Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/1952 E. 2023/6677 K. 31.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1952
KARAR NO : 2023/6677
KARAR TARİHİ : 31.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2072 E., 2019/434 K.
SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs,
6136 sayılı Kanun’a muhalefet, silahla tehdit
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanıklar … ve … hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından verilen beraat; … Hakkında katılanlar … ve …’e yönelik silahla tehdit suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri yönünden, hükmolunan cezaların türü ve miktarı da gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu, katılan sanık …’a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçu yönünden …’ın 28.10.2013 tarihli duruşmada şikayetçi olmadığını belirterek kamu davasına katılmadığı, temyiz eden katılanlar …, … ve … vekilinin bu suç yönünden temyize hak ve yetkilerinin bulunmadığı anlaşıldığından bu suçlar yönünden temyiz istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmekle sanıklar müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar vermekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.04.2018 tarihli ve 2013/138 Esas, 2018/127 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Sanıklar …, …, … ve … haklarında …’a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.

b) Sanıklar …, …, … ve … haklarında maktule yönelik kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesi delaleti ile 81 … maddesinin birinci fıkrası, 266 ncı maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

c) Sanıklar … ve … hakkında silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 266 ncı maddesi, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi uyarınca 1’er yıl 29’ar ay 20’şer gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 21.02.2019 tarihli ve 2018/2072 Esas, 2019/434 Karar sayılı kararı ile;
a) Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

b) Sanıklar …, … yönünden istinaf başvurularının ayrı ayrı beraatlerine karar verilmek suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafiinin temyiz istemleri; sübuta, eksik inceleme ve hatalı kabule, beraat hükmü verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Katılanlar vekilinin temyiz istemleri; eksik incelemeye, delillerin hatalı değerlendirildiğine, sanıklar … ve … hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Siirt ili Pervari ilçesine bağlı ………., Köyü ile… Köyü arasında arazi anlaşmazlığı yüzünden süregelen husumet bulunduğu, suç tarihinde saat 23.00 sıralarında yaylada hayvanlarını otlatmakta olan Belenoluk Köyünden katılanlar … ve …’ın bulunduğu yere … Köyünden kimliği tespit edilemeyen bir kısım şahısların gelerek katılanları ve sürüyü kendi arazileri olduğunu düşündükleri yerden silah zoru ile sürdükleri, katılanların kendilerini öldüreceklerini düşünerek yaya intikal sırasında ara mesafeyi açarak fırsattan istifade kaçmaları üzerine havaya ateş etmek suretiyle silahla tehdit suçunu işledikleri, bu olay nedeniyle sanıklar … ve … hakkında silahla tehdit suçundan mahkûmiyet hükümleri verildiği, aynı gece… Köyü içinde çobanlarının kaçırıldığı ve sürünün yağmalandığı yönünde çıkan haberler nedeniyle içlerinde maktulün ve tanık …’in de bulunduğu sabit olan köy korucularından oluşan bir grubun sürüye bakmak için Kato Dağı eteklerine çıktıkları esnada maktulün bulunduğu noktaya … namlulu silahlarla ateş edildiği ve maktulün boyun bölgesinden isabet alarak otopsi bulgularına göre mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı gelişen iç ve dış kanama neticesinde olay yerinde hayatını kaybettiği, … Köyünden sanık …’ın kolundan sanık …’un da kalçasından ateşli silah mermi çekirdeği ile basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandıkları, yapılan araştırma ve tespitlere göre olay gecesinde her hangi bir terör olayı ve operasyonun olmadığı, karakol komutanı tanık …’nin iki köyün tüm korucularını karakola çağırdığı, korucuların büyük bir kısmının daha güneş doğmadan sabaha yakın karakolda oldukları, ancak bir kısmının geç kaldıkları, tüm korucuların el ve yüz svaplarının alındığı, buna ilişkin düzenlenen dosyada bulunan el ve yüz svaplarına ilişkin 13.08.2010 tarihli ekspertiz raporuna göre; …, … ve maktul …’in el ve yüz svaplarında atış artığının tespit edildiği, bu nedenle bu kişilerin çatışmaya girdiğinin sabit olduğu yine … ve …’un da çatışmaya girdiklerinin meydana gelen yaralanmalarına göre sabit olduğu, böylece sanıklar …, …, … ve …’un iştirak halinde hareket ederek maktul …’i kasten öldürdükleri anlaşıldığından sanıkların eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.

2. Sanık savunmaları, katılan ve tanık beyanları, uzmanlık raporları, olay yeri inceleme raporu ve krokisi, ölü muayenesi, otopsi ve adli tıp raporları, HTS raporları, güncel nüfus ve adli sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar … ve … yönünden maktule yönelik kasten öldürme suçunu işlediklerine dair cezalandırılmalarını gerektirir her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delilin bulunmaması nedeniyle mahkûmiyet hükümleri kurulmasının kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile hükümlerin bozularak beraat kararı verilmesi mümkün olduğundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince sanıkların ayrı ayrı beraatine ibaresinin eklenmesine karar verilmek suretiyle düzeltilen hükümlerin esastan reddine; diğer sanıklar yönünden İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, bir isabetsizlik bulunmadığından ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar … ve … yönünden maktule yönelik kasten öldürme suçunu işlediklerine dair cezalandırılmalarını gerektirir her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delilin bulunmaması nedeniyle mahkûmiyet hükümleri kurulmasının kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile hükümlerin bozularak beraat kararı verilmesi mümkün olduğundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi neticesinde sanıkların ayrı ayrı beraatine ibaresinin eklenmesine karar verilmek suretiyle düzeltilen hükümlerin esastan reddine karar verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.05.2022 tarihli, 2022/359 Esas, 2019/87307 Karar sayılı ”Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip suçun manevi unsuru bakımından farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun’un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen ve eylemi sabit görülen sanığın kastının bulunmadığından bahisle beraatine karar verebileceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.” şeklindeki kararı da gözetildiğinde tebliğnamede belirtilen 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2 nci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği görüşüne iştirak edilmemiştir.

A.Sanıklar Müdafiinin Sübuta, Eksik İnceleme ve Hatalı Kabule, Beraat Hükmü Verilmesi Gerektiğine Yönelen Temyiz Sebepleri Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiğinin anlaşıldığı, sanığın aşamalarda ikrar içeren beyanları, müşteki anlatımları ve adli tıp raporları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın eyleminin sübuta ermesi nedeniyle hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B.Katılanlar Vekilinin Eksik İncelemeye, Delillerin Hatalı Değerlendirildiğine, Sanıklar … ve … Hakkında Verilen Mahkûmiyet Hükümlerinin Usul ve Yasaya Aykırı Olduğuna İlişkin Temyiz İstemleri Yönünden;
Eyleme uyan suç vasfı ile yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, dosya kapsamında elde edilen delillerin yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, anlaşıldığından anılan temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
A. Sanıklar … Hakkında 6136 Sayılı Kanun’a Muhalefet Suçundan Verilen ve Sanıklar … ve … Hakkında Katılanlar … ve …’e Yönelik Silahla Tehdit Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden;
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 21.02.2019 tarihli ve 2018/2072 Esas, 2019/434 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafilerinin, katılanlar ve katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ve 298 … maddeleri uyarınca, Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle REDDİNE,

B. Maktul …’e Yönelik Kasten Öldürme Suçundan Sanıklar … ve … Hakkında Verilen Beraat; … ve … Hakkında Verilen Mahkûmiyet, Sanıklar …, …, …, …, …, …’un Katılanlara Yönelik Kasten Öldürmeye Teşebbüs, Nitelikli Yağma, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Verilen Beraat Hükümleri Yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 21.02.2019 tarihli ve 2018/2072 Esas, 2019/434 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesi neticesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

31.10.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Siirt ili Pervari ilçesine bağlı … köyü ile… köyü arasında arazi anlaşmazlığı yüzünden süregelen husumet bulunduğu, suç tarihinde saat 23.00 sıralarında yaylada hayvanlarını otlatmakta olan Belenoluk köyünden katılanlar … ve …’ın bulunduğu yere … Köyünden kimliği tespit edilemeyen bir kısım şahısların gelerek katılanları ve sürüyü kendi arazileri olduğunu düşündükleri yerden silah zoru ile sürdükleri, katılanların kendilerini öldüreceklerini düşünerek yaya intikal sırasında ara mesafeyi açarak fırsattan istifade kaçmaları üzerine havaya ateş etmek suretiyle silahla tehdit suçunu işledikleri, bu olay nedeniyle sanıklar … ve … hakkında silahla tehdit suçundan mahkûmiyet hükümleri verildiği, aynı gece… köyü içinde çobanlarının kaçırıldığı ve sürünün yağmalandığı yönünde çıkan haberler nedeniyle içlerinde maktulün ve tanık …’in de bulunduğu sabit olan köy korucularından oluşan bir grubun sürüye bakmak için Kato Dağı eteklerine çıktıkları esnada maktulün bulunduğu noktaya … namlulu silahlarla ateş edildiği ve maktulün boyun bölgesinden isabet alarak otopsi bulgularına göre mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı gelişen iç ve dış kanama neticesinde olay yerinde hayatını kaybettiği, … köyünden sanık …’ın kolundan sanık …’un da kalçasından ateşli silah mermi çekirdeği ile basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandıkları, yapılan araştırma ve tespitlere göre olay gecesinde her hangi bir terör olayı ve operasyonun olmadığı, karakol komutanı tanık …’nin iki köyün tüm korucularını karakola çağırdığı, korucuların büyük bir kısmının daha güneş doğmadan sabaha yakın karakolda oldukları, ancak bir kısmının geç kaldıkları, tüm korucuların el ve yüz svaplarının alındığı, buna ilişkin düzenlenen dosyada bulunan el ve yüz svaplarına ilişkin 13.08.2010 tarihli ekspertiz raporuna göre; …, … ve maktul …’in el ve yüz svaplarında atış artığının tespit edildiği, bu nedenle bu kişilerin çatışmaya girdiğinin sabit olduğu, yine … ve …’un da çatışmaya girdiklerinin meydana gelen yaralanmalarına göre sabit olduğu, böylece sanıklar …, …, … ve …’un iştirak halinde hareket ederek maktul …’i kasten öldürdükleri anlaşıldığından sanıkların eylemlerine uyan TCK’nin 81 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
08.03.2018 gün ve saat 16.00 da tutulan araştırma tutanağına göre maktul …’in ölü olarak bulunduğu 2276 rakımlı Katu Tepenin kuzeybatısında bulunan Beslik Deresi ile 1950 rakımlı………., Tepe arasında kuş uçuşu 3500 metre mesafe olduğu,
Sanıklar … ve … dosyadaki tüm savunmalarında maktul …’e ateş etmediklerini, hiç kimseyi vurmadıklarını savunmalarına karşılık bu sanıkların aleyhine maktule yönelik atış yaptıklarına dair aleyhe hiçbir beyan bulunmadığı, bu sanıkların Belenoluk koruyucuları olup maktulün hayatını kaybettiği Katu Dağı ile Belenoluk köyü arasında 10 km mesafe olduğu, olayın gece saatlerinde meydana geldiği, her iki köy arasında çıkan çatışmaya her iki köyün koruyucuları dahil birçok kişinin katıldıkları, çatışmaların sabah saatlerine kadar devam ettiği, izli mermilerin karşılıklı olarak gidip geldiği, maktul …’in vurulduğu yer belli olmasına rağmen maktulün hangi zaman diliminde ve kim tarafından vurulduğunun belirlenemediği, buna karşılık sanıklar … ve…’in de nerelerde de kimler tarafından hangi zaman dilimlerinde vurulduklarınında belirlenemediği, sanık … … köyü çıkışında Göltepe mevkisinde vurulduğunu, maktulün vurulduğunu öğrendiği yere ise buradan yaya 3 saatte ulaşılabileceğini ve hiç bir şahsa ateş etmediğini savunduğu,
Ayrıca maktulün sanıklar … ve…’in bu çatışmalara katılmadan önce mi, sonra mı vurulduklarınında belirlenemediği, yine sanıklar … ve… ile maktulün birbirlerini vurabilecek kadar yaklaşmadıklarının, sanıklarla beraber hareket eden şahıslarında maktule yaklaşıp yaklaşamadıklarınında belirlenemediği, her iki köyden kaç kişinin birbirlerine silahlarla karşılık verdiklerinin belli olmadığı, sanıklar … ve…’in hangi sanıklarla beraber hareket ettiklerinin belli olmadığı, sanıkların svaplarında atış artıklarına rastlanmadığı, sanıkların silahlarından çıkan boş kovanların bulunamadığı, maktulün silahından atılan 20 mermi dışında bulunan 5 adet kovanında hangi silahtan çıktığının tespit edilemediği, başka bir yerde bulunan sanık …’in silahından çıkan 9 kovanında maktulü vurabilecek durumda olmadığı, maktule isabet eden atışın kimin tarafından yapıldığının belli olmadığı,
Sanıklar … ve…’in karşı taraftan yapılan atışlar sonucunda yaralandıkları, yapılan yargılamada yaralanmış olan bu sanıklar dışında … köyüne mensup olup suçlanan …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, maktulün öldürülmesinden sorumlu tutulmadığı, bu sanıkların çatışmada yaralanmış olmalarının maktulün öldürülmesinden sorumlu tutulmasını gerektirmediği, çok geniş bir alanda ve sayıları tespit edilemeyen iki köy arasındaki şahıslar arasında meydana gelen bu çatışmalarda maktulün öldürülmesinden bu sanıkların sorumlu tutulmasının doğru olmadığı, yukarıda belirtildiği üzere dava konusu sanıkların yaralanıp hastaneye kaldırılmalarından sonra maktulün öldürülmesi hâlinde bu sanıkların sorumlu tutulmalarının zaten mümkün olmadığı, yine bu sanıklar maktulden farklı bir bölgede bulunmaları, maktule isabet kaydedebilecek bir yerlerde bulunmamaları durumunda sanıkların oturdukları … köylüleri ve koruyucularıyla olayın başlangıcında zaten bir araya gelip suçları işlemek için anlaşmaları, iştirak iradesi içerisinde hareket etmeleri söz konusu olmadığı gibi, her bir sanık kendi iradesiyle başlı başına karşı taraftan hem kendilerine hem de köylerine doğru yapılan saldırılara karşılık Köy Korucuları Yönetmeliğinin 10 uncu maddesinin verdiği yetkiye dayanarak silah kullanmak üzere hareket etmiş olabileceklerinin kabulü gerektiği,
Dolayısıyla bu sanıkların maktule yönelik öldürmek suçundan delil yetersizliğinden CMK’nin 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmesi gerektiği gibi,
Sanıkların maktülün öldürülmesi eylemine katıldıklarının kabulü halinde ise ayrıca karşılıklı çatışmalarda kendilerini korumak amacıyla silah kullanması da söz konusu olduğundan TCK’nin 25 … maddesindeki meşru müdafaa ve TCK’nin 27 nci maddesinin tatbikinin söz konusu olmaması durumunda ise bu kez TCK’nin 29 uncu maddesi kapsamında karşılıklı haksız tahrikler söz konusu olduğundan tahrik indirimi yapılması gerektiğinin değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim.