Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/15373 E. 2023/2104 K. 24.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15373
KARAR NO : 2023/2104
KARAR TARİHİ : 24.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.02.2015 tarihli ve 2014/25 Esas, 2015/87 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve

aynı maddenin aynı fıkrasının son cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.02.2015 tarihli ve 2014/25 Esas, 2015/87 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 09.05.2019 tarihli ve 2019/2299 Esas, 2019/10106 Karar sayılı ilâmıyla;
“a) Asliye Ceza Mahkemesince görevsizlik kararı benimsenerek yargılanmaya başlanmış ve devam edilmiş olması karşısında, sanığın yeniden 5271 sayılı CMK’nin 147. ve 191. maddeleri uyarınca sorgusunun yapılması zorunlu olup, CMK’nin 147. ve 191. maddelerindeki hakları hatırlatıldıktan sonra usulüne uygun sorgusu yapılarak karar verilmesi gerekirken hakları hatırlatılmadan sorgusu yapılarak savunma hakkının kısıtlanması,
b) Sanığın silahla yüzde sabit ize neden olacak şekilde kasten yaralama suçunu işlediği olayda, 5237 sayılı TCK’nin 86/1-3-e, 87/1-c maddeleri gereğince belirlenen cezanın 5 yıldan az olması halinde, TCK’nin 87/1-c-son maddesi gereğince cezanın 5 yıla çıkartılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında eksik ceza tayini,
c) Tarafların aşamalardaki beyanları ve alınan doktor raporlarına göre sanık ile müştekinin karşılıklı olarak birbirlerine hakaret etmeleri ve yaralamaları şeklinde gerçekleşen olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238-2002/367 sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin tespit edilememesi durumunda sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
d) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/133 ve 2017/247 tarihli kararlarında belirtildiği şekilde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesi hükmü gereğince ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede ve görevsizlik kararında gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
e) Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 86/1 ve 86/3-e maddeleri uyarınca hükmolunan “1 yıl 6 ay” hapis cezası üzerinden, TCK’nin 87/1-c maddesi gereğince bir kat artırım yapıldığında cezanın “2 yıl 12 ay” hapis cezası yerine “3 yıl” hapis cezası olarak belirlenmesi,”

Nedenleriyle bozulmasına ve 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına karar verilmiştir.

3. Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.09.2019 tarihli ve 2019/237 Esas, 2013/363 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve aynı maddenin aynı fıkrasının son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4. Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.09.2019 tarihli ve 2019/237 Esas, 2013/363 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 12.03.2020 tarihli ve 2020/2146 Esas, 2020/5055 Karar sayılı ilâmıyla;

“a) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/133 ve 2017/247 tarihli kararlarında belirtildiği şekilde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesi hükmü gereğince ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede ve görevsizlik kararında gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
b) Mahalli mahkemece 09.05.2019 tarih, 2019/2299 Esas ve 2019/10106 Karar sayılı ilamında “2 yıl 6 ay” hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesine ve Dairemizce hükmün sanığın kazanılmış hakkının saklı tutularak bozulmasına karşın, bozmadan önceki hükümde sanık hakkında hükmolunan “2 yıl 6 ay” hapis cezasına karar verildiği halde, bozmadan sonraki hükümde “2 yıl 13 ay 15 gün” hapis cezasına mahkum edilerek sanığın kazanılmış hakkına dikkat edilmemesi suretiyle 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesine aykırı davranılması,
c) Kabule göre; sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 871/c-son ve 29. maddeleri uyarınca hükmolunan “3 yıl 9 ay” hapis cezası üzerinden, TCK’nin 62. maddesi uyarınca (1/6) oranında indirim yapıldığında sonuç cezanın “3 yıl 1 ay 15 gün” yerine “2 yıl 13 ay 15 gün” olarak hatalı hesaplanması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,”
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

5. Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.02.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/31 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve aynı maddenin aynı fıkrasının son cümlesi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, ancak 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle neticeten hükmolunan 2 yıl 6 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
1. Sanığın eyleminin meşru müdafaa kapsamında kaldığına,
2. Sanığın kullandığı dal parçasının silah niteliğinin bulunmadığına,
3. Sanığın belirlenen cezasından haksız tahrik nedeniyle yapılan indirim miktarının eksik olduğuna,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay günü sanığın, husumetli olduğu eniştesi inceleme dışı …’in kardeşi olan katılan ile durakta karşılaştığı, aralarında başlayan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, tanıklar … ve …’nün anlatımlarına göre sanığın sopa ile katılana vurması ile yüzünde sabit iz oluştuğu anlaşılmıştır.

2. Sanığın, üzerine atılı suçlamayı tevil yollu ikrar ettiği belirlenmekle, katılan aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımlarda bulunmuştur.

3. Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak; Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu tarafından tanzim olunan 24.10.2014 tarihli adlî muayene raporunda özetle; sol kaşı üzerinde saçlı deriye doğru uzanan 5 cm.’lik kesi olduğu, alnının ortasında yüzeyel sıyrık olduğu, sol dirseğinde darbeye bağlı 2×2 cm.’lik kızarıklık şeklinde yaralanma tarif edildiği, yaralanmanın yüzde sabit niteliğinde olduğu görüşü bildirilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Meşru Savunma Yönünden
Dosya kapsamına göre katılanın, sanığa vurarak onu yaraladığına dair herhangi bir adlî muayene raporunun tanzim olunmadığı ve Mahkemece “ilk haksız hareketin kimden geldiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği” gerekçesiyle sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği asgari oranda (1/4) haksız tahrik indirimi uygulandığı gözetildiğinde meşru savunma hükmünün uygulanması için ilk hareketin mağdur tarafından gerçekleştirilmesi zorunluluğu ve saldırı ile savunmada orantılılık ilkelerinin somut olayda bulunmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Silah Artırımı Yönünden
Sanığın eylemini 5237 sayılı Kanun’un, “Tanımlar” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin dördüncü cümlesinde yer alan; “Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,” kapsamında silahtan sayılan sopa ile gerçekleştirdiği belirlenmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Haksız Tahrik Yönünden
Mahkemece, ilk haksız hareketin kimden geldiğinin kesin olarak belirlenememesi sebebiyle şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.10.2002 tarihli ve 2002/4-238 Esas, 2002/367 Karar sayılı içtihadı ile Yargıtay Ceza Dairelerinin bu kararla uyumlu yerleşik ve süreklilik gösteren uygulamaları ile uyumlu şekilde sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği asgari oranda (1/4) haksız tahrik indirimi uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

D. Vesair Yönünden
1. Gerekçeli karar başlığında katılanın kimlik bilgilerine yer verilmemiş ise de bu husus mahallinde giderilebilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.

2. Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (e) bendine göre belirlenen “1 yıl 6 ay” hapis cezası miktarının, aynı Kanun’un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca (1) kat artırılması suretiyle belirlenmesi gereken ceza miktarı “2 yıl 12 ay” hapis cezası iken hesap hatası neticesinde “3 yıl” hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini, sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Pınarhisar Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.02.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/31 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.04.2023 tarihinde karar verildi.