Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2008/6535 E. 2008/8773 K. 10.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6535
KARAR NO : 2008/8773
KARAR TARİHİ : 10.07.2008

MAHKEMESİ : EĞİL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/11/2007
NUMARASI : 1993/79-2007/144
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine; davalılar miras bırakanları adına kayıtlı 433 ve 495 parsel sayılı taşınmazlara dayanak tapu kayıtlarının miktarı ile geçerli olduğunu, ayrıca sınırların sabit olmadığını, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Davalılardan bir kısmı; davanın reddini savunmuş, diğerleri cevap vermemişlerdir.
Mahkemece; bir kısım davalıların, dava tarihinden önce öldüğü dava şartı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar; davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; niza konusu taşınmazlarda 433 parsel maliklerinin 1/3’er payla T., F. ve Hazine olduğu, dava tarihinden önce F.ve T.un ölmüş olup, T.’un tüm mirasçılarının davada taraf olarak bulundukları, F.mirasçılarının ise M., H.R.olup, bu kişilerin davada davalı olarak taraf gösterildikleri, ancak M.in davadan önce ölmüş olduğu görülmektedir. Keza 495 parsel sayılı taşınmazda T. 8/16, A.2/16, F. 3/16 ve Y. 3/16 pay sahibi oldukları, yine T.mirasçılarının davada taraf olarak bulunduğu, paydaş A.ve F.’nın dava tarihinden önce öldükleri ve davada taraf olarak gösterilen Y.ve M.’nin de dava tarihinden önce öldükleri dosya kapsamı ile sabittir.
Bilindiği gibi, paylı mülkiyet hükümlerine göre bir taşınmazda istisnai haller dışında ve kural olarak paydaşlar arasında zorunlu dava arkadaşlığı yoktur. Oysa, Türk Medeni Kanunu’nun 701 ila 703 maddelerinde öngörülen el birliği (iştirak) mülkiyetinde zorunlu dava arkadaşlığı söz konusudur.
Hemen belirtilmelidir ki, zorunlu dava arkadaşlığının varlığı hallerinde ortakların bir kısmına davada yer verilmesi halinde dava dışı diğer paydaşların da davaya katılmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır. Bu durumda 433 parsel sayılı taşınmazda paydaş olan F. mirasçılarından H.ve R.davada taraf gösterildiklerine göre, davadan önce ölmüş olan M.’in mirasçılarının zorunlu dava arkadaşı olarak davaya katılmalarının sağlanması gerekmektedir.
Diğer taraftan, 495 parselde paydaş olan kişilerden A., F. ve Y. dava tarihi itibariyla ölü olup, davalı olarak gösterilen mirasçılarının da dava tarihinden önce öldüğü dosya kapsamı ile sabittir.
Bu nedenle, A. ve F.mirasçıları aleyhine açılan davanın HUMK.’nun 38, Türk Medeni Kanunu’nun 28. maddesi ve 04.05.1978 tarih 4/5 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ölü şahıs aleyhine dava açılamayacağından ıslah yolu ile de hasım değiştirilmesine olanak bulunmadığı gözetilmek suretiyle, mahkemece verilen red kararı doğrudur.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi ayrıca, kabule göre de tüm mirasçıları davada yer alan T.mirasçıları hakkında bir karar verilmesi gerekirken, verilmemiş olması doğru değildir.
Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedene hasren HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.07.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.