ortaya koyduğu, katılanın fırsatını bulup sanığın elinden kurtulduğunda da sanığın katılanın peşinden kovalayarak eylemine devam etme iradesini ortaya koyduğu, katılanın yoldan geçmekte olan tanık tarafından kurtarıldığı, böylece sanığın katılana beslediği husumet, olayda kullandığı elverişli vasıta, darbe sayısı, olay sırasında ve öncesinde sarf ettiği sözler bir bütün olarak değerlendirildiğinde kastının öldürmeye yönelik olduğu, katılanın kamu görevlisi olması ve derste başarısız bulduğu sanığın kızını bütünlemeye bırakması nedeniyle suçun işlendiği anlaşıldığından sanığın TCK’nin 82/1-g, 35. maddeleri gereğince cezalandırılması ve kararın bu yönüyle de bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun kararına muhalefet ediyorum. 12.10.2021