YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/2864
KARAR NO : 2023/1835
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
KARAR : Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet
… 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2016 tarihli ve 2016/444 Esas, 2016/580 Karar sayılı kararı ile hükümlünün, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin netice cezanın türü ve miktarı itibarıyla 5271 sayılı Kanun’un 272 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle 08.09.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.02.2023 tarihli ve 2022/31665 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2023 tarihli ve KYB-2023/20474 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2023 tarihli ve KYB-2023/20474 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5237 sayılı Kanun’un 73/4. maddesinde yer alan ‘Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz’ ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan ‘Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir’ şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,
Somut olayda müştekinin 08.10.2012 tarihli celsede şikayetçi olmadığını beyan ettiği ve sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul etmediğine dair bir beyanının da bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında takibi şikayete bağlı kasten yaralama suçuna ilişkin düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin;
“Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.”
Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un, “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar” başlıklı 73 üncü maddesinin birinci fıkrası ve aynı maddenin dördüncü fıkrası;
“(1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
…
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.”
5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası;
“(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine,…”
Şeklinde düzenlenmiştir.
2. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; hükümlünün yargılama konusu eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kaldığı ve aynı Kanun’un 73 üncü maddesi uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlardan olduğu, mağdurun 08.10.2012 tarihli oturumda şikâyetçi olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
3. Hükümlü hakkında açılan kamu davasına konu suçun, şikâyete tabi olması ve mağdurun şikâyetçi olmaması nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi gerektiği dikkate alınmadan hükümlünün mahkûmiyetine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2016 tarihli ve 2016/444 Esas, 2016/580 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, hükümlü hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun’un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası delâletiyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği şikâyetten vazgeçme nedeniyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.