YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10726
KARAR NO : 2006/12520
KARAR TARİHİ : 13.12.2006
MAHKEMESİ : KEMALPAŞA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/05/2005
NUMARASI : 2002/976-175
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kök miras bırakan M..K..tan kalan taşınmazın müşterek miras bırakan K…K.. tarafından davalıya noter satış senedi ile satıldığını ve kadastroda ..parsel numarasıyla davalı adına tespit ve tescil edildiğini, hem velayet hakkının kötüye kullanıldığını hem de mirastan mal kaçırmak amacıyla hareket ettiğini ileri sürerek payları oranında iptal tescil istemişlerdir.
Davalı, hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazı bedel karşılığı satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı bulunduğu gerekçesiyle davacıların payları oranında iptal tescile karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, tarafların ortak miras bırakanı anneleri Knin, kendisinden önce ölen kocası ’dan intikal eden tapusuz taşınmazdaki ¼ payı ile birlikte, davacı çocuklarına intikal eden miras paylarını kendisine asaleten, davacılara velayeten olmak üzere 1.7.1960 tarihli noter senediyle davalı oğluna satarak zilyetliğini devrettiği, anılan taşınmazın kadastro tespitinde de ..parsel numarasıyla senetsizden davalı adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, söz konusu temlikteki annelerine ait payın muris muvazaası hukuksal nedeniyle illetli bulunduğunu, kendi paylarının ise velayet görevinin kötüye kullanılması suretiyle devredildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır.
Mahkemece, muris muvazaası yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, velayet görevinin kötüye kullanılması bakımından ise bir hüküm kurulmamıştır.
Bilindiği üzere tapusuz taşınmazlar menkul mal hükmünde olup, zilyetlikten ibaret hakkın devri hiçbir şekil şartına bağlı bulunmadığından, muris muvazaası yönünden olayda 1.4.1974 tarih ve ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri yoktur
Velayet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasına dayalı isteğin ise 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. kitabının 2. kısmının 7. ayırım başlığını taşıyan “ Çocuk Malları “ ile ilgili bölümünde yer alan ( T.M.K. nun 352 ila 363. maddeleri ) düzenlemelerden kaynaklandığı açıktır. Bu tür iddialarla açılan davaların 18.1.2003 tarihinde yayınlanıp aynı tarihte yürürlüğe giren 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Yasa’nın 4. maddesi hükmüne göre Aile Mahkemelerince çözüme kavuşturulacağı kuşkusuzdur. Görev, kamu düzeniyle ilgili olup mahkemece re’sen gözetilmesi gerekli bir usul kuralıdır.
Hal böyle olunca, muris muvazaasına dayalı davanın reddedilmesi ; velayet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklanan dava bakımından ise görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Tarafların bu yönlere değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,13.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.