YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8510
KARAR NO : 2021/9480
KARAR TARİHİ : 01.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın yargılama konusu eylemi, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin ise de, sanık hakkında Şarköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 2015/545 numaralı iddianame ile TCK’nin 151/1. maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle dava açıldığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesinin “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükmü karşısında, sanık hakkında basit yargılama usulü uygulanamayacağından; tebliğnamenin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.11.2018 tarih, 2018/17-339 Esas – 2018/536 sayılı kararında da belirtildiği üzere, duruşmadan bağışık tutulma talebi olmayan ve bu konuda mahkemece verilmiş bir karar bulunmayan sanığın, karar tarihinde başka suçtan hükümlü olarak … 2 nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunmasına rağmen duruşmaya getirtilmeden ya da SEGBİS sistemi aracılığıyla duruşmada hazır edilmeksizin yokluğunda yargılama yapılarak mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Ludi/İsviçre, B. No: 12433/86, 15/06/1992 P. 49/50; Artico/İtalya, B. No: 6694/74, 13/5/1980 P. 33; Sejdovic/İtalya, B. No: 56581/00, 1/3/2006 P. 81) kararlarında belirtildiği üzere savunma hakkı kısıtlanarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nin 193, 194. ve 196. maddelerine muhalefet edilmesi,
2) Mağdurun yaralanması hakkında düzenlenen Şarköy Devlet Hastanesinin 05.03.2015 tarihli raporunda ”Başın sol temporal bölgesinde 2 cm’lik yüzeysel kesi mevcut, hayati tehlikesi yok, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir.” belirtildiği, ancak meydana gelen yaralanmanın niteliği ile yüzde sabit iz yönünden rapor alınmadığı anlaşılmakla; mahkemece, mağdurun tüm tedavi belgeleri ve raporları varsa grafileri ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğüne gönderilerek tarif edilen yaranın yüzünde sabit iz niteliğinde bulunup bulunmadığına ilişkin denetime elverişli rapor alınarak neticesine göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3) Mahkemece, ilk haksız hareket hareketin kimden geldiğinin belirlenemediğinden bahisle sanık lehine haksız tahrik indirimi yapıldığının belirtilmesi karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 Karar sayılı kararı ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren içtihatlarında benimsendiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği hallerde, sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik indirimi uygulanırken, TCK’nin 3. maddesinde belirtilen orantılılık ilkesi gereğince asgari hadden (1/4) indirim yapılması gerekirken; (1/2) oranında indirim yapılmak suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkın dikkate alınmasına, 01.06.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.