YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/8251
KARAR NO : 2024/650
KARAR TARİHİ : 05.02.2024
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
… Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 05.08.2020 tarihli ve 2020/25287 Soruşturma, 2020/17880 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının yeni delil ortaya çıktığından bahisle kaldırılması talebinin reddine dair merci … 4. Sulh Ceza Hakimliğinin, 01.05.2022 tarihli ve 2022/2086 Değişik … sayılı kararının kesin olarak verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.09.2023 tarihli ve 2022/17099 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.10.2023 tarihli ve KYB-2023/104190 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.10.2023 tarihli ve KYB-2023/104190 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, olay tarihinde müşteki … Kaplan ile kardeşi … Kaplan’ın yolda yürüdükleri esnada şüphelinin …’nın pantolonunun arka cebinde bulunan telefonu çekip almak suretiyle hırsızladığı esnada, müşteki …’in olayı fark etmesi üzerine şüpheliyi durdurmak için tişörtünden tuttuğu, şüphelinin durmayarak koşmaya devam etmesi üzerine müşteki …’in 10-15 metre sürüklenmesi sonucu yaralandığı olayda şüphelinin müşteki …’ya karşı işlemiş olduğu hırsızlık eylemi ile müşteki …’e karşı işlemiş olduğu yaralama eylemine ilişkin … Cumhuriyet Başsavcılığınca ayrı ayrı soruşturmaların yürütüldüğü, yaralama suçunun uzlaşma kapsamında olmasından dolayı taraflara uzlaşma teklif edilmesi üzerine taraflar arasında uzlaşmanın sağlanmış olması nedeniyle … Cumhuriyet Başsavcılığınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/19. maddesi gereğince verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmakla, diğer taraftan şüpheli hakkında hırsızlık suçundan … Cumhuriyet Başsavcılığının 30.06.2020 tarihli ve 2020/23352 soruşturma, 2020/5894 esas, 2020/4046 sayılı iddianamesiyle açılan kamu davası sonunda, sanığın üzerine atılı elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle hırsızlığa teşebbüs suçundan mahkumiyetine dair verilen … 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.09.2020 tarihli ve 2020/250 esas, 2020/397 sayılı kararına karşı yapılan istinaf talebi üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesinin 24.05.2021 tarihli ve 2020/1652 esas, 2021/1140 sayılı kararıyla sanık … hakkında verilen hükme atfen ‘…sanığın hırsızlık eylemi tamamlanmadan …’in yaralanmasına neden olmakla sanığın eyleminin bir bütün olarak yağmaya teşebbüs suçunu oluşturmasına karşın Cumhuriyet Savcılığı tarafından nitelikli hırsızlık ve yaralama şeklinde iki eylem olduğu belirtilerek ayırma kararı verildiği ve …’e yönelen eylem ile ilgili olarak uyap kayıtlarından uzlaşma nedeniyle takipsizlik kararı verildiği anlaşılmış ise de, eylem bir bütün olarak yağma suçunu oluşturduğundan öncelikle takipsizlik kararının kesinleşip kesinleşmediği belirlenip kesinleşmemiş ise bu hususta gerekli itiraz yollarına başvurularak takipsizlik kararının kaldırılması, sanığın …’e yönelik eylemi nedeniyle yaralama suçundan kamu davası açılması sağlanıp somut dosyanın bu dosya ile birleştirildikten sonra yağma suçu nedeniyle Ağır Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı olduğundan istinaf nedenleri yerinde görülmekle CMK’nun 280/1-e maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA…’ şeklinde vermiş olduğu kararı nazara alındığında, elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle hırsızlığa teşebbüs suçundan yapılan yargılama sonunda ortaya çıkan bu durumun yeni delil olduğu gözetilerek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172/2. maddesi uyarınca talebin kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, hâkim veya mahkeme tarafından verilen, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin hukuka ayrılıkların giderilmesi için, kural olarak Adalet Bakanlığı, istisnai durumlarda da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından başvurulan olağanüstü kanun yollarından birisidir.
5271 sayılı Kanun’da önce itiraz, istinaf ve temyiz olmak üzere olağan kanun yolları düzenlendikten sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, kanun yararına bozma, yargılamanın yenilenmesi olmak üzere olağanüstü kanun yolları düzenlenmiştir. Henüz kesinleşmemiş olup olağan kanun yolunun açık olduğu karar veya hükümlere yönelik olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma yoluna başvurulamaz. Ancak verildiği anda kesin olan veya olağan kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşen karar veya hükümlere yönelik anılan kanun yoluna başvurulabilir.
2. 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.” şeklindeki düzenleme ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, yeni bir delil meydana çıkmadan Cumhuriyet savcısınca kendiliğinden kamu davası açılamayacağı hüküm altına alınmış, ancak 06.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 680 sayılı KHK ile ayrıca, elde edilen yeni delilin kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte olması ve sulh ceza hâkimliğince bu konuda bir karar verilmesi şartlarına bağlanmıştır.
3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde, … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 05.08.2020 tarihli ve 2020/25287 Soruşturma, 2020/17880 Karar sayılı kararı ile şüpheli hakkında kasten yaralama suçundan, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinden sonra … Cumhuriyet Başsavcılığınca 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yeni delil elde edildiğinden bahisle anılan kararın kaldırılmasının talep edildiği, … 4. Sulh Ceza Hakimliğince talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
4. 5271 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.” şeklindeki düzenleme gereği … 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında verdiği kararın, itiraz yoluna tabi olması nedeniyle henüz kesinleşmediği, Cumhuriyet Başsavcılığınca 24.05.2022 tarihli yazı ile anılan karara yönelik kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için ihbarda bulunulduğu belirlenmekle, 5271 sayılı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan; “(1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz. (2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir.” şeklindeki düzenleme gereği anılan karara yönelik Cumhuriyet savcısının itirazının incelenmesi için dosyanın itiraz merciine gönderilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
5. İnceleme konusu karara yönelik itiraz incelemesi yapılmadan anılan kararın olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, bu aşamada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.02.2024 tarihinde karar verildi.