Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2008/8249 E. 2008/10075 K. 13.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8249
KARAR NO : 2008/10075
KARAR TARİHİ : 13.10.2008

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL.

Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 139 ada 1 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının kendisine gelerek il merkezinde bir daireye karşılık anılan taşınmazı için takas teklifinde bulunduğunu, 76 yaşında olup okuma yazma bilmediğini, davalının kendisinin tecrübesizliğinden ve bilgisizliğinden yararlanarak, hile ile kandırıp vaat ettiği daire yerine 3448 ada 6 no’lu parseldeki 1/3 payı devrettiğini, 3300 m2’lik arsasına karşılık olarak 79 m2’lik arsadan 1/3 pay devralmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, iptal ve tescil isteminde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tapu intikalinin Tapu Sicil Müdürlüğü huzurunda bizzat taraflar arasında yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacıya ait 139 ada 1 parsel ile davalıya ait 3448 ada 6 parsel sayılı taşınmazdaki 1/3 payın 04.04.2008 tarihli akitle trampa edildiği ve mülkiyetlerinin devredilerek sicil kaydının oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Oysa davacı, davalının kendisini kandırarak anlaştıkları daire yerine başka taşınmazı devrettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. Borçlar Kanununun 28/1 maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille isbat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir.Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluylada kullanılabilir.
Somut olaya gelince; mahkemece, hükme yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde araştırma yapılarak, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm delillerinin toplanarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.10.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.