YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9642
KARAR NO : 2023/197
KARAR TARİHİ : 31.01.2023
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Nazilli Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.09.2019 tarihli ve 2019/25 Esas, 2019/231 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.07.2020 tarihli ve 2020/94 Esas, 2020/1052 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
1. Sanığın öldürme kastıyla hareket etmediği dikkate alınmadığından suç vasfının hatalı belirlendiğine,
2. Sanığın eylemini, 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında meşru savunma koşulları altında gerçekleştirdiğine,
3. Olayda 5237 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği meşru savunmada sınırın aşılması koşullarının oluştuğuna
4. Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca teşebbüs indiriminin alt sınıra yakın uygulanması gerektiğine,
5. Sanık lehine haksız tahrik indiriminin en üst sınırdan uygulanması gerektiğine,
6. Hüküm kurulurken takdîri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Tarafların 31.08.2018 tarihinde araba satımı hakkında konuşmak üzere buluştukları, sanık …’in katılan …’a yönelik “Arabaya bin o.. ç…” demek suretiyle, katılan …’ın ise sanık
…’e “Senin o hamile olan eşini s… s… öldürürüm, 8 yaşındaki kızını, ananı avradını sinkaf ederim.” demek suretiyle hakaret ettiği, tarafların birbirine karşılıklı olarak hakaret ve küfürleşmede bulundukları, gerilen ortam sırasında sanığın cebinden çıkardığı ve yargılama aşamasında tespit edilemeyen bıçak ile katılan …’ı bıçakladığı, bu yaralanma sebebiyle katılanın hayatî tehlike geçirdiği, müşteki sanık …’ın almış olduğu yara ile birlikte kahveye doğru koştuğu, sanığın eylemine devam ettirmek amacıyla…’ı kovaladığı, kahvede bulunan kişilerin araya girmesi nedeniyle sanığın elindeki bıçak ile olay yerinden ayrıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık üzerine atılı suçlamayı ikrar etmiştir.
3. Katılan aşamalarda istikrarlı beyanda bulunmuştur.
4. Tanıklar …, …, …’in beyanları dava dosyasında bulunmaktadır.
5. … Devlet Hastanesi’nin 05.12.2018 tarihli raporunda, katılanın “sol akciğerde ve interkostal arterde yaralanmaya ve iç kanamaya neden olan yaralanmanın şahsın yaşamını tehlikeye soktuğu, basit tıbbî müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı,” şeklinde görüş açıklandığı görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı; ancak ceza miktarının belirlenmesine ilişkin olarak sanığın katılanı sol akciğerde ve interkostal arterde yaralanmaya ve iç kanamaya neden olacak şekilde yaraladığı anlaşılan olayda, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre teşebbüs nedeniyle 9 ila 15 yıl arasında hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile yapılan uygulama sırasında makul bir ceza tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hapis cezası tayin edilerek eksik cezaya hükmolunması, aleyhe istinaf istemi bulunmadığından duruşma açılması ve davanın yeniden görülmesi nedeni yapılmamıştır.
IV. GEREKÇE
A. Suç Vasfı
Mahkemece suç vasfının tayin ve tespitine ilişkin, denetime imkân verir şekilde değerlendirme yapıldığı, sanığın bıçağı katılanın öldürücü bölgesi olan kalbine yakın bir yere hedef aldığı ve yaralanması neticesinde dosya kapsamında bulunan doktor raporlarından açıkça anlaşıldığı üzere hayatî tehlike geçirilmesine sebebiyet verip öldürücü nitelikte olduğu, hedef alınan bölgenin ölüme sebebiyet verebilecek bir bölge olduğu, sanığın eylemine devam etmeye çalıştığı, ancak mağdurun kaçması ve kahvede bulunan kişilerin engellemesi nedeniyle eylemine devam edemediği, rızası ile eylemini sonlandırdığını gösterir herhangi bir emareye rastlanmadığı, sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğu anlaşılmakla, sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Meşru Savunma
Katılan ile aralarında çıkan tartışma esnasında sanığın orantılı olmayacak şekilde bıçakla mağduru yaralaması karşısında sanık lehine meşru savunma koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Teşebbüs Derecesi
Sanığın eylemi neticesinde katılanın, Olay ve Olgular başlığı altında (5) numaralı bentte ayrıntılarına yer verilen raporda tarif edilen şekillerde yaralandığı belirtilmekle, sanığın teşebbüs aşamasında kalan eylemi için 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yapılan uygulama sırasında makul bir ceza tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulmasında isabetsizlik görülmüş ise de, bölge adliye mahkemesinin kararı yerinde görüldüğünden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Haksız Tahrik
Katılan ve yanında bulunan tanık …’in sanıktan şantaj suretiyle haksız para temin etmeye çalıştıkları, bir miktar menfaat temin ettikten sonra daha fazla menfaat temini için sanığa ait aracı satmak için buluştukları, bu sırada arada meydana gelen tartışma nedeniyle sanığın mağdura yönelik eylemini gerçekleştirdiği, tüm bu hususlar sanık lehine haksız tahrik olabilecek nitelikte olduğu göz önüne alınarak, sanık lehine haksız tahrik koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
E. Takdîri İndirim
Sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, eyleminden dolayı pişmanlığını ifade etme yönünde söz ve tavırlar sergilememesi, yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşmaması yargılamaya olumlu bir katkısı bulunmaması ve takdîri indirim sebeplerini öngören düzenlemenin yasal bir atıfet maddesi olmayışı nazara alınarak 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.07.2020 tarihli ve 2020/94 Esas, 2020/1052 Karar sayılı kararında öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Nazilli Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
31.01.2023 tarihinde karar verildi.