Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/12815 E. 2023/898 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/12815
KARAR NO : 2023/898
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
KARAR : Direnme

… Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 21.01.2022 tarihli ve 2021/1964 Esas, 2022/114 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 01.12.2021 tarihli ve 2021/9848 Esas, 2021/14559 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle;

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde

temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık müdafiilerinin duruşmalı inceleme talebinin, ceza miktarı itibariyle yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.10.2016 tarihli ve 2016/146 Esas, 2016/299 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 15.12.2016 tarihli ve 2016/29 Esas, 2016/136 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 15.12.2016 tarihli ve 2016/29 Esas, 2016/136 Karar sayılı kararının sanık müdafiileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 01.12.2021 tarihli ve 2021/9848 Esas, 2021/14559 Karar sayılı ilâmıyla; “suç kastının yaralama olduğunun kabulü yerine kasten öldürmeye teşebbüsten hüküm kurulması” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 21.01.2022 tarihli ve 2021/1964 Esas, 2022/114 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca önceki hükümde direnilmesi ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri
1. Suçun yaralama olduğuna,
2. Haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine,

3. Gerekçesiz olarak asgari hadden uzaklaşıldığına,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1. Sanığın çiftçilik yaptığı tarlanın arkasında bulunan ve mülkiyeti bir başkasına ait olan tarlaya uzun yıllardan bu yana hayvan gübresi döktüğü, sanıkla aralarında önceye dayalı husumet bulunan ve aynı zamanda sanığın amcasının oğlu olan katılanın ise bu tarlayı kiraladığı, olay günü katılanın söz konusu tarlayı traktörle sürmeye başlaması üzerine aralarında çıkan tartışma sonucu sanığın yanında bulunan ekmek bıçağı ile traktörün üzerinde bulunan katılanı çene altında ve boyun sol yanda mentum bölgesinden başlayıp “L” şeklinde boyuna kadar inen yaklaşık 10 cm’lik ve boyun sol tarafta yaklaşık 2 cm’lik kesi oluşturacak şekilde, basit tıbbi müdahale ile giderilemez ve yüzde sabit iz oluşturur nitelikte yaraladığı anlaşılmıştır.

2. Sanık aşamalardaki savunmalarında, katılanı bıçakla yaraladığını kabul etmiştir. Görgüye dayalı bilgisi olduğu anlaşılan tanık ……,’nin beyanları dava dosyasında mevcuttur.

3. Kayseri Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 05.09.2016 tarihli adlî muayene raporunda, ” yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığı, yüz sınırları dahilinde tespit edilen yaraların ayrı ayrı yüzde sabit iz niteliğinde olduğu,” belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 01.12.2021 tarihli ve 2021/9848 Esas, 2021/14559 Karar sayılı;
“… Sanığın küçük boyda ve hareket halindeki traktöre bir yandan binmeye çalışırken bir yandan da hamili olduğu bıçağı savurmak suretiyle onu yaraladığı sırada yere düştükten sonra oğlu ve eşinin gelerek onu götürdüklerinin anlaşıldığı olayda, tarafların amca oğlu olup aralarında bir kırgınlık olmakla birlikte öldürmeyi gerektirecek nitelikte bir husumet olmaması, traktörün tarla sürür vaziyette dolayısıyla hedefin hareketli olması, sanığın yarı binili vaziyette rastgele savurduğu bıçağın sanığın yüz ve boyun bölgesine gelmekle birlikte hayati tehlike yaratmayacak nitelikte olması, sayısı ve vurduktan sonra yere düştüklerinde müsait ve imkân olmasına rağmen katılanın beyanına göre bir daha vurmadığı ve ciddi bir engel yokken eylemini sonlandırdığı bu haliyle sanığın dış aleme yansıyan hareketleri karşısında suç kastının yaralama olduğu…” şeklindeki bozma ilâmı içeriğinin sanık savunmaları, katılan ve tanık beyanları ve diğer delillerle uyumlu olması nedeniyle direnme kararı yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle direnme kararı yerinde görülmediğinden Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 01.12.2021 tarihli ve 2021/9848 Esas, 2021/14559 Karar sayılı bozma kararının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,

08.03.2023 tarihinde karar verildi.

(Karşı Oy) (Karşı Oy)

KARŞI OY

Mevcut davada uyuşmazlık konusu olan hukuki sorun sanığın eyleminin yaralama olarak mı, adam öldürmeye teşebbüs olarak mı vasıf kazanacağı yolundadır.

Sanık ve katılan amca çocuğudur. Olay yeri köydür. Sanık evinin arkasında bulunan ancak mülkiyeti başkasına ait arazi bölümünü uzun yıllardır tasarruf etmekte, arsaya çöp dökmekte ve tarımsal ihtiyaçları için kullanmaktadır. Katılan bu araziyi tapu sahibinden kiralamıştır. İşte sanık, bu durumda katılana itiraz etmekte ve belli bir bölümün kendisine eskiden olduğu gibi bırakılmasını istemektedir.

Olay günü, katılan traktörü ile kiraladığı bu araziyi sürmeye gelmiştir. Buna göre sanık elinde bir bıçakla, katılana itiraz ederek gelmiş ve onu boynundan yaralamıştır.

Burada oluş ve delillere göre dikkate alınması zorunlu haller mevcuttur:
1) Olay anında, Katılan traktörün üzerindedir ve traktörü sürmektedir.
2) Sanık, traktörün üzerine çıkmıştır. Bundan sonra hamlesini yapmıştır.
3) Sanık, katılanın boyun ve boğaz bölgesine hamle yapmıştır. Katılanın çene altında 10 cm yüzeysel kesi ve boyun sol yanında 2 cm bıçak yarası vardır. Bu 2 cm’lik kesi “derin kesi” dir.
4) Katılan ve sanık halen traktörün üzerinde olmakla hedef stabil değildir.
5) Bu esnada tanık Resul yetişerek babası olan sanığı tutmuştur.

Kast, sonuçta faili hukuka aykırı eylemle irtibatlandıran psikolojik bir güdülenmeyi ifade eder. Kastı yorumlarken bütünsellik içinde olaya bakılmalıdır.

Mevcut olayda, sanık kendine göre traktörün üzerinde olan yani yüksekte olan katılanın rahatça ulaşabileceği ayağına, baldırına, bacağına hamle yapmamıştır. Zarar verme duygusu bir adım öteye geçmiştir. Traktöre tırmanıp, boynunu kesmeye çalışmıştır. Katılanın direnci, traktör üstündeki mekansal zorluk ve hareket nedeniyle birlikte yere düşme ile sonuçlanan bir hamle vardır. Ardından sanığın kendi

oğlu babasını tutarak “bırakın onu öldüreceğim” diye bağırmaktadır.

Katılanın yaralanma düzeyinin hayati tehlike içermemesi, vücudun başka yerine bıçak hamlesinin devam etmemesi, sanığın bu eyleminin yaralama kastı olduğunu göstermez.

“Kast” kavramı, tüm deliller ve eylemler zinciri ile suçun işlenme yer ve şekli birlikte ele alındığında hukuku, “adam öldürme” suçuna götürür.

Bu gerekçelerle, sanık eyleminin TCK’nin 81 ve 35. maddeler çerçevesinde vasıflandırılması için direnme kararı veren … BAM 1. Ceza Dairesinin kararı doğrultusunda, işlem yapılması gerekirken, eylemin yaralama olduğu yolunda görüş açıklayarak, dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi yolunda karar veren sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz.