YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7179
KARAR NO : 2008/9476
KARAR TARİHİ : 18.09.2008
MAHKEMESİ : LÜLEBURGAZ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/03/2008
NUMARASI : 2007/43-2008/138
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,miras bırakanı H.’in adına kayıtlı 2025 parsel sayılı taşınmazını dava dışı N. satış suretiyle devrettiğini, N.in ölümü ile de mirasçılarının anılan taşınmazı murisin oğlu davalı İ.’e satış suretiyle intikalini sağladıklarını,işlemlerin muvazaalı ve mirasçıdan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ileri sürerek, davalı adına olan kaydın iptali ile payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı,davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,işlemlerin muvazaalı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacının mirasbırakanı H.in maliki olduğu 2025 parsel sayılı taşınmazını dava dışı N.e satış suretiyle devrettiğini, N.ölümü ile de mirasçılarının anılan taşınmazı murisin oğlu davalı İsmail’e intikalini sağladıklarını, işlemlerin muvazaalı ve mal kaçırma amacıyla yapıldığını ileri sürerek eldeki davayı açtığı görülmektedir.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; mirasbırakan H.in’in adına kayıtlı 2025 parseldeki bahçeli kerpiç evini 25.11.1985 tarihinde dava dışı N.e satış suretiyle devrettiği, N.in 8.5.1993 tarihinde ölümü ile mirasçılarının çekişme konusu taşınmazı muris H. oğlu İ.’e 7.3.1994′ de sattıkları tartışmasızdır. Davalı İ.ile mirasbırakanı İ.n anılan taşınmazda birlikte ikamet ettikleri, akit değerleri ile gerçek değerler arasında aşırı fark olduğu miras bırakanın mal satmaya ihtiyacının bulunmadığı bilirkişi raporları ve dosya kapsamı ile sabittir.
Öyle ise, yapılan temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca, davanın kabul edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.Davacının temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,18.9.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.