YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10979
KARAR NO : 2006/12803
KARAR TARİHİ : 20.12.2006
ESAS NO : 2006/10979
KARAR NO : 2006/12803
MAHKEMESİ : GEYVE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/10/2002
NUMARASI : 2001/146-219
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 38 sayılı parselde kardeşi davalı Hüdaver ile 1/2’şer paydaş bulunduğunu, payının satışı için 6.4.2001 tarihli vekaletname verdiğini ancak, bu yetkiyi kötüye kullanacağından şüphelenince 9.4.2001 tarihli azilname ile azlettiğini, aynı gün davalıya telefonla da bildirdiğini, bunu öğrenen davalı, kardeşinin taşınmazı 10.4.2001 de davalı M..K..sattığını, ondan da 16.4.2001’de diğer davalı O..F.. satıldığını, vekaletnamenin kötüye kullandığını ve satın alan davalıların da iyiniyetli olmadığını ileri sürerek, iptal, tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı H.., satışta usulsüzlük bulunmadığını, azilnameyi satıştan bir gün sonra tebellüğ ettiğini belirtmiş, diğer davalılar da taşınmazı iyiniyetle aldıklarını savunmuşlardır.
Mahkemece, vekaletnamenin kötüye kullanıldığı, yolsuz tescile konu taşınmazın iyinetle dahi olsa edinilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu . parsel sayılı taşınmazın davacı ile davalı kardeşi H.adlarına paylı biçimde yarı yarıya kayıtlı iken, H. tarafından kendisine asaleten, 6.4.2001 tarihli vekaletname uyarınca davacıya vekaleten tamamının davalı M..K.. 4,5 milyar TL. ye satıldığı ; davalı M.’in de bu taşınmazı, 13.4.2001 tarihli vekaletname ile vekil kıldığı M. E. aracılığıyla diğer davalı O..F.. 16.4.2001 tarihinde 4,6 milyar TL.ye satış yoluyla devrettiği ; taşınmazın keşfen saptanan gerçek değerinin 38.127.450.000 TL. olduğu görülmektedir.
Davacı, davalı kardeşini 9.4.2001 tarihli azilname ile azledip aynı gün telefonla haberdar ettiği halde taşınmazın satıldığını, satın alan davalıların da kardeşi ile birlikte hareket ettiklerini, iyiniyetli bulunmadıklarını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Gerçekten, gerek davalı M..’in keşif sırasındaki beyanı gerekse tanık anlatımlarına göre, davalı H…’in vekalet görevini kötüye kullanarak davacıyı zararlandırma kastı ile taşınmazı el ve işbirliği içindeki davalı M…e aktardığı konusunda kuşku yoktur. Davalı H..in temyiz itirazı yerinde değildir, reddine.Ancak, son el malik davalı O..ın, yolsuz tescile konu olduğunu bilmeden taşınmazı iyi niyetle satın aldığının anlaşılması durumunda bu ediniminin korunacağı da kuşkusuzdur. Ne var ki, mahkemece bu yönde hükme yeterli bir araştırma yapıldığını söylemek mümkün değildir.
Bilindiği üzere; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları,dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle,alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiş tir.Bu amaçla Medeni Kanunun 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989 , tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.Öte yandan bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır.İşte bu nedenle Devlet,nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş,bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış,iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş,değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur.Belirtilen ilke Medeni Kanunun 1023.maddesinde aynen “tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 üncü kişinin bu kazanımı korunur” şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024.maddenin 1.fıkrasına göre “Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3 üncü kişi bu tescile dayanamaz” biçiminde öngörülmüştür.
Bu durumda, tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma,toplam düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin,iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi,hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır.Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta,şeklen iyi niyetli gözükeni değil,gerçekten iyi niyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması,bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim bu görüşten hareketle “kötü niyet iddiasının def’i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğin den (resen) nazara alınacağı ilkeleri 8.11.l99l tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir.
Hal böyle olunca ; davalı Orhan’ın iyiniyetli bulunup bulunmadığı, yolsuz tescili bilip bilmediği hususlarının tarafların gösterecekleri deliller de toplanmak suretiyle yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yetinilip yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davalı O…ın temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.