YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12714
KARAR NO : 2008/2118
KARAR TARİHİ : 25.02.2008
MAHKEMESİ : BALIKESİR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/09/2007
NUMARASI : 2002/321-2007/280
Taraflar arasında görülen davada;Davacı, kayden malik olduğu 12 parsel sayılı taşınmaza komşu 5 parsel malikinin elattığını; kadastro çalışmalarında zilyetliğinde olan bir kısım yerin davalı adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve iptal, tescil isteğinde bulunmuş, 18.7.2002 tarihli oturumda, ayrıca tapu iptal tescil davası açtığını eldeki davayı elatmanın önlenmesi yönünden takip ettiğini beyan etmiştir.
Davalı; çekişmeli yerin tapusu kapsamında kaldığını bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davacı iddiası sabit görülerek elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR –
Dava, eltamanın önlenmesi isteğine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir..Dosya içeriğinden, toplanan delillerden 12 parsel sayılı taşınmazın 1996 yılında senetsizden davacı adına tespit ve tescil edildiği, davalının ise komşu 5 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğu, taraflar arasında görülüp kesinleşen 2002/381 Esas 2004/983 sayılı tapu iptal tescil davası sonunda 5 parsel sayılı taşınmazın 30.74 m2 lik bölümünün tapusunun iptali ile 12 parsele ilavesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmişse de, elatmanın önlenmesine karar verilen bölümün (keşif ve bilirkişi raporlarından) taraflar arasındaki iptal tescil davasına konu edilen yer olduğu izlenimi uyanmaktadır.
Oysa uyuşmazlığın dava tarihindeki mülkiyet durumuna göre çözümlenmesi gerekeceği kuşkusuzdur.
Çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının yada kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşife hazırhale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır. Daha sonra belirlenen bu durum gözönünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkca gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle ve sonradan belirlenen mülkiyet durumunun eldeki davayı etkileyemeyeceği dikkate alınarak, dava konusu yerin dava tarihindeki mülkiyet durumuna göre haksız eylem nitelikli elatma olgusu olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere eksik inceleme ile yetinilerek hüküm kurulmuş olması doğru değildir.Davalının temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.2.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.