YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13967
KARAR NO : 2023/170
KARAR TARİHİ : 30.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, 6136 sayılı Kanun’a aykırılık
KARARLAR : Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiye
Kahramankazan Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2019 tarihli ve 2019/118 Esas, 2019/603 Karar sayılı kararları ile hükümlünün, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükümlerin açıklanması ile hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin netice cezanın türü ve miktarı itibarıyla 5271 sayılı Kanun’un 272 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle 25.09.2019 tarihinde kesinleştiği, hükümlü hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan, 6136 sayılı Kanun’un 15 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2.600,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 18.11.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.10.2022 tarihli ve 2021/12759 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.12.2022 tarihli ve KYB-2022/136546 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.12.2022 tarihli ve KYB-2022/136546 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1) Dosya kapsamına göre, suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçları 25.04.2008 tarihinde işlediği, suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 27.04.2013 tarihinde verilip 07.05.2013 tarihinde kesinleştiği, suça sürüklenen çocuğun 09.01.2016 tarihinde yeniden suç işlediği, zamanaşımının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/8-son cümlesi gereğince 07/05/2013 ila 09/01/2016 tarihleri arasında 2 yıl 8 ay 2 gün süre ile durduğu, deneme süresinde işlenen suç tarihi olan 09/01/2016 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı anlaşılmakla, durma süresi de gözetildiğinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddeleri gereğince 7 yıl 12 aylık kesintili dava zamanaşımı süresinin 27.12.2018 tarihinde dolması nedeniyle, müsnet suçlardan açılan kamu davalarının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesinde,
2) Kabule göre de;
a) Basit yaralama suçu yönünden yapılan incelemede:
Dosya kapsamına göre, Kazan Sulh Ceza Mahkemesince 30.06.2010 tarihli celsede taraflar arasında uzlaşma işlemlerini yürütmek üzere avukat tayini amacıyla Kazan Baro Temsilciliğine yazı yazılmasını müteakip, anılan Baro Temsilciliği tarafından 05.07.2010 tarihli yazı ile Avukat Berrin Tatar uzlaştırmacı olarak görevlendirildiği halde, aynı Mahkemece 09/05/2012 tarihli ara karar ile uzlaştırma hususundaki ara karardan vazgeçilmesine karar verilerek uzlaştırma işlemleri
tamamlanmamış ise de suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı 5237 sayılı Kanun’un 86/2. maddesinde yer alan basit yaralama suçunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değiştirilmeden önceki haliyle de anılan maddenin 253/1-a maddesi gereğince de uzlaşmaya tabi olduğu, somut olayda ise suça sürüklenen çocuğa ve katılana soruşturma veya kovuşturma evresinde usulüne uygun bir uzlaşma teklifi yapılmadığı anlaşılmakla, uzlaştırma işlemleri yapıldıktan sonra sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
b) 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçu yönünden yapılan incelemede:
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 99. maddesinde yer alan “Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar.” şeklindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun’da para cezalarının içtimasının düzenlenmediği gibi doğrudan verilen adli para cezası ve hapisten çevrilen para cezalarının da farklı infaz rejimlerine tabi oldukları nazara alındığında, 6136 sayılı Kanun’un 15/1 ile 5237 sayılı Kanun’un 31/3, 62/1 ve 50/3. maddeleri uyarınca hapisten çevrilen 100 gün karşılığı adli para cezası ile doğrudan verilen 13 gün karşılığı adli para cezasının, günlüğü 20,00 Türk lirasından paraya çevrilmeleri sonucu, 2.000,00 Türk lirası ve 260,00 Türk lirası adli para cezası olarak ayrı ayrı tayin edilmeleri gerekirken, gün karşılığı belirlenen adli para cezaları toplanmak suretiyle sonuç olarak bulunan 113 gün karşılığı adli para cezasının, hesap hatası da yapılmak suretiyle 2.600,00 Türk Lirası adli para cezası olarak tayin edilerek infazda tereddüte neden olacak şekilde suça sürüklenen çocuk hakkında fazla cezaya hükmedilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin;
“Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.”
Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2. Olay günü taraflar arasında çıkan tartışma neticesinde hükümlünün katılanı, Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı … Adlî Tıp Şube Müdürlüğünce tanzim olunan, 28.04.2008 tarihli adlî muayene raporlarında belirtildiği üzere; “ Sol kaş üstünde, sağ göz dış yanda laserasyon, her iki göz altında ekimoz, ödem, sol gözde kanlanma, basit bir tıbbî müdahale ile giderilebilir, hayati tehlikeye neden olmaz.” şeklinde yaraladığı belirlenmiştir.
3. Hükümlüler Mehmet, İlhan, ve …’un, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (e) bendi; hükümlü …’ın, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin
ikinci fıkrası kapsamında kalan yargılama konusu eylemlerini 02.04.2009 tarihinde işledikleri belirlenmiştir.
4. 5237 sayılı Kanun’un Dava zamanaşımı başlıklı 66 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarıının ilgili bölümlerine göre;
“(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;
…,
…,
…,
(e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
Geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada …; on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.”
5. 5237 sayılı Kanun’un Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi başlıklı 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası; “Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.” şeklinde düzenlemeye haizdir.
6. Hükümlü hakkında açılan kamu davalarına konu suçların, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve 6136 sayılı Kanun’un 15 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında bulunduğu ve 5 yıl aylık olağan, 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı sürelerine tabi oldukları belirlenmiştir.
7. Hükümlünün üzerine atılı suçu 25.04.2008 tarihinde işlediği, hükümlünün hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın 17.04.2013 tarihinde verilip 07.05.2013 tarihinde kesinleştiği, hükümlünün 09.01.2016 tarihinde yeniden suç işlediği, suç tarihinde başlayan sürenin 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi gereğince 07.05.2013 ilâ 09.01.2016 tarihleri arasında 2 yıl 8 ay 2 gün süreyle durduğu, deneme süresinde işlenen suç tarihi olan 09.01.2016 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlediği anlaşılmakla; 25.04.2008 tarihinden itibaren durma süresi de gözetildiğinde hükmün açıklandığı 25.09.2019 tarihine kadar 27.12.2018 tarihinde 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, ikinci fıkrası gereğince 7 yıl 12 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle davaların düşürülmesine karar verilmesi gerektiğinden kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Kahramankazan Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2019 tarihli ve 2019/118 Esas, 2019/603 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, hükümlü hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.01.2023 tarihinde karar verildi.