YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10849
KARAR NO : 2006/12610
KARAR TARİHİ : 14.12.2006
MAHKEMESİ : KEMALPAŞA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/05/2005
NUMARASI : 2004/7-176
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, reşit olmadıkları dönemde kök miras bırakan babaları M.dan intikal eden tapulu taşınmazın, miras bırakan anneleri tarafından kendine asaleten küçük çocuklarına velayeten “satış” şeklinde davalıya temlik edildiğini, yapılan işlemin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, taşınmazın bilahare . ada . parsel olarak kadastro ile davalı adına tescil edildiğini ileri sürüp, tapu iptali ve miras payları oranında tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, iddiaların doğru olmadığını, çekişmeli taşınmazı ortak miras bırakandan ve diğer satıcılardan 1960 yılında satın alarak, üzerine bina yaptığını, yapılan işlemin gerçek satış olup, bedelini ödediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muvazaa olgusu sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; tarafların ortak miras bırakanı anneleri Kamile’nin kendisinden önce ölen kocası M..dan intikal eden 1/4 payı ile birlikte, davacılara babaları M…dan intikal eden miras paylarını, 14.10.1960 tarihli akitle kendisine asaleten, davacılara velayeten davalıya “satış” yoluyla temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, sözkonusu temlikteki annelerine ait payın temlikinin muris muvazaası hukuksal nedeniyle illetli bulunduğunu, kendi paylarının ise velayet görevinin kötüye kullanılmak suretiyle temlik konusu yapıldığını ileri sürürek, eldeki davayı açmışlardır.
Gerçekten de, muris Kamile’nin 1/4 payının davalıya temlikinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu dosya kapsamıyla sabittir. Bu pay yönünden davanın kabul edilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının temyiz itirazları yerinde değildir, Reddine.
Ancak, davada davacıların babaları M.’dan gelen paylarının velayet görevinin kötüye kullanılması suretiyle temlik konusu yapıldığı ileri sürülerek, bu paylar yönünden de istekte bulundukları açıktır.
İddianın bu niteliğine göre, isteğin 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 2.kitabının 2.kısmının 7.ayırım başlığını taşıyan “Çocuk Malları” ile ilgili bölümünde yer alan (T.M.K.’nun 352 ila 363.maddeleri) düzenlemelerden kaynaklandığı sabittir. Öte yandan, belirtilen iddialarla açılan davaların 18.1.2003 tarihinde yayımlanıp aynı tarihte yürürlüğe giren 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4.maddesi hükmü gereğince kurulan Aile Mahkemelerince çözüme kavuşturulacağı tartışmasızdır. Görev kamu düzeniyle ilgili olup, mahkemece res’en gözetilmesi gerekli bir usul kuralıdır.
Mahkemece, 4787 Sayılı Yasanın 2.maddesi hükmü gözetilmek suretiyle, görev yönünden bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere işin esası bakımından hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.