YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/83
KARAR NO : 2021/13358
KARAR TARİHİ : 15.10.2021
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Kan gütme saiki ile tasarlayarak adam öldürmek, kan gütme saiki ile tasarlayarak adam öldürmeye teşebbüs ve 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçlarından sanık …’ün, 6136 sayılı Kanun’un 13/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-a-j, 35/2, 62 ve 52/2 . maddeleri gereğince müebbet hapis, 16 yıl 8 ay hapis, 4 yıl 2 ay hapis ve 8.320.00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair … Ağır Ceza Mahkemesinin 27/06/2016 tarihli ve 2015/184 Esas, 2016/161 Karar sayılı kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 19/10/2017 tarihli ve 2017/446 Esas, 2017/3220 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanarak kesinleşmesini müteakip, sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin anılan Mahkemenin 04/06/2020 tarihli ve 2015/184 Esas, 2016/161 Karar sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/07/2020 tarihli ve 2020/97 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli ve 2012/3-909 Esas, 2014/121 Karar sayılı kararında, “Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için “yeni” olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın “yeni” olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da “yeni” sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de “yeni” sayılmaktadır.” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, maktul, katılanlar ve sanıklar arasında geçmişten gelen husumet bulunması nedeniyle davanın nakline Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 29/11/2012 tarihli ve 2012/14440 Esas, 2012/12256 Karar sayılı ilamı ile karar verildiği, … Ağır Ceza Mahkemesince görülen davada maktul … Sayit Akdemir’in öldürülmesi, katılan …in ise yaralanmasına neden olan olayda 7,62 mm çapında KP 21 4999 seri nolu kalashnikov marka piyade tüfeğinin ele geçirildiği, sanıklar …, … ve … tarafından kullanıldığı belirlenen iki ayrı uzun namlulu otomatik silahın ise ele geçirilemediği, bu hususların dosya arasına alınan 16/03/2016 tarihli Kriminal raporunda da belirtildiği, 9 adet boş kovanın (5+3+1) üç ayrı uzun namlulu otomatik silahtan atılmış olduğunun sabit olduğu, 6 adet boş kovanın atıldığı silahlar yönünden tespit yapılamadığı, olayın 24/04/2012 tarihinde gerçekleştiği, tüm soruşturma ve kovuşturmanın taraflar arasındaki husumete dayalı olarak tanık beyanları ve gösterdiği deliller doğrultusunda yürütüldüğü, sanıklar …, … ve …’ün 10/11/2011 tarihinde öldürülen …’un intikamını almak amacıyla atılı suçları işlediği konusunda gerekçe oluşturulduğu, …ve Tekşut aileleri arasında …un öldürülmesi olayı sonrası husumetin oluşmasına dayalı olarak yargılamanın sonuçlandırıldığı ve sanık … hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu, … Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararın Yargıtay 1. Ceza Dairesince düzeltilerek onandığının görüldüğü,
Sanık … müdafii tarafından yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu, bu talepte … ve Tekşut aileleri arasında 24/04/2012 tarihli olaydan sonra çok sayıda silahla tehdit olayı meydana geldiği, Hınıs Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/2 Esas sayılı dosyasında sanık …’in mahkum olduğu, bu olayda da kalashnikov marka piyade tüfeğinin kullanıldığı ancak silahın ele geçirilemediği, olay kapsamında 56 adet boş kovanın bulunduğu, bu kovanlarla … Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında silah aidiyeti tespit edilemeyen 6 adet kovanın Kriminal eşleştirilmesinin yapılmasının istendiği, kovanların aynı silahtan atıldığının tespit edilmesi durumunda sanık …’ün beraatinin ya da haksız tahrik hükümlerinin uygulamasının somut olayda meydana gelebileceğinin ileri sürüldüğü,
Sanık müdafiinin yargılanmanın yenilenmesi talebine dayanak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/2 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde silahla tehdit, mala zarar verme ve 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçlarından yargılamanın yapıldığı, olay tarihinin 16/05/2013 olduğu, sanık … hakkında silahla tehdit ve 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçlarından mahkumiyet hükmü kurulduğu, sanık …’de svap incelemesi sonucu atış artığı tespit edildiği, sanıklar …, …, … ve … haklarında beraat kararı verildiği, dosya kapsamında 56 adet boş kovanın ele geçirildiği, 11/06/2013 ve 21/05/2013 tarihli uzmanlık raporunda yer aldığı üzere kovanların 7.62 mm. çapında tek silahtan atılmış olduğunun tespit edildiği, Hınıs Asliye Ceza Mahkemesinin 23/05/2015 tarihli ve 2014/2 Esas, 2015/124 Karar sayılı kararının Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 10/09/2020 tarihli ve 2019/542 Esas, 2020/15363 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği nazara alındığında, sanık … müdafiinin talebi doğrultusunda her iki dosyada yer alan boş kovanların Kriminal eşleştirilmesinin yapılması sonucunda silahların aidiyeti konusunda tespit yapılma imkanının oluşabileceği, kovanların eşleşmesi durumunda Yargıtay incelemesinden geçen Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında mahkum olan sanık …’in yargılamanın yenilenmesi talebi kapsamında oluşan şüphe üzerine en azından tanık sıfatıyla dinlenilmesinin yargılamaya yenilik katabileceği, zira kovanların aynı tip ve çap silahtan atılmasının yeni delil olarak nitelendirilebileceği, dosyaya sunulan delillerin ve iddianın 5271 sayılı Kanun’un 311/1-e maddesinde yer alan “Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa…“ şeklindeki hüküm gereğince sanık lehine yargılamanın yenilenmesi sebeplerini oluşturduğu gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 20/11/2020 gün ve 94660652-105-52-15102-2020-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;
TÜRK MİLLETİ ADINA
5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilebilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağan üstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, kanun yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinin 1. fıkrasının e bendinde “…yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte…” olmasının, yargılamanın yenilenmesinin koşulu olduğu öngörülmüştür.
Yeni olaylar veya delillerin hükmün verildiği anda mahkemece bilinmemesi gerekir. Yargılama aşamasında bilinen olayları veya tanıkları “yeni delil veya yeni olaylar” türünden saymak olanaksızdır. Yeni olaylar veya yeni deliller” söz konusu değil ise, hükümlü yararına yargılamanın yenilenmesi sebeplerinden bahsetmek yasa koyucunun amacına ve yasanın özüne uygun düşmeyecektir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli, 2012/3-909 Esas ve 2014/121 Karar sayılı kararında da vurgulandığı gibi “….Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için “yeni” olması gerekmektedir. Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular “yeni” değildir.
Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda “önemli” de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır.
Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp, ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir.
Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılacak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur.
Bu nedenle, gerek ilk derece yargılamasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgi sahibi olduğu, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından göz önüne alınan, bu şekilde aşamalarda değerlendirilen olay ve delillere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda, CMK’nin 318/3. maddesi uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.”
Mahkeme hükme varmak için topladığı delilleri yeterli görüp, takdir ederek kararını vermiştir.
Hükümlü ve vekilinin, kesin hükümden dönülmesini gerektirecek ve yeniden yargılama yapılmasını haklı gösterecek nitelikte, ciddiyette yeni deliller ileri sürmediği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/06/2020 tarihli ve 2015/184 Esas, 2016/161 Karar sayılı hükümlü vekilinin yargılamanın yenilenmesi talebinin CMK’nin 311. maddesinde belirtilen sebepler gerçekleşmediğinden CMK’nin 319/1. maddesi uyarınca kabule değer görülmemesi sebebiyle reddine dair kararına karşı yapılan itirazı inceleyen ve itirazın reddine karar veren … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/07/2020 tarihli ve 2020/97 değişik iş sayılı kararında usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden haklı sebeplere dayanmayan “Kanun Yararına Bozma” isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15/10/2021 gününde oy birliği ile karar verildi.