Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2007/7388 E. 2007/10826 K. 13.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/7388
KARAR NO : 2007/10826
KARAR TARİHİ : 13.11.2007

MAHKEMESİ : İZMİR 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/10/2006
NUMARASI : 2003/625-2006/387
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları M.A.Va….40653 ada 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlarını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla davalı kızına ölünceye kadar bakım aktiyle muvazaalı olarak temlik ettiğini ileri sürerek, miras payları oranında tapu iptal, tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirdiğini, miras bırakanın diğer mirasçılarada temliklerde bulunduğunu bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, temliki işlemin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 13.11.2007 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat S…. Ş.. geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vs. vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi S…A… tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali, tescil isteğine ilişkindir.
Davalı, miras bırakanın yaşlı ve hasta olduğunu, 38 yaşında olup hiç evlenmediğini, yaşamını miras bırakana ve daha önce ölen annesine adadığını, bakım borcunu yerine getirdiğini bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Miras bırakan M….A…nin 2.3.2003 tarihinde vefat ettiği, mirasçı olarak davanın tarafları ile dava dışı iki çocuğunu bıraktığı, çekişme konusu 2-3-4 parsel sayılı taşınmazlar murise aitken, 10.5.1999 tarihinde ölünceye kadar bakma akti ile davalıya temlik ettiği kayden sabittir.
Bilindiği üzere; ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (B.K.m.5ll).Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir.Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlu suda bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer.(B.K.m.5l4).Hemen belirtmek gerekirki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması,yada alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikinde muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa,irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir.Böyle bir iddia karşısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır.(B.K.m.l8).Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez;akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır.Bu haldede Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun l.4.l974 gün ve l/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın,ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri,elinde bulunan mal varlığının miktarı,temlik edilen malın,tüm mamelekine oranı,bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünde tutulması gerekir.
Somut olaya gelince; miras bırakanın temlik tarihinde 74 yazında olduğu, ciddi rahatsızlığının bulunduğu, davalı kızı ile birlikte oturdukları ve davalı tarafından bakımının yapıldığı, miras bırakanın diğer mirasçılarına da taşınmazlar verdiği anlaşılmaktadır. Esasen, bu yönler mahkemenin de kabulündedir. Öte yandan, ölünceye kadar bakma akitlerinde, bakım alacaklısının özel bir bakıma muhtaç olması da gerekmemektedir. Olayda, yukarıdaki ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, miras bırakanın muvazaayı amaçlamadığı, temliklerin bakım karşılığı yapıldığı, davalının bakım borcunu yerine getirdiği ve temlike konu taşınmazların makul kabul edilebilir sınırlar içinde olduğu sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMY’nın 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 500.00.-YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 13.11.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.