YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3773
KARAR NO : 2008/8631
KARAR TARİHİ : 08.07.2008
MAHKEMESİ : GERZE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
TARİHİ : 25/12/2007
NUMARASI : 2006/163-2007/170
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak miras bırakanın 97 ada 18 parsel sayılı tek taşınmazını ölünceye kadar bakma akti ile davalı kızına temlik ettiğini, ancak yapılan işlemin diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürüp, tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, iddiların doğru olmadığını, miras bırakanın ölünceye kadar bakılıp, görüp gözetilmek kaydıyla çekişmeli taşınmazı temlik ettiğini, kendisinde bu akdin gereklerini sonuna kadar yerine getirdiğini belirtip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muvazaa olgusu sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 8.7.2008 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Ö, Ç. K.geldi davetiye tebliğe rağmen temyiz edilen vs.vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların ortak miras bırakanı M.’nın çekişme konusu .ada .paDava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların ortak miras bırakanı M.’nın çekişme konusu rsel sayılı taşınmazını 5.7.2001 tarihinde ve ölünceye kadar bakma akdi ile davalı kızı M.’e temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, yapılan temlik işleminin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazalı olarak gerçekleştirildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır.
Bilindiği üzere;ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (B.K.m.5ll).Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir.Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlu suda bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer.(B.K.m.5l4).Hemen belirtmek gerekirki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması,yada alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikinde muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa,irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir.Böyle bir iddia karşısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır.(B.K.m.l8).Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez;akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır.Bu haldede Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun l.4.l974 gün ve l/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın,ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri,elinde bulunan mal varlığının miktarı,temlik edilen malın,tüm mamelekine oranı,bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünde tutulması gerekir.
Somut olaya gelince; miras bırakanın 1917 doğumlu olup, yaşlı ve bakıma ihtiyacının bulunduğu, ölümünden önce rahatsızlandığı ve davalının bakım görevini yerine getirdiği, miras bırakanın hastalığı ile ilgilendiği, onun gereksinimlerini karşıladığı dosya kapsamıyla ve özellikle tanık beyanları ile sabittir.
O halde, somut bu olgular yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde miras bırakanın temlikteki iradesinin gerçekten muvazaalı işlem yapmak değil,taşınmazını ivaz (bakım) karşılığı devretmek olduğu kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabul edilmiş olması doğru olmadığı gibi, kabul tarzı itibariyla da Türk Medeni Kanununun 28.maddesi hükmü uyarınca “ölüm ile şahsiyetin son bulacağı” ilkesi gözardı edilmek suretiyle ölü kişi adına sicil kaydı oluşturulacak şekilde hüküm kurulmuş olması da isabetsizdir.Öte yandan, dava dilekçesinde gösterilen değer yerine keşfen belirlenen ancak harcı tamamlanmayan değer üzerinden davacılar yararına fazla vekalet ücretine hükmedilmiş olması da doğru değildir.Davalının temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA,13.12.2007 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 550.00.-YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, paşin harcın geri iadesine, 8.7.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.